Mülk ve Melekut

Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

30 Oca 2024 10:53
  • Risale-i Nurlarda Üstad Bediüzzaman Hazretleri, eşyanın mülk cihetini, sebeplerin temas ettiği yönü, diye; melekût veçhini ise sebeplerin temas etmediği eşyanın iç yüzü diye anlatır. Hatta buna misal olarak “Eşyanın mülk ciheti aynanın dış yüzüne benzer; her türlü renkte olabilir. Melekût yüzü ise aynanın parlak yüzüne benzer”  diye izah eder.
    Üstad  Bediüzzaman Hazretleri 1919’da yazdığı “Lemeât Risalesi”nde, “Mahbubu Hakîkî En Akreb (en yakın)  Hem En Eb’ad (en uzak)tır”  başlığı altında bu hususu şöyle izah ediyor:
    “Ey sebeplere perestiş eden, arkadaş!  Rahmet, İlim ve Kudret denizinde daima tesbih ederek yüzen kainat timsâlini, eğer görmek istersen; benimle beraber gel, hayâlî bir seyahat edelim. İşte suyu tadlı olan Okyanusun en derin bir yerini kendine yer edip yerleşmiş, yüzlerce menzilleri ihtiva eden bir cisim… Tahtaları pek ince… Şimdi biz ikimiz okyanustaki denizaltının içinde…  Sen KARINCA  cismini (mülk cihetini, sebepler yönünü)  ben arı elbisesini, (işin melekût vechini, iç yüzünü  anlamak için) giyerek, gireriz.
    “(Ey karınca)  İstersen gel de otur, kanadımın üstüne, beraber de uçarız…. Hava Okyanusu denizinde yüzeriz Onun orada bir balonu var…  Bu müthiş bir balondır. Binlerle bölmeleri var… Hepsi de tertipli ve muntazam…
    “Biz de girdik içine… Ben bir arı olarak kondum pencereye, sen karınca olarak indin altına, yere… Ey karınca kardeşim!  Deniz altında iken sen suyun yüzünü görmek isterdin. Burada bu balonda ziyâ ile yıkanmak istiyoruz. Hem ben bunun yolunu bilirim.
    “İkisinde ikişer yolumuz var. Bir, basar, nazar yolu. Basar (görme)  surete bakar, bölmelerde dolaşır, dama (üst kata)  ya ulaşır veya ulaşmaz. İşte bu misal, fennin yoluna bir örnek. 
    İkincisi: Hidayet, basiret yoludur. (Meselenin melekûtiyet yönünü görmektir.)  Hidayet, Hakka bakar, Basîret Hakikate bakar. Hak ve hakikat öyle birer  keskin âlettir ki, denizaltının ve balonun neresini istersen onlar ile delersin ve su ve ziyâ alırsın. Ey karınca, ben bu pencereden görürüm. Zaten pek çoktur pencereler ama sen altta yerde ve karanlıkta oturduğu için bunların hiçbirini görmezsin.
    “Bizim gibi küçücük, hayvanlara gözeneklerden sızıntı; menfez pencerelerden de ışın ve şualar yeterlidir. Ey karınca sen sözümü tutmadın, bölmelerde dolaştın, bir şey bulmadın, ayaklar ezdi seni.
    “İşte âlemde olan sebepler,  vasıtalar, o bölmelerde tertipli ve muntazam perdelere, benzer, duvarlar her birinin altında… Hem dahi pek yakınî…  Melekûtiyet veçhinde, kudret suyu işliyor, ilim ziyası okşuyor. Rahmetin tatlı esintileri, yüzünü, gözünü, canını, cânânını yelpazeliyor.”
    “Üstad Hazretleri Yirmi İkinci Söz’ün İkinci Makamın İkinci Lem’asında diyor ki: “Ey esbap-perest gâfil!  Sebepler bir perdedir. Çünkü Allah’ın izzet ve azameti öyle ister. Fakat iş gören, İlahî Kudrettir. Yani kendisi hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde her şeyin Kendisine muhtaç olduğu KUDRET… Çünkü tevhid ve celâl öyle ister ve istiklali gerektirir. Ezelî Sultan olan Cenab-ı Hakkın memurları Onun saltanatının ve Rububiyetinin icraatçıları değillerdir. Bilakis o saltanatın dellâlları ve o Rubûbiyetin icraatını temâşâ eden şâhitlerdir. Ve o memurlar o vasıtalar, İlahî Kudretin izzetini, Rububiyetin haşmetini izhar etmek içindir. Tâ değersiz boş şeylerle Kudretin teması görünmesin; onlar perde olsun.  ciz ve muhtaç olan insanî bir sultan gibi hâşâ Cenab-ı Hak, o memur ve vasıtaları işlerine ve icraatlarına ortak etmiş değildir. Demek sebepler, aklın zâhiri nazarına karşı Kudretin izzeti muhafaza edilmek için konulmuştur. (…)  Evet sebepler sırf zâhîrîdir; melekûtiyette  ve hakikatte hakîkî tesirleri yoktur.”
    Bu gerçek, Lemaat Risalesinde yazılanlarla, Yirmi İkinci Söz’deki hakikatlar ile beraber mütalaa edildiğinde daha derin ve güzel anlaşılmaktadır. Onun için onları yanyana  getirmek istedim. 

    30 Oca 2024 10:53
    YAZARIN SON YAZILARI