Sıkıntısı Az Bir Bayram Geçirmenin Yolları Üzerine...


Beklenen bayram ve bayramla birlikte gelen tatil bazıları için bir dinlenme zamanı, bazıları içinse daha fazla yorulma anlamını taşıyor. Eğer çocuksanız, biraz harçlık toplama, sağda solda koşuşturma ve anne baba gelen gidenle meşgulken bilgisayar başında çaktırmadan zaman geçirme, play station oynama gibi anlamlar taşıyor. Eğer evin hanımıysanız ve evde kurban kesilmişse günün önemli bir kısmının tezgah başında etlerin yoluna konmasıyla geçeceği bir gerçek. Bu yazıyı da okuma ihtimaliniz yok gibi. Eğer erkekseniz ve kurbanı alıp bir de kestirdikten sonra işiniz bitmiş sayılır. Bayram boyu dinlenme hayalleri kurabilirsiniz, şöyle yan gelip yatma gelen gidene de evde yok numarası yapma gibi diyeceğim pek fazla bir şey yok. Her nerede ve hangi şartlar altında olursanız olun bayramlar aile halkının bir araya geldiği ve bir şekilde karşılaşmaların arttığı zaman dilimleri. Sair günlere oranla bayramlar biraz daha fazla tolerans gücünüzün olması gereken zamanlar. Her şeyin kendisine göre belirlenmesine alışmış modern zaman insanının, kendisini değil de diğerini öncelemesini gerektirecek ve bundan da keyif alacak bir duruş sergileyebilmek epeyce ustalık gerektiriyor. İnsan ilişkilerinde bu ustalığı yakalayamamış insanlar bayram boyunca ya kalp kırarak yada kalpleri kırılarak en yakınlarına da evi ve bayramı dar ederek bir bayram daha geçirecekler ve pek çok koşullanmışlık altında pek çok şeye tövbe edecekler. Mesela bayramda kimin tarafına gidilecek sorunu yüzünden yüzlerce insan birbirinin kalbini kırıyor.Barışmanın esas olduğu bayram bizzat küskünlüğün nedenine dönüştürülüyor. Bir bayram bir tarafa diğer bayram diğer tarafa giderek bu işi çözenler olduğu gibi ,her bayram önce erkeğin tarafına, sonra kadının tarafına gidilen evlerde yok değil. Bazı aileler de ise, bayram tatil anlamına gelip termal otellere yada ülke dışı seyahatler de gidilmiyor değil. Hangisi doğru diye düşüldüğünde bunun tek bir cevabı olmadığını söyleyebilirim. Bu eşerin ailelerinin aynı şehirde mi farklı şehirlerde mi olduğundan tutunda yaş faktörüne kadar otelelr aile büyükleriyle birlikte mi yalnız mı gidilecek gibi pek çok değişkene bağlı olarak değişir. Ama asıl olan bir şey var ki o değişmez . O da karşılıklı olarak iki tarafın oturup konuşması ve sorunu kendi bireysel çıkarlarına göre değil ortak vicdana ve ortak mutluluğa göre yeniden yapılandırmalarının gerekliliğidir.Önemli olan bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir .Bu niyetle yola çıkılırsa iki tarafında kabul edeceği bir yolda mutlaka buluşulacaktır. Böyle yapılmayıp karşılıklı inatlaşma devreye girerse tarafların çatışması ve kalplerde nefretin doğması kaçınılmaz olacaktır. Ve bayramlar herkes için kabusa döner. Bir tarafın istediği yapılıyormuş gibi görünse de aslında iki taraf da uzun vadede kaybeder. Bir başka bayram sıkıntısı da aile büyüklerinin evinde toplanan kardeşler, enişteler, yeğenler, kuzenler eltiler arasında cereyan eder ki oda şöyledir. Gizli bir rekabet. Bu rekabet ve karşılaştırma her şey üzerinden yapılabilir. En başta çocuklar üzerinden, kazançlar üzerinden, yeni evlenmeler ve boşanmalar üzerinden dönen muhabbetlerle büyürde büyür. Bir tarafın narsistik gruru okşanırken diğer taraf acımasızca yerden yere vurulur. Birbirleriyle kan bağı veya evlilik bağıyla akraba olmuş bu kişiler dışarıdan bakıldığında Rusyayla Amerika gibi rekabete girmiş gibi davranabilirler. Sizin çocuk nereyi kazandı? Matematiği nasıl, bizimkisi çok başarılı. Duydum ki sizinki tembelmiş. Sen zayıflamışsın, iyi bakmıyor galiba ! A sen ne kadar da kilo almışsın! Arabayı hala değiştirmediniz mi? Hala aynı evde mi oturuyorsunuz? Yine mi işten atıldın? Daha borçlarını bitiremedin mi? Sizin çocuk saçını mı uzatmış öyle … Bu türden sorular birçok insanı bayrama çıktığına çıkacağına pişman eder. Hangimizin ne hakkı var ki bir diğerinin hayatına bu kadar izinsiz ve bu denli pervasızca dalabiliyoruz? Sonrada bu bayram falanlar gelmedi? Yada artık çocuğu getiremiyoruz gibi yakınmalarda bulunuyoruz. Çocuk gelir mi hiç neyle karşılaşacağını nasıl didikleneceğini biliyor da o nedenle gelmek istemiyor. Yada henüz evlenememiş genç kız hala birini bulamadın mı sorularını bilmem kaçıncı kez duymamak için gelmiyor belki de? Gelse de bir köşede sinmiş sessizce seyrediyor olan biteni. Ama bu seferde bir başka eleştiriden nasibini alıyor ‘’ne kadarda çekingensin, böyle gidersen evde kalman kaçınılmaz!’’ Yani diyebiliriz ki hiç kimsenin bayramı bahane edip diğerinin yaşamını bu denli sorgulama hakkı yok. Bazılarınızın eee biz ne konuşacağız o zaman dediğini duyuyorum.Havadan sudan demiyeceğim elbette. İnsana dair yaşama dair her şeyi konuşabiliriz. Bayram bunun içindir tanışmak için anlaşmak için. Eleştirmek için değil, didiklemek için değil. Birilerini hedef tahtası yapmak için değil. Dinlemek içindir bayramlar,halleşmek için, söyleşmek için. Bazı evlerde de takıntı bir şekilde başkalarını memnun etme davranışı gözlenir ki eğer o eve misafir gitmişseniz keyfinize diyecek yoktur ama yok evin halkındansanız yandınız demektir. Gelen giden bir türlü bitmez çayın altı kapanmaz sürekli bir hizmet durumu, sürekli bir alarm durumu vardır. Sakın ola misafir sevmediğim düşünülmesin! Benim dikkat çekmek istediğim nokta bir tarafın abartılırken diğer tarafın hiçe sayılması. Gereğinden fazla hizmet davranışlarının evdeki hizmet edenleri gerçekten istedikleri için yapmaktan soğutması . Mecburiyetten ve istemeyerek yaptıkları hizmetten dolayı pek çok şeyden nefret eder hale gelmeleri. Çok duyuyorum ‘’babamın evi gelen gidenle dolar taşardı .Hiç oturmadan hizmet ederdik. Yine de ne babam ne annem memnun olmazdı. Bayram mı sadece içimden kaçmak geliyor’’ diyen danışanlarım hiç de az değil. Hayatın aslı dengedir. Bazılarımız bazı şeyleri daha fazla önemsiyor ve seviyor olabilir . Karşı taraftan belli ölçüde fedakarlık bekliyor bunun da hakkı olduğunu düşünüyor olabilir .Ama bayram herkes için gelir. Bu nedenle ev halkının da bayramı gönlünce yaşamasına imkan tanımak, elinden geleni yapan gelinlere, kızlara, evin hanımlarına içten teşşekkür edebilmek ve yüklerini elden geldiğince hafifletmek daha güzel bir davranış olacaktır.O zaman insanlar düşünüldüklerini ve önemsendiklerini gördüklerinde daha içten çalışmalarına binaen daha az yorulacak ve bayramı sadece hizmet etmek yönüyle değil sohbet etmek yönüyle de keşfedeceklerdir. Dilerim bayramda herkesin omzuna bir mutluluk kelebeği konar ve bütün insanlar daha azla yetinmeyi bilerek, vermeyi ve paylaşmayı öğrenerek çok daha mutlu olabileceklerini deneyimlerler. Kesin olan bir şey var ki mutluluğun anahtarı sadece ben iyi olayım başkası ne olursa olsun demekte değil, insanları anlama niyetiyle yaklaşmaktadır. Diğerine ne kadar özenle yaklaşabilirseniz, o kadar mutlu olursunuz.
<< Önceki Haber Sıkıntısı Az Bir Bayram Geçirmenin Yolları Üzerine... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER