Doların nerede duracağını kimse bilmiyor

Turhan Bozkurt

Turhan Bozkurt

27 Eki 2020 14:42
  • Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak iki aydır peş peşe çarpıcı sözler sarf ediyor. Nadiren konuşan bir bakanın tekrar ederek kullandığı ifadelerin izini sürmek ufuk açıcı olabilir. 

    İşte o sözlerden bazıları: “Ben artık dolara bakmıyorum. Rekabetçi kur cari açık problemini çözecek. Maaşı dolarla mı alıyorsunuz? Dolarla ne işiniz var!”

    Her ne kadar Albayrak’ın sofistike bir çıkış yaptığına kanaat getirenler olsa da esasında Hazine Bakanı o acı hakikati itiraf etti. 

    Saray kalemşorlarının “İşte bu!” tezahüratları ile alkışladığı çıkışın satır aralarında şu hakikat saklıydı: “Dolar alan yanan tezini ispat etmek için elde avuçta ne kadar döviz varsa sattık. En az 100 milyar doları sobada yaktık. Merkez Bankası’nın (TCMB) rezervleri eridi ve kurlara müdahale imkânı kalmadı.” 

    MERKEZ BANKASI’NIN NET REZERVİ: -52,7 MİLYAR DOLAR

    TCMB’nin tablolarına göre 25 Eylül itibarıyla swap (döviz-TL takası) yükümlülüğü 62,9 milyar dolar. 

    Net uluslararası rezerv 17 milyar dolar. Eylülde net rezerv -45,9 milyar dolar. Bitmedi. Dış varlık-döviz yükümlülük-swap tutarı şeklinde yapıldığında sonuç -52,7 milyar dolar. Söz konusu tutara TCMB'nin piyasaya borcu da diyebiliriz. 

    Merkez Bankası’nın Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda döviz işlemlerinin bakiyesi ise -1,9 milyar dolar. 

    Ağustos sonunda 50 milyar dolar seviyesindeki net döviz açığı 55 milyar dolara yükseldi. 

    Hazine’nin 120 ton altın açığı da ilave edildiğinde açık 165 milyar dolara yaklaşıyor. Devletin kefen parasına kadar harcayan Albayrak boşuna “Dolara bakmıyorum.” demiyor. 

    Dövizi nehirdeki kütük misali akışına bıraktılar. Piyasada hangi seviyenin dolar/TL için denge/karar noktası teşkil edeceğini kimse bilmiyor. 

    HÜKÛMETİN “REKABETÇİ KUR” PALAVRASI

    Zira TCMB Başkanı Murat Uysal, hükûmetin ucuz kredilerle yüzdürdüğü batık inşaat ve enerji şirketlerinin etkili ve önden yüklemeli faiz artışı ile denizin dibini boylayacağını biliyor. 

    Birkaç yüz şirket ya da holdingi kurtarmak pahasına TL ateşe atıldı. İsmine de “rekabetçi kur” denildi. 2016-2020 yılları arasında dolar/TL yüzde 150’den fazla artarken ihracat sadece yüzde 12 arttı. 

    145 milyar dolardan 163 milyar dolara yükselen ihracat gelirleri, kur ile ihracatta rekabetçilik arasında irtibattan bahsetmenin doğru olmadığını gözler önüne seriyor. 

    “Dolar alan yanar.” sözüne kanıp TL’ye yatırım yapanlar her gün yeni bir kâbusa uyanıyor. 

    27 Ekim 2020'de dolar 8,20 TL’ye, euro 9,71 TL’ye yükselerek yeni bir rekor kırdı. TL hiç bu kadar değersiz olmamıştı. 

    TL’nin trajedisini hafifletmek için “1 Amerikan Doları’nı eskiden 60-70 bin liradan alıyorduk.” diyenler 2005 yılında TL’den 6 sıfır atıldığını unutmuş olmalı. 

    DEĞERSİZ YALNIZLIK VE MUM GİBİ ERİYEN TÜRK LİRASI 

    Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa Birliği (AB) ve Kuzey Atlantik Antlaşması İttifakı (NATO) cenahından gelen “S-400 kırmızı çizgimizdi. Ankara bu uğurda çok şeyi feda etti.” mesajları kâğıt üzerinde durduğu gibi durmayacak. 

    Dünya düzelse “değersiz yalnızlık” limanına demirleyen Türkiye ekonomisi düzlüğe çıkamayacak.  

    24 Haziran 2018’den beri halkın ne kadar hatalı bir tercihte bulunduğu sadece doların o günden bugüne kat ettiği mesafeden anlaşılabilir. 

    TL, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın “tek adam” rejiminin ilk 28 ayında dolara mukabil yüzde 74 değer kaybetti. Euro da aynı oranda yükseldi. 

    Milli gelir (GSYH) 700 milyar doların altına doğru paraşütsüz inişte. Fert başına gelir 12 bin dolardan 8 bin dolara kadar geriledi. 

    İşsizlik yüzde 9-10 bandından törpülenmiş hâliyle bile yüzde 13-15 bandına yükseldi. 

    Koronavirüs salgını sebebiyle dezenflasyon (eksi) ve eksi faiz döneminde bile faiz ve enflasyon çift hanede tırmanışa geçti. 

    ALBAYRAK’IN SÖZLERİNİN SATIR ARALARINDA NE VAR?

    Hâl böyle iken muhalefet, Saray’ın oltanın ucuna taktığı yemleri, ışıltılı yaftaları yutmaya devam ede dursun hukuk ve demokrasi açığı artık kapatılamayacak boyutlarda. 

    Albayrak’ın sözlerinin şifrelerini tekrar edelim: 

    Türkiye’yi aile şirketi gibi yönetmeye devam edeceğiz. Eksen meksen umurumuzda değil. 

    Yandaş sermaye ile yola devam edeceğiz. 

    Fakirlik, sefalet ve işsizlik girdabında gıkını çıkaranların canını yakarız. 

    Hem zaten yakında banka mevduatını ve şirketleri kamulaştırma yolunda hiç kimsenin hayal edemeyeceği icraata imza atacağız. 

    Bakınız 14 Ekim 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 68 numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi… 

    Kırmızı çizgi çoktan geçildi, sonuçları çok ağır olacak. 

    27 Eki 2020 14:42
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR