CHP lideriyle bir günüm


Nicedir zihnimde taşıdığım soruyu Amberin Zaman (Habertürk) sordu CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na: "Başbakan'dan 'Recep' diye söz ediyorsunuz ve anladığım kadarıyla gücenmesini bekliyorsunuz... 'Recep'te gücenecek ne var?" Bütün belgelere 'Recep Tayyip Erdoğan' diye imza atıyor Başbakan... Kemal Bey, "Var, var" dedi ve ekledi: "Bayağı rahatsız oluyor..." Seçim kampanyaları liderlerin birbirlerini rahatsız edecekleri bir dille sürdürülüyor; bir tek kişiyi hedef alan iğneleyici sözler yüzünden aynı özelliğe sahip pek çok kişinin rahatsız olması göze alınabiliyor. Aslı Aydıntaşbaş (Milliyet) ile beni Tunceli'den Elazığ'a taşıyan şoförümüz gibiler meselâ... Kampanyada sıkça 'Alevi' sözcüğünün kullanılmasına duyduğu tepkiyi, şoförümüz, "Allah aşkına söyleyin, benim Aleviliğimden başkalarına ne?" sorusuna yükledi. Liderler çıktıkları seçim gezilerine kısıtlı sayıda gazeteci de götürüyor. Tunceli gezisinde Utku Çakırözer (Cumhuriyet) de vardı dördüncümüz olarak... Kürsüde aslan kesilen liderleri en doğal halleriyle uçakta görmek ayrı bir şaşkınlık yaşatır gazeteci milletine; ama herhalde doğal halinde sergilediği munislik ile kürsüde büründüğü hırçın kimlik arasındaki farkın en açık olduğu lider Kılıçdaroğlu olmalı... Munis gerçekten. Kendisiyle, eşiyle, çocuklarıyla ilgili soruları bile aile dostu olduğunuz hissini verecek tarzda cevaplıyor. Kampanyanın üslubundan, sertliğinden herkesten fazla şikâyet ediyor. "Özel hayatımda küfürün hiç yeri olmamıştır; ağzımdan çirkin bir söz çıktığını bugüne kadar kimse duymamıştır" da diyor... Kamuoyu önünde girmeye pek yanaşmadığı Dersim üzerine muhabbete başladığında konuya ilgisinin derinliğini hemen anlıyorsunuz. Anamuhalefet partisinin seçim kampanyasını yürüten kadroyu kalabalık sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Liderin yanında bir tek kadim dostu ve hemşehrisi Ali Kılıç var, bir de Barış Bozkurt... Ali Kılıç kampanyanın hem beyni, hem uygulayıcısı; genç Barış Bozkurt ise yol boyunca yaptığı anonslarla lideri tanıtıyor, CHP adına oy istiyor... Her gün birkaç yerde ve yüksek perdeden konuşması gereken bir hatibin, sesi en kıymetli hazinesi... Başbakan Erdoğan'ın ılık suya kattığı 'kestane balı' ile sesini koruduğu biliniyor; CHP lideri Kılıçdaroğlu ise 'kaya şekeri' kullanıyor aynı amaçla. Yollarda seçim otobüsünden yayınlanan içinde Kılıçdaroğlu'nun ismi de geçen CHP'nin kampanya müziği pek gönül alıcı değil; biteviyeliği yüzünden bir süre sonra asap bozucu olmaya başlıyor... Âşık İhsani'nin "Yakındır" nakaratlı şiirinin yeni bestesini de çalıyorlar... İsminin bu seçime karıştırılmasına kızdığı kadar var Süleyman Demirel'in... Kendisiyle eski cumhurbaşkanı arasına bayağı bir mesafe koymaya özen gösteriyor Kemal Bey; birkaç sıradan karşılaşma ile bir-iki teşekkür ve taziye mesajı, o kadar... Kendisi SSK genel müdürüyken bir kez yüzyüze görüşmesi olmuş... Isparta'daki Süleyman Demirel Üniversitesi'nde bir etkinlikten aynı uçakla Ankara'ya dönmüşler... Bir de Zonguldak konuşması sonrası, tebrik için aranmış... Konuya "Benim yanımda bile aradı" boyutunu getiren Balçiçek İlter de, "Kemal Bey değil, yardımcıları aranmaktan 'İllâllah' deme noktasına gelmişti" açıklamasını yaptı. Demirel daha fazla etkileyebileceği kişiler üzerinden yürütmüş olmalı ikna faaliyetini... Burada kendimi tutamayıp "Peki ya Hüsamettin Cindoruk?" diye soruyorum. Hüsamettin Bey, aday isimleri belirlenirken, "Bu seçimde CHP'yi destekleyeceğiz" açıklamasıyla herkesi şaşırtmış, Kılıçdaroğlu'yla görüşeceğini de kendisi söylemişti. Kemal Bey "Sevdiğim, saydığım bir zattır" diyor Cindoruk için, ancak onunla da adaylar üstüne bir konuşması olmamış... Öyleyse neden çok sayıda 'sağcı' aday var CHP listelerinde? Cevabı şu: "AKP'ye Ertuğrul Günay gidiyor, kimse sormuyor. Deniz Baykal da geçen seçimde İlhan Kesici'yi aday yapmamış mıydı? CHP'yi daha geniş kitlelere açma, ya da kapımızın farklı eğilimden insanlara kapalı olmadığını gösterme amaçlıdır o isimler... Mehmet Haberal'ı da, Turhan Tayan'ı da ben seçtim." 'Yeni CHP'nin eskisinden önemli bir farkının bu olduğunu özellikle vurguluyor. Bu arada, lideri iyi tanıyan bir isimden, genel başkan seçildikten sonra dini cemaatlerle de yakınlaşma arayışına girdiğini, ancak beklenen ilgi görülmediği için hayal kırıklığı yaşadığını öğreniyorum. "Partiniz içinde '13 Hazirancılar' olduğunu biliyorsunuz herhalde" diye başlayan sorunun devamı şöyle geliyor: "Sizin başarısız olmanızı bekliyorlar, hemen ertesinde yerinizden etmek üzere harekete geçecekler... Bunlara ne dersiniz?" Demek böyleleri de var. "Karşı çalışma yapanlar var mı, bilmiyorum" cevabı geliyor Kemal Bey'den... Tunceli mitingi umudunu yükseltti CHP liderinin...
<< Önceki Haber CHP lideriyle bir günüm Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER