Bağdat Evliyasından BİŞR-İ HAFÎ

Safvet Senih

Safvet Senih

06 Ara 2023 12:08
  • Hicrî 136 senesinde Abbasî halifesi  seçilen el-Mansur, Bağdad’ı inşâ ederek hilâfet merkezini oraya taşımıştır. Bağdad’da Cüneyd-i Bağdadî, Seriyyü’s-Sakatî ve Bişr-i Hafî gibi mâneviyat büyükleri yetişmiştir. Bişr-i Hafî H.  150  (M. 767)  senesinde Bağdad’da doğmuş ve H. 227’de  de yine Bağdad’da vefat etmiştir.
    Zikredilir ki, zengin bir ailenin çocuğu olan Bişr, normal günlük hayatında her istediğini almakta, her arzusuna nâil olmakta yani mazbut bir hayat yaşamamakta iken günün birinde çamur içinde yuvarlanmış bir kağıt görür. Üzerinde Allah ismi yazılı olduğunu fark edince çok üzülür ve hemen eğilerek o kâğıdı alıp, çamur ve kirlerini silerek hürmete lâyık hâle getirerek, bütün müminlerin gönüllerinde yer almasını temin eder. Zira, Allah ismi celâline gösterdiği bu saygının gecesinde gördüğü rüyada, kendisine şöyle hitap edilir:  “Ey  Bişr-i Sen Bizim ismimizi çamurda kaldırıp yüce bir yere koydun, hürmete lâyık yerde muhafaza ettin. Biz de bundan sonra senin ismini öyle yapacak, hürmete lâyık hale getireceğiz!..
    Bu hitaptan sonra, Bişr-i Hafî’nin gönlünde İslâma karşı derin bir sevgi, iç dünyasında dînî emir ve ölçülere karşı ciddî bir alâka uyanmaya başlar. Mânevî duygular, imanî arzular, onu o kadar sarar ki, artık Bişr, şahsında İslamiyetin bütün emirlerini olanca titizliğiyle yaşamaya gayret eder.
    Ancak bu sırada etrafa yayılmaya başlayan şöhretinden de korkmaya başlar. Bundan sonra hep şöyle dua eder:
    “Allahım, dünyadaki şöhretim âhiretteki itibarımı yok edecekse, beni böyle bir şöhretten muhafaza eyle!” 
    Bişr-i Hafî Hazretlerinin hânesinde de aynı anlayış, aynı zühd ve takva da kız kardeşleri tarafından yaşanmaktadır. Hatta üç kız kardeşinin Bişr’de geri olmadığını söylemek de mümkündür. Çünkü tarihlere geçmiş bazı hatıralar, onların bu yüceliğinin delili görünmektedir:  Mudğa, Muhka ve Zübde isimlerindeki kardeşlerinden Mudğa vefat edince, Bişr, şöyle demiştir: “Bazı eserlerde gördüm ki, Allah, bir kulu günahından dolayı cezalandırmak ister ise, önce onun yakınını alırmış. Mudğa, benim için böyle bir yakındı. Ondan çok ders aldım. Benim tesirli mürşidlerimden birinin bu kız kardeşim olduğunu söylemem asla mübalağa değildir.”
    Bu mevzuda Ahmed bin Hanble Hazretlerinin oğlunun şahit olduğu şu olay meseleyi aydınlatır: “Bağdad’da babam Ahmed’in huzuruna bir kadın girdi, müşkülü bulunduğunu söyleyerek suâlini, şöyle sordu: 
    -Yâ İmam!  Ben yün eğirerek geçimimi temin eden bir kadınım. Bu gece mum ışığında yün eğirirken mum söndü, ben de dışarı çıkıp ay ışığında eğirdim. Şimdi ise her ikisini de pazarda satacağım. Acaba bu iki ipliğin de fiyatı aynı mı olmalı, yoksa mum ışığındaki ile ay ışığındakinin fiyatı farklı mı olmalı?
    Bana babam şöyle cevap verdi:
    -İki ip arasında kalite bakımından fark varsa fiyatta da fark olması lâzım gelir. Her ikisi de aynı kalitede ise, aynı fiyattan satmanızda bir mahzur söz konusu olmaz.
    Kadın ikinci sualini de şöyle sordu:
    -Hastanın rahatsızlık anındaki âh ve eninleri bir şikayet midir?
    -Evet şikayettir. Ama Allah’a şikayettir, kula değil!  Eğer kullara şikayet mânâsında âh ve enin ederse, bu hata olur, kulluğa lâyık olmaz.
    Kadın çıkıp giderken babam, “Çabuk bu kadını takip et, kimin evine girecek anla” dedi.
    Ben de peşine düştüm, girdiği evi görünce, dönüp geldim, babama:
    “Bişr-i Hafî’nin evine girdi.” dedim. Babam bu defa şöyle dedi:
    Tahminimde yanılmamışım. Böyle bir hanım ancak Bişr’in evinde yetişebilir.”
    Bişr-i Hafî der ki:
    “Ben takvayı onlardan öğrendim. Kardeşlerim haram şöyle dursun, şüpheli  şeylerden bile kaçarlar, mahzurlu buldukları durumlara asla yanaşmazlardı.”
    Evet, en bahtiyar ve mesud hayat, aynı çatı altında yaşayan aile fertlerinin dindarlıkta birbirlerini teşvik ve teyid ettikleri hayattır. Bişr-i Hafî, bu müşterek anlayış içindeki bahtiyar bir hayatı yaşamış, onun saadetini tadmıştır. Acaba biz ne halde, ne âlemdeyiz? Aile fertlerimizde böyle bir yakınlaşma, imanî ve İslâmî konularda birleşme söz konusu mu?  Yakınlarımız böyle bir saadete yardımcı olma arzusunda mı?
    Bişr-i Hafî ve kardeşleri vefat edeli asırlar oldu, yüzlerce sene geçti. Ama onlar hâlâ imanlı gönüllerde, dindar dillerdeler. Hizmetleri ve örnek hayatlarıyla daima yaşıyor, dualarla, takdirlerle anılıyorlar. Demek mânen yaşıyorlar… 
    (Ahmed Şahin, Örnek Yaşayışlarıyla İSLAM  BÜYÜKLERİ)

    06 Ara 2023 12:08
    YAZARIN SON YAZILARI