Atatürk'ün sevdiği hikâye


Yeşilaycı bir profesör konferans verirken, bir ara dinleyicilere sorar: "Eşeğin önüne iki kova koysanız. Biri su dolu, biri rakı. Hangisini içer?" Cevabı kendi verir: "Tabii ki suyu." Profesör "sebep" diye devam ettirir sorusunu... Arkadan biri söz alır; yüksek sesle cevaplar: "Eşekliğinden." Atatürk bu hikâyeyi o kadar seviyordu ki, sık sık ya kendi anlatır, ya başkasına anlattırır ve hep gülerdi. (Faruk Rıfkı Atay) Bir akşam orman çiftliğinde, yanında erkânı, açık havada oturuyorlar. Rakılarını yudumluyorlar. Biraz ilerde 15-16 yaşlarında bir çiftçi çocuk çalışıyor. Atatürk el edip, çağırıyor. Soruyor: "Söyle çocuk: Bir eşeğin önüne iki kova koysan. Biri rakı dolu, biri su. Hangisini içer?" Delikanlı yutkunuyor. Bakıyor, Gazi Paşa Hazretlerinin ve yanındaki muhterem zevatın önünde rakı kadehleri. Devletin en büyükleri... Esas vaziyetine geçiyor: "Rakıyı kumandanım!" cevabını veriyor. Atatürk kahkahayı basıyor. Herkes şaşkın. Ata onlara dönüyor; muzip bir edayla: "Aman beyler! Neden diye sormayın sakın!" diyor. (Necla Sanlı'ya teşekkür) Bir, iki, üç... Düğünümüz bittikten sonra karım kendi atına, ben de kendi atıma bindim; evimize doğru gidiyoruz. Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi. Karım eğildi, benim atıma 'Bir' dedi. Biraz daha ilerledik; atımın ayağı tekrar takılıp tökezlediği zaman, eşim yeniden eğilip atıma 'İki' dedi. Az sonra atım aynı şekilde tökezleyince, eşim atından indi benimkine 'Üç' dedi. Çeyizinden tabancasını çıkartıp atımı alnından vurdu. Ben şok olmuştum. Ona hışımla çıkıştım: "Yazık değil mi ata, neden vurdun kadın, manyak mısın sen?" diye bağırdım. Karım arkasını döndü ve bana "Biir..." dedi. O günden sonra karımın bir dediğini iki etmedim! Hayat, bakış açısıdır... Kadın, sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş. "Hım, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım." Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş. Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmış. "Hım" demiş, "Bugün saçımı ikiye ayıracağım." Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş. Ertesi gün aynaya baktığında, kafasındaki tek tel saçı görmüş. Gene moralini bozmamış: "Tamam, tamam. Artık bugün atkuyruğu yaparım" diye mırıldanmış. Dördüncü gün, bir bakmış ki, kafasında tek tel bile kalmamış. "Yaşasın!" diye bağırmış. "Bugün saç derdim yok." Bakış açısı her şeydir. Bardağın dolu kısmını görmeye çalışmalısınız. Kendini beğendirmek kolay mı? Üzülüyorsun; takma diyorlar. Kızıyorsun; değmez diyorlar. Boş veriyorsun; gamsız diyorlar. Susuyorsun; iki çift lâf et diyorlar. Konuşuyorsun; muhatap olma diyorlar. Çekip gidiyorsun; mücadele et diyorlar. Alttan alıyorsun; tepene çıkardın diyorlar. Bağırıyorsun; sakin ol diyorlar. Aklı başında davranıyorsun; bu kadar uslu olunmaz diyorlar. Dikine gidiyorsun; yaşına başına yakışmaz diyorlar. Ölünce ne diyecekler? Muhtemelen, "Ölüm sana yakışmadı" Dirimi beğenmediler ki, ölümü beğensinler! Kenan Işık'ın seçtikleri Kenan Işık, sevdiği şiirleri bir kitapta toplamış, CD eşliğinde yayınlamış. "Kenan Işık'ın Seçtiği Şiirler" adıyla Turkuvaz Yayınları'ndan çıktı. İçinde hem bizim yıllarca beğenerek okuduğumuz şiirler var, hem de yabancı şairlerden, gene bizim şairlerimizin yaptığı tercümeler. Kenan Işık'ın sesinden, özenle hazırlanmış CD'yi dinlemek ayrı bir zevk. Ben, sadece, Vyaçeslav İvanov'un yazdığı, Ataol Behramoğlu'nun çevirdiği "Aşk" isimli şiirin bir kısmını sizlerle paylaşacağım: "İki ağaç gövdesiyiz biz, aynı yıldırımın yaktığı. İki aleviz, gece yarısı ormanında. İki göktaşıyız, kayan, karanlıkta; İki çatallı bir okuz, aynı yazgının fırlattığı..." Işık'ın kadife sesiyle okuduğu mısralar, şiirlere ayrı bir anlam katıyor.
<< Önceki Haber Atatürk'ün sevdiği hikâye Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER