Sen misin Ergenekon'u yazan!


Yargının geniş bir kesiminin sürmekte olan Ergenekon soruşturmasına soğuk baktığı gün gibi aşikâr. Bunu demeçlerde, yeni yıl mesajlarında görmek mümkün. Adliye koridorlarında da 'tertip'li 'komplo'lu birtakım senaryolar dolaşımda. Bu tablonun biz gazetecileri, daha doğrusu Ergenekon'u, Güneydoğu'daki faili meçhulleri, illegal yapılanmaları haberleştiren, köşesine taşıyan bir avuç gazeteciyi ilgilendiren tarafı ise şu: İster mahkemenin kabul ettiği ve artık kamuya mal olmuş iddianameden ister göz önünde cereyan eden olaylardan bahsedin, haber ya da köşe yazın kendinizi hemen adliyede buluyorsunuz. Bugüne kadar o kadar trajikomik 'yayın yasağı ihlali' davalarına şahit olduk ki... Şüphe insanın beynini kemiriyor. Acaba bu soruşturma ve davalar bir çeşit cezalandırma yöntemi mi diye. Mesela dört yıldızlı bir general gözlem altına alınıyor. Gün boyu televizyonlar canlı yayında. Siz 'şu gerekçeyle gözlem altına alındı' türü iki satır yazsanız hakkınızda soruşturma açılıyor. Son örnek Şamil Tayyar'da yaşandı. İddianamede olan bir telefon diyaloğunu köşesine taşıdığı için mahkûm oldu. Mahkeme 'iyi halini' gözeterek cezayı erteledi. Eğer beş yıl süreyle uslu çocuk olur 'çiçek böcek ya da balina yazarsa' cezaevine girmekten kurtulacak. Benzeri tablo hepimiz için geçerli. Hakkımızda çok sayıda soruşturma ve dava açıldı. Eğer herhangi birinden mahkûm olursak ki bu sürpriz sayılmamalı Tayyar gibi beş yıl süreyle bu konulara giremeyeceğiz. Bu yapılan bir tür sansür... Sizce de öyle değil mi? İki çocuk bir araya gelirse! Bayram günü can sıkıcı bir konu olduğunun farkındayım. Bazılarının tepkisini çekeceğini de biliyorum. Ama 'durun bir de konunun böyle bir boyutu var' demeyi de gazeteci sorumluluğu olarak gördüğümü ifade etmek zorundayım. Yaklaşık bir yıldır süren bir 'taş atan çocuklar' tartışması var. Özellikle İstanbul'daki bazı meslektaşlarımız 'vah vah gariban bebeleri cezaevine tıkıyorlar' söylemiyle dolanıp duruyorlar. Tam gündemden düşüyordu ki Cem Garipoğlu tartışmasıyla tekrar 'çocuk' olayına geri döndük. Konumuz Garipoğlu değil ama şunu ifade etmek lazım. Medya olarak bir katilden kahraman çıkarmayı başaracağız. Sucuk ekmeğinden tutun da dinlediği müziğe kadar her şeyi didik didik ettik. Oysa ortada vahşice işlenmiş bir cinayet ve organize bir karartma faaliyeti var. Terör mağduru olduğu iddia edilen taş atan çocuklar meselesine gelince. Malum, PKK ve şehirdeki uzantıları sık sık çocukları ve kadınları sokağa sürer. Özellikle de polisle karşı karşıya getirmek için çaba sarf ederler. Sokakta binlercesi olduğu için de lojistik sıkıntısı da yok. Hayatında hiç toplumsal olay takip etmemiş, o ortamda bulunmamış meslektaşlarımız 'ama onlar çocuk' edebiyatında. O çocukların yaşından daha fazla bu tip olayları takip etmiş ve son olarak Başbakan Erdoğan'ın olaylı Van ve Hakkari seyahatlerinde bizzat taş ve molotof yağmuru altında kalmış birisi olarak diyorum ki bu konu 'romantik solculuk' yapacak bir konu değil. Eğer o 'çocukların' attıkları taşın nasıl yıkıcı bir etkisi olduğunu görmek istiyorsanız bir kez bu tip bir eylemi yerinde izleyin. Ona cesaretiniz yoksa polislere sorun. Hadi onları tarafsız kabul etmezseniz sahada olan ve adını dahi bilmediğiniz yerel muhabirlerinize sorun. Ben kendi tecrübemden hareketle söyleyeyim. 'İki çocuk' bir araya gelsin attıkları taşlar ve molotofkokteyllerinin neden olduğu hasar tahmin edilmeyecek kadar büyüktür. Eğer aracınıza molotoflu bir saldırı yapılmışsa canınızı kurtardığınıza dua edersiniz. Evet keşke hiç terör olmasa ve bu çocuklar büyükler tarafından polisin önüne atılmasalar. Ama şunu unutmamak lazım ki 'polise taş attığı için cezaevine düşen çocuklar' edebiyatı en çok da onları yollara dökenlerin işine yarıyor. 'Töre' diyerek çocuklara cinayet işletenler 'oyun' deyip ellerine taş tutuşturdukları çocukları sokağa sürüyorlar. Konu hassas ve çok boyutlu düşünmeyi şart kılıyor. *********** Bayram mesajı Avlarlı Efe'den: 'Hüzn-i keder def ola - Dilden hicab ref ola - Cümle günah affola - Bayram ol bayram ola...' Bayram gibi bayramlara ulaşma temennisiyle Ramazan Bayramınız kutlu olsun. Şeker tadında bir bayram geçirmeniz dileğiyle...
<< Önceki Haber Sen misin Ergenekon'u yazan! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER