Kasap Tahir ve İmam Abdulkadir

Abdullah Aymaz

Abdullah Aymaz

09 Nis 2024 10:43
  • Bayram Yüksel Ağabey, Afyon hapsini anlatmaya devam ediyor:
    “Kasap Tahir Afyonlu bir eşkıya idi. İri yarı, cesur, gözünü  budaktan sakınmayan belâlı bir kimse idi.
    Afyonu haraca kesmiş, herkes onun korkusundan tir tir titriyordu. Hanımına sataşan birisinin kafasını kopardığı için kendisine KASAP  TAHİR diyorlardı. Çeşitli suçlardan  tevkif edilmiş ve idama mahkum olmuştu. Kararı temyiz ettiği için Temyiz Mahkemesinin kararını bekliyordu. Elinde, ayağında ve boynunda demir prangalar vardı. Bahçeye teneffüse bunlarla çıkardı. Dördüncü koğuşun (ağası) hâkimi idi.
    “Bir gün Üstadımızı ziyaret etmiş, Üstadımız kendisine ‘Sen namaza başla, ben sana dua edeceğim. Sen inşaallah kurtulacaksın’ demiş, bunun üzerine Kasap Tahir, hemen namaza başlamıştı. O vahşi insan kısa zamanda Risale-i Nurların dersiyle kısa zamanda ıslah oldu. Ağır başlı ve kimseyi üzmez bir hale geldi. Artık Nur Talebeleriyle yemek yiyor ve onlara hürmet ediyordu. Hatta Tâhir Ağabeye ve Refet  Ağabeye hizmet ederdi. Onlarla beraber yemek yerdi, onların yemeğini yapardı. (Koğuş hakimi olduğu için)  namaz kılanları koğuşun en iyi yerinde yatırırdı. Nur Talebelerine çok hürmetkâr davranıyordu. Herkes ondaki bu değişikliğe hayret ediyor, en yakın arkadaşları,  ‘Bu adam nasıl bu hale geldi?’  diye hayretlerini izhar ediyorlardı.
    ‘Nihayet Temyiz Mahkemesinden cevap geldi. Kasap Tahir  idamdan kurtulmuştu.  Temyiz Afyon Ağır Ceza Mahkemesinin idam kararını bozmuş…30 yıl hapse çevirmişti.  Sonra da 1950’de umumî af çıkınca, Kasap Tahir, tahliye edildi. Buna çok sevinen Kasap Tahir  ‘Benim Kurtuluşum Hocaefendinin Kerametidir.’ diyordu. 
    (Benim de Amerika’da şahit olduğum benzer bir şahıs var…
    İsmi İmam Abdülkadir…  15 Temmuz 2016’dan birkaç ay sonra mescidlerine  ziyarete gitmiştik.
    Cuma namazından sonra cemaatinin ileri gelenlerini toplayıp bizden bahsetti. Biz de Hizmeti anlattık. Ciddi, nâzik, uzun boylu, dev yapılı bir zat…  Onunla görüşmeden birkaç ay sonra Washington’da onların cemaatlerinin ileri gelenlerinden birkaç kişiye bizim ağabeylerin birinin evinde bir yemek verildi. Epeyce arkadaşımız vardı. Onlara, kendi hizmetlerini anlatmalarını istedik. Hapisanelerdeki  faaliyetlerinden bahsediyorlardı. Dediler ki: “Bir hapisanede bir çok cinayete ismi karışmış ve idama mahkum olmuş  birisi vardı. Sanki o hapishanenin tek ağası, tek hakimi… Herkesin korkup çekindiği birisi. Bununla ilgilenmeye başladık. O dedi ki: ‘Ya benim Müslüman olsam size ne faydası olur. Beni çok kısa zaman içinde idam edecekler. Niye benimle ilgileniyorsunuz?’  Bizimkiler  “Esas sen faydalanmış olacaksın; çünkü ebedî hayatını kazanacaksın.” diyerek uğraşmaya devam ediyorlar. Nihayetinde bu şehadet kelimesini getiriyor. Uysal, ciddi, kibar bir insan oluyor. Hapisaneye bir huzur geliyor. Hapisane idaresi çok memnun oluyorlar ve yukarılara onunla ilgili yazılar yazıyor ve bu zatın idamının bozulması için büyük gayret gösteriyorlar. Yapılan teftiş ve araştırmalar da bunu doğrulayınca idamı 3-4 senelik bir hapse çeviriyorlar. Sonra da bir af çıkarıp  salıveriyorlar.
    “Bu da İslamî ilimler konusunda kendisini yetiştiriyor ve idamlıktan –İmamlığa terfi ediyor. Bu zat işte sizin görüştüğünüz o İmam Abdülkadir Bey!”
    * * *
    Afyon hapisanesinin kahramanlarının birisi de Zübeyir Gündüzalp Ağabeyimizdir. Aslında Afyon hapsine ilk konulan  54 kişinin içinde Zübeyir Ağabey yoktur. Fakat o da tutuklanıp hapse girmek Üstadına hizmet etmek ister. Hapse girmek için çareler arar. Ceylan Ağabey kendisine:  “Ondan kolay ne var!  İnönü’ye bir telgraf çek, ertesi gün yanımıza hapisaneye gelirsin” der. Zübeyir Ağabey de bu tavsiye ile  İnönü’ye: “Siz Nurcuları Afyon Hapisanesine topluyorsunuz, ama Akşehir’de postane memuru Zübeyir Gündüzalp’i görmüyorsunuz. O durmadan nurculuk yapıyor.” meâlinde bir telgraf çeker. Böylece o da yakalanıp hapse konulur. Hapisanede ilk işi, Üstad’ın durumunu öğrenip, hizmetinde olmak için çareler araştırır. Üstad’ı ise, sıfırın altında 15 derece soğukta boş bir koğuşa koymuşlar.  Zübeyir Ağabey bir yolunu bulup Üstadın koğuşuna gider, gizlice ziyaret eder. Bakar  ki, yeni abdest almış olan Üstadın bıyıkları âdeta soğuktan donmuş, yüzü mosmor olmuştur. Bu hal Zübeyir Ağabeyin çok zoruna gitmiş dayanamayıp ağlamaya başlamıştı. Üstad’a sarıldı, elleriyle yüzünü gözünü ısıtmaya çalıştı. Bu sırada azim ve irade sahibi Üstad, kükrercesine “Kardeşim, beni öldüremeyecekler” diye bağırdı.
    Zübeyir Ağabey tahliye olur fakat Afyon’dan ayrılmaz. Her gün hapisaneye  Üstad’ın ziyaretine gider. Hapisanede yazılan Risale ve mektupların, sıkı kontrollere rağmen dışarı çıkarılmasını sağlar. 
    Her ziyarete gidişinde Hapishanin cümle kapısının önünde durur, Üstad’ın pencereden gözükmesini bekler. Üstad, Zübeyir Ağabeyi görünce, o gün yapılması gereken hizmetleri kendisine işaretle anlatır. Zübeyir Ağabey de, Üstad’ın talimatlarını harfi harfine alıp hiç aksatmadan yerine getirir.

    09 Nis 2024 10:43
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR