Deist Kardeş!



Ne yazık ki Dünyanın büyük çoğunluğu Allah’a inanmıyor. Yaratıcısını tanımıyor. Bu durum insanlığın başına açılmış en büyük felakettir. Kâinatın yaratıcısını bilmemek veya bir insanın sahibini bilmemesi bütün varlığını kaybetmesinden daha acıdır. Önce bu felaketten kurtulmamız lazımdır. Dünyada en önemli iş bir insanın bütün kanatın sahibini tanıması ve bizden bir isteğinin olup olmadığını anlamasıdır, anlayabilmesidir.   
Allah’ı tanımak için en önemli kriterlerden biri dünyamız ve kainattır. Fakat gördüğümüz kâinatı bile anlamakta ve yorumlamakta aciz kaldık. Bu sistem bu nizam bu mizan nasıl olmuş, nasıl oluşmuş? İnsan olarak varlığımızın ve kâinattaki bu nizamın sebebini anlamadan olmaz. Nasıl oldu bu iş? Küremiz kendi kendine mi, sebeplerle mi yoksa harici bir güç tarafından mı vücut buldu? Ölümlü olan dünyada bu gibi soruların cevabını bulmadan bize rahat yüzü yoktur. Akşam yatarken başımızı yastığa nasıl rahat koyarız? Gözümüz kulağımız nasıl oluştu? Şu atmosfer ve küremizin, yer çekimi bile başlı başına muhteşem bir hadise. Ya yağmurların yağması... Göğe yükselen bulutlar neden uzay boşluğuna doğru gidip kaybolmuyor? Her gün her an maruz kaldığımız olayların dilini çözemedik, çözsek de muhataplarımıza anlatamadık. 

Türkiye gibi dindarlığın yüksek olduğu bir memlekette bile Allah inancına yatkın olmayanların oranı yüzde 5,7 civarındadır. Bu oranın 1.7’si deist. Yani bir Allah’a inanıyor fakat yarattıklarına artık karışmıyor diye düşünüyor. Allah'a inandıktan sonra emir ve yasaklarına uyarak ibadet yapma külfetinden ötürü deizm Türkiye gibi dindarların yoğun olduğu bir memlekette bile yaygınlık kazandı. Çünkü her aklı başında olan bir mümin bilir ki kuru kuruya Allah’a inandım demek yeterli değildir. Yeterli değildir fakat iman zayıflığı ve ibadet külfeti deizmi nefse hoş gösteriyor.   

Evet bir hariçten bu kâinatın yaratıcısı var? Deistlerin dediği gibi Allah (c.c), kâinatı ve insanı yarattı. Sonra da ellerini arkaya bağlayıp ne haliniz varsa görün, işinize karışmıyorum mu dedi? Dediyse nerde dedi, kime dedi, nasıl dedi? Evet doğru bu dünyada genellikle zalim zulmüyle mazlum da hakkını almadan öbür tarafa gidiyor. İnsanlar olarak hayatımızda bir “serbestlik” var. Allah;(c.c) çoğu kimsenin işine anında müdahale edip ceza veya mükafat vermiyor. Fakat buceza ve mükafat için için başka aherler, başka diyarlar, başka mahkemeler var olamaz mı? Bu nedenler sadece “imtihan” çerçevesinde meydana gelen bu serbestliği sahipsizlik, başı boşluk ve hesapsızlık olarak değerlendirmemeliyiz. Bu kâinatın yaratıcısı Mülk Suresi’nde doğum ölüm arası bir imtihan yaşadığımızı söylüyor. Bu yaşadığımız nisbi(göreceli) serbestlik de imtihan olmamamızdan kaynaklanan cüz -i irademize dayalı bir serbestliktir: 
“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (Mülk, 2)

Hem Allah (c.c)kainatlar kadar masraf edip meydana getirdiği bir eseri neden kendi haline, kaderine terk etmiş olsun ki? Biz bir saray yapsak sarayda çalışanlar ve onların üzerinde organize yapsak, dermeyiz ne halin varsa görün, işinize karışmıyorum. Bir kümes yapan dahi kümes ölçüsünde ilgisini alakasını devam ettirir. Müdahalesini devam ettirir. Veya en azından; bir ev satın aldınız diyelim komşunun evinize istediği gibi girip çıkmasına, ev işlerinize karışmasına müsaade eder misiniz? Bir vali vilayetinde, bir sultan memleketindeki veya bir cumhurbaşkanı ülkesindeki işlere başka sultanların başka valilerin karışmasını istemiyor, halkın herç u merç içinde kafasına göre serserilik yapmasına meydan vermiyor da bütün bu kâinatı yaratan bu keşmekeşliğe, gayrın(yabancı) müdahalesine neden müsaade etsin ki! 
Bu bakımdan Deistim yani Allah yarattıklarına karışmıyor diyerek işin içinden sıyrılmak mümkün olmaz. Bütün kâinata tekvînî emirleriyle (fizikî, kimyevî yasalar..) karışan veya müdahale eden Allah (c.c) yarattığı insanoğluna da teşri yani Kuran-ı Kerim’deki yazılı emirleriyle isteklerini, arzusunu beyan ederek müdahale eder. Allah’ın kainattaki emirleri kesindir, tartışmaya açık değildir. Fakat Kuran-ı Kerim’deki emirleri imtihan dünyasında olmamızdan dolayı biz kulların isteğine bırakılmıştır.  Fakat bu durumu deizm olarak değerlendirmek en büyük hatadır. 

Devam edelim. Mesela Restoran açtınız, tüzüğünü hazırlasanız bile maaş verdiğiniz insanları kendi haline bırakmazsınız.  Onların ücret karşılığı yapmaları gereken işleri adam gibi yapıp yapmadıklarını kontrol edersiniz. Zarar ediyorsa tedbir alır dahası zararı kârını geçen dükkânı kapatırsınız. Tahrip olursa tamir eder, boyasını badanasını yapar binanın tahrip olmasına müsaade etmezsiniz. Her şeyi mükemmel planlanmış bir restoran da olsa devamlı kontrolu yapılmazsa böyle bir iş yerinin en kısa zamanda kapanacağını, iflas edeceğini bilirsiniz. Eee öyleyse bir restorandan daha muhteşem şu kâinatın tamire, temizlenmeye, tadilata ihtiyacı yok mudur? Bu tamirini, tadilini temizliğini kim yapıyor dersiniz? Kendi kendine deyip de beni kendinize güldürmeyin. Bir hafta evinimizi süpürmediğimizde tozdan pastan geçilmediği gibi bütün bu kâinatı evi gibi, gözü gibi devamlı müdahale ederek süpüren ve temizleyen biri olmalı değil mi?  Restoran gibi işlettiğimiz dükkanlarımızın hesabını titizlikle tuttuğumuz gibi bu kâinatın da hesabını kitabını birilerine(meleklerine) bu kâinatın sahibi tutturuyor olamaz mı?  Rızık(ücret) mukabili çalışanları kasten zarar verdiklerinde bir cezası, cehennemi olmaz diyebilir miyiz?  İşçilerin işlerini doğru dürüst yapıp yapmadıklarını kontrol ediyoruz da bu kâinatın Halikı’nin mülkünde hademeler gibi ibadet etmekle mükellef kullarının görevlerini yapıp yapmadıklarını kontrol ettirmediğini mi düşünüyoruz? Yapmayın Allah aşkın deist kardeşler!  
Yetkileri ve etkisi olamayan bir ilah tasarlamak çok gülünç ve bu kâinatın Halikı ’ne bir acziyet, fakirlik hatta aptallık isnat etmekten farksızdır. Zaten Yahudiler; “Allah fakir biz zenginiz” dememişler miydi? (Al-i İmran, 181). Aksi takdirde çarpık; yarattıklarından daha zayıf, mahlukuna muhtaç ne yarattığını bilmeyen Haliklar(yaratıcılar) meydana gelir. Siz bunu mu istiyorsunuz? Eliniz, diliniz, gözünüzle beraber sizi kusursuz yaratan İlahın kör, sağır ve dilsiz olduğunu mu hayal ediyorsunuz?
Yapmayın, etmeyin!

ÖNE ÇIKAN HABERLER