Zehra Bebek

Zeynep ZÂHİDE

Zeynep ZÂHİDE

02 Kas 2017 13:09
  • Kemal amca ve eşi Asuman hanımın yaşları artık altmışı devirmiş,  yetmişe aheste yürüyorlardı. Sağlık sebeplerinden dolayı ancak bir çocukları olabilmişti. O da kızları Asude hanımdı. Evin biricik evladı olması hasebiyle üzerine titriyorlar, tabir yerindeyse sineğin kanadından bile korumaya çalışıyorlardı. 

    Bu hassasiyetleri onun eğitim hayatına yansıdığı için kızları Asude’yi Türkiye’nin gözde okulları olan Hizmet Hareketine ait okullarda okuttular. Asude’nin okulda gördüğü milli ve manevi değerlere bağlı, ahlaken de mükemmel eğitimden oldukça memnunlardı. Son dönemde ülkemizde uyuşturucunun ilkokullarımıza kadar girdiğini düşündükçe, kızları Asude’nin yetiştirildiği Hizmet Hareketine ait müesseselerin kıymetini daha iyi anlamışlardı. 

    Kemal amca ve Asuman teyze varlıklı insanlardı. Kızları Asude hem ahlaken hemde fiziken güzel bir kızdı. Asude üniversite eğitimini tamamlamış, yetiştiği Hizmet Hareketine ait bir okulda da göreve başlayalı iki sene olmuştu. Asude’nin hem çok güzel hem de ahlaken mükemmel olması, ister istemez, gerek kendi akraba çevresinden gerek yaşadıkları muhitten konu komşularının Asude’ye talip olmalarını netice verdi. Ancak Kemal amca kapısına gelen, dünyaya bakan yönüyle dört dörtlük damat adaylarının hepsini reddediyordu. Onun aradığı damat adayının özellikleri farklıydı. 

    Ama gözüne kestirdiği delikanlı da kızını istemeye bir türlü gelmiyordu. Asude’yi istemeye gelenlerden bıktığı bir demde kalkıp doğruca Hizmet Hareketine ait erkek lisesine gitti. Teneffüs saatini bekledi, zil çalar çalmaz öğretmenler odasına yöneldi. Çok geçmeden ziyaret etmek istediği, bu okulda görev yapan matematik öğretmeni Salih Hoca öğretmenler odasına geldi. Salih hoca Kemal amcayı tanıyordu. Görür görmez “Oo Kemal amca hoş geldiniz” deyip hemen elini öpmek için hamle yaptı ama Kemal amca müsaade etmedi. 

    Salih hoca Kemal amcaya sebebi ziyaretini sordu. Kemal amca Salih hocaya kendisiyle görüşmek istediğini ancak konuşacakları mevzunun on dakikalık teneffüste anlatılamayacağını, dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyledi. Salih hoca da “Eyvallah Kemal amca, son dersim boş. 45 dakika sonra kantinde bir çay içeriz” dedi. 
    Kemal amca “Hele sen dersten bi çık da, biz seninle başka bir yere gideriz. Ben sizi bahçede bekleyeceğim” deyip Salih hocayı derse uğurladı. Kemal amca okulun bahçesinde bir banka oturup Salih hocayı beklemeye başladı.

    Kemal amca Salih hocayı beklerken kafasındaki soruların gelgitleri arasında bocaladı durdu. Yaptığı işin doğru olup olmadığını ölçtü tartı. Acaba bu iş için farklı bir yöntem mi uygulasam diye aklından geçirdi. 45 dakika boyunca kendi kendine konuşup durdu. Derken teneffüs zili çaldı ve çok geçmeden Salih hoca da çıkageldi. 

    -Buyrun Kemal amca sizi dinliyorum. Benimle konuşacağınız mevzuyu merak ettim.
    -Hocam seninle şöyle biraz dolaşalım.
    -Eyvallah nereye gidiyoruz?
    -Bir yere gittiğimiz yok hocam. Arabada benzin var nereye istersek oraya gider, hem gezer hem dertleşiriz. 
    Salih hoca iyice meraklanmıştı.
    -Kemal amca iyice meraklandırdın beni. Hadi gidelim o zaman.
    Kemal amca mevzuya nasıl gireceğini bilemiyordu. Bak Salih hocam! diye başladı söze;
    - Bu mevzuyu sana nasıl açacağımı günlerdir düşünüyorum ama kafamdaki düşünceleri bir kalıba döküp şekillendiremedim. Onun için belki senin için de tuhaf gelebilir, şimdiden söyleyeyim. 
    -Hele bir söyle bakalım Kemal amca neymiş seni günlerdir meşgul eden konu? İnşallah bir kusurumuz olup da fırça atmak için gelmediniz? 
    -Yok hocam! Estağfurullah. Olur mu öyle şey.
    -Dinliyorum Kemal amca.
    -Salih hocam bizim Asudeyi tanıyorsun.
    -Evet! Zümrelerde karşılaşıyoruz o kadar. Ne oldu ki?
    -Salih hocam, son bir yıldır sürekli sağdan soldan talipleri geliyor. Fakat, ne benim ne de kızımın, hiçbirine bir türlü kanımız ısınmadı. 
    -Ee 
    -Ee si! Diyorum ki siz bir birinize yakışırsınız. 

    Bu sözü duyan Salih hoca bir anda ne diyeceğini şaşırdı. Adeta; boğazına bir şey kaçmışta zorla onu çıkarmaya çalırcasına öksürmeye başladı. Bir taraftan hiç beklemediği, hem de hiç alışık olmayan bir tarzdaki bu teklife şaşırdı, diğer taraftan da yetiştiği çevre itibariyle edebinden kıpkırmızı kesildi. Bu hal beş dakika kadar sürdü. Sonra ikisi de sustu. 

    Sessizliği yine Kemal amca bozdu. 
    -Ne diyorsun hocam? 
    -Kemal amca ne diyeceğimi şaşırdım. Ben bu teklifi hiç beklemiyordum. Daha doğrusu sizden beklemiyordum. 
    -Salih hocam ben aslında bir kaç defa müdür beye durumu izah etmeye çalıştım ama sanırım o beni anlamadı. Ya da işlerinin yoğunluğundan bu mevzuyla ilgilenemedi. Salih hocam Asude benim dünyadaki tek evladım. Sizi tanıyorum siz de Asude’yi tanıyorsunuz. Bir yıldır taliplilerine söz yetiştirmekten bıktım. Bu işi noktalamak istiyorum artık. Annesi ağzını yoklamış. O da bizim gibi düşünüyor. Eşinin Hizmet Hareketinden biri olmasını istiyor. Arkadaşlardan da hiç halimizi görüp anlayan yok. Mecburen biz söylemek zorunda kaldık. 

    -Kemal amca, annemler de beni sürekli sıkıştırıp, akrabalarımızın kızlarını teklif edip duruyorlar. Ama ben de sizin gibi düşünüyorum. Evleneceğim müstakbel eşimin Hizmet Hareketinden biri olmasını istiyorum. Şimdiye kadar annemleri hep oyaladım durdum. Fakat ben biraz daha bekar kalıp Hizmet etmek istiyordum. Malum, evlenince bekar gibi rahat hareket edemiyor insan. 
    -Hocam sizi anlıyorum ama evlenince de farklı kulvarlarda hizmet edersiniz. Asude de hizmetlerinizi engellemez.
    -Kemal amca Asude hanım engellemez de çoluk çocuk derken farkında olmadan bazı vazifelerimi aksatırım diye korkuyorum.
    -Olur mu öyle şey hocam? Siz aklı başında insanlarsınız. Onun da plan ve programını yapar, yine de bu işin altından kalkarsınız.
    -Kemal amca bana biraz müsaade et biraz düşüneyim.
    -Olur hocam. Sizden haber bekleyeceğim.

    Kemal amca, aynı zamanda çalıştığı okulun pansiyonunda müdürlük yapan Salih hocayı okula bırakıp evine döner. 
    Eve geldiğinde eşi Asuman teyzeye bu gün ne yaptığını anlatır. Asuman teyze şaşırır ama yaptığının güzel bir şey olduğunu söyleyip Kemal amcayı rahatlatır. 
    Kemal amca eşi Asuman teyzeyi tembihler “Şimdilik Asude’ye bir şey belli etme. Salih hoca kararını verirse istemeye geliyorlarmış gibi normal prosedürü işletiriz” der.

    Neticede bir hafta sonra Salih hocanın ailesinin de oluruyla ilk girişimde bulunurlar. Salih Hoca anne ve babasıyla Asude’yi istemeye gelirler. 
    Çok geçmeden, söz, nişan derken iki ay içinde düğünlerini yaparlar. Kemal amca Salih hocaya adeta yalvarırcasına dil döker. Çok büyük olan evlerinde beraber yaşamaya razı eder. Çünkü Kemal amca ve Asuman teyze kızlarına aşırı derece düşkündürler. Salih ve Asude’nin evliliklerinin altıncı ayında Asude’nin hamile olduğu öğrenirler. Kemal amcaların sevinci görülmeye değer. Öyle mutlular ki; daha kızlarının hamile olduklarını duyar duymaz evlerindeki en büyük odayı bebek odası yapamaya karar verirler. Daha cinsiyetini bile öğrenmeden başlarlar eve bebek eşyaları almaya. Derken, iki ay sonra cinsiyetini de öğrenirler. 

    Kemal amca ve Asuman teyze gelecek torunlarıyla ilgili hayaller kurup planlar yaparken, günler; kaderin kaza hükmünün icra edileceği zamana doğru akmaktadır. Aylardan  Temmuz, günlerden Cuma. Saatler akşam 9:30 - 10. Yaz sıcaklarından bunalıp, akşam yemeğinden sonra evlerinin balkonunda çaylarını yudumlarken içerden Asuman teyze, “Kemal bey Kemal bey, hele içeri gelin, garip şeyler oluyor memlekette” der. 

    Kemal amca, Salih hoca ve Asude hemen içeri girip televizyonun karşısına geçerler. Hakikaten garip şeyler oluyor. Sıradan bir onbaşı dahi planlasa bu kadar acemice darbe girişimin olamayacağı, dünyanın en geri zekalı insanının dahi senaryo olduğunu anlayacağı bir tiyatro sahneye konmaktadır. Kemal amcanın ilk tepkisi şu olur “Eyvah! Bu işin faturası bize kesilmek üzere planlanmış. Ama O (cc) plan yapanların en hayırlısıdır” der. 

    O gece ve arkasından gelen üç gece sokaklarda, aldatılmış yığınların aşırı gürültü yapmalarından doğru dürüst uyuyamazlar. Gelen haberler çok kötüdür. Hizmet Hareketine ait müesseseler yağmalanmakta, Hizmet hareketine mensup oldukları bilinen insanların evleri taşlanmakta, hatta linç girişimleri haberleri gelmektedir.

    Salih hoca çalıştıkları okulu görmek ister ama Kemal amca başlarına bir şey gelir diye, evden dışarı çıkmalarına müsaade etmez. Neticede Salih hocanın ısrarıyla bir gün öğleden sonra Kemal amca, Salih ve Asude arabaya binip çalıştıkları Hizmet Hareketine ait okulu ziyarete etmek için yola çıkarlar. 

    Okula vardıklarında gözyaşlarını tutmazlar. Vandallar, Türkiyenin gurur duyduğu okulu adeta harabeye çevirmişlerdir. Zaten kapıda bekleyen polis olduğu bile meçhul birileri tarafından içeri bile sokulmazlar. Dönüp gerisin geriye evlerine dönmek isterlerken orada bulunan ve her halinden onların elebaşları olduğu anlaşılan kişi tarafından durdurulurlar. Kimlik kontrolleri yapılır ve Kemal amcanın korktuğu başına gelir. Kızı ve damadı Salih hoca gözaltına alınır. 

    Kemal amca beyninden vurulmuşa döner. “Ben şimdi Asuman’a ne cevap vereceğim” der ve oturup, arabada dakikalarca ağlar. Çaresiz eve döner. Eve döndüğünde Damadı ve kızını Eşinin yanında göremeyen Asuman teyze bir şeylerin ters gittiğini anlar ama Asude’si ve damadının tutuklanabileceği hiç aklına gelmez.

    Konuşacak mecali kalmamış Kemal amcayı karşısına alır ve başlar ardarda sorular sormaya. Aldığı her cevapla yıkılır Asuman teyze. Kemal amca ve Asuman teyzeyi o halde gören komşularının hiçbiri gelip de “Ne oldu size? Niye bu feryad u figan” demezler bile. Oysa daha düne kadar çocuklarını onların referansıyla Hizmet Hareketine ait okul ve yurtlara yazdırmak için eşiklerini aşındıran, kapılarında kuyruk döven aynı insanlardır. 

    Kemal amca ilk şoku atlatmış, eşi Asuman teyzeyi teselli etmeye başlamıştı. Ama mümkün mü Asuman teyzenin teselli olması? Uçan sinekten korudukları hemde hamile olan biricik kızları kim bilir şimdi nasıldı? “O hiç alışık değildi dar yerlerde kalmaya” deyip, başlar ağlamaya. O gece Kemal amca ve Asuman teyze uykusuz ve ağlayarak secdede sabahlar. İkinci gün sabahın erken saatlerinde Emniyet müdürlüğünün öne gelirler. Ama haber almaları mümkün değildir. Bir hafta, her gün sabahın ilk ışıklarıyla emniyetin önüne gelirler, taa gecenin yarısına kadar orada beklerler.

    Bir hafta sonra  Salih hocayı ve Asude’yi tutuklanmak üzere mahkemeye sevk ederler. Kemal amca, damadı ve kızının tutuklanma gerekçesini duyduğunda kulaklarına inanamaz. Yaklaşık 8 aydır uygulamadan kaldırılan, arkadaşlarıyla günlük okuyacakları virdlerin paylaşıldığı “Bylock” uygulanması gerekçe gösterilmiştir “Bunda bir yanlışlık var. Bu hesap Bağdat’a varmadan döner” diye, eşi Asuman teyzeyi teselli etmeye çalışır. 

    Günler su gibi akarken, Kemal amca ve Asuman teyzenin gözlerinde de yaşlar çağlayan olur adeta. Bir müddet sonra kurur gözyaşları. Geçen zaman zarfında Asude hapishanede çok zor şartlarda doğum yapar. Farklı şehirlere sevk edilen damadı ve kızlarının açık görüş günlerini hep iple çekerler. Torunlarına Zehra adını koymuşlar. Ellerinde, torunlarından hatıra, hapishane fotoğrafçısının çektiği bir tek fotoğraftan başka bir şey yok. Çıkacakları günü iple çekiyor, dua dua yalvarıyorlar, bu zalimlere mühleti veren Rab-i Rahimlerine. 

    Geçen hafta Zehra bebeğin doğum günüydü. Kemal amca adeta torunu yanındaymış gibi bebek odasını süslemiş, gidip küçük bir pasta almış ve kimseciklerin gelmediği doğum gününü bir boş beşiğe bir de duvarda her gün öpüp kokladıkları Zehra bebeğin resmine bakıp ağlayarak kesmişler doğum günü pastasını. 

    Şimdi siz, benim bu yazdıklarımı 17 bin ile çarpıp, üstüne 668 ekleyerek okuyun. Yani 17 bin kadın ve 668 bebek, Türkiye'de darbe suçlamasıyla hapishanelerde. Ve, hamile bir bayanın, sıradan bir öğretmenin, darbe suçlamasıyla bir yıldan fazla hapiste tutulmasına söyleyecek sözünüz varsa bir yorum yapın.

    Ey rahmeti sonsuz Allah’ım, kimisi hapishanede, kimisi gurbette. Kimisi evladına, kimisi anne babasına. Kimisi eşine, kimisi beyine hasret. Sen bu hasretleri tez zamanda vuslata inkılap ettir. 

    Amin amin elfü elfi amin. 

    Zeynep ZAHİDE 
    02 Kas 2017 13:09
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR