Brüksel’de başka, Ankara’da başka konuşma!


Referandum yenilgisinin ardından, AB yetkilileriyle görüşmek üzere Brüksel’e gitti. Kötü haber: Hiç ciddiye alınmadı. Evet, Brüksel’de bazı “ılıman mesajlar” verdi, demokrasiden söz etti, “evrensel hukuka göre hazırlanmış bir anayasaya kim hayır diyebilir ki” türünden laflar etti, bol bol gülümsedi, bol bol reverans yaptı, “ne şeker, ne sevimli adammış” dedirtti ama hiç ciddiye alınmadı. Ben de bir AB yetkilisi olsam ciddiye almaz, buluşma teklifini reddederdim. Sonra da şu haberi gönderirdim: “Sayın Kılıçdaroğlu, Brüksel’e geldiğinizde ‘evet’ kampanyasına destek karşılığında Türk hükümetinden rüşvet alan AP üyelerini açıklayacağınızı söylemiştiniz. Ahan da Brüksel’desiniz. Açıklayın bakalım, kim ne almış?” Onlar da öyle yaptılar. Hayır, “açıkla bakalım” diyerek konuklarını refüze etme cihetine gitmediler ama daha ağırını yaptılar. Kılıçdaroğlu yokmuş gibi davranmayı tercih ettiler. Kahvaltıda buluşma teklifini de mazeret bildirerek geri çevirdiler. Peki, Kılıçdaroğlu ne demişti de, aralarında “sosyalist” refiklerinin de bulunduğu Avrupalı dostlarını küstürmüştü? Şunu demişti: “AB’de önemli noktalarda bulunan isimler hükümetten aldıkları ‘hediyeler’ karşılığında anayasa değişikliğini destekleyen açıklamalar yapıyor. AB yetkilileri Türkiye’ye ne zaman geldi? Kimlerle görüştü? Altlarına limuzinleri kim verdi? Nereleri gezdiler? Kapalıçarşı’ya götürülüp ne hediyeler aldılar? Bunlar araştırılsın. Bunu AB büyükelçilerine de şikâyet ettim. Brüksel’e gittiğimde de durumu gündeme getireceğim.” Bu açıklamaya AB yetkililerinin tepkisi sert oldu. AB Türkiye Raportörü Ria Oomen Ruitjen, “İddialar çok saçma. Yorum yapmayacağım” dedi. Kızıl Dany namıyla maruf Avrupa Yeşiller Eş Başkanı ve Avrupa Parlamentosu üyesi Cohn Bendit açıklamaların “saçma, aptalca ve çılgınca” olduğunu söyledi. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu eski Eş Başkanı ve aynı zamanda eniştemiz Joost Lagendijk, “Çok saçma. AB üyelerine rüşvet veremezsiniz. Brüksel bu iddiaları ciddiye almayacaktır” dedi. AB Komisyonu üyesi Stefan Füle’nin basın sözcüsü Angela Filote, rüşvet almakla suçlanan Ferran’ın hayatında Kapalıçarşı’yı görmediğini, Türkiye’ye bile gitmediğini söyledi. Gerçi Kızıl Dany, “Kılıçdaroğlu’nun Brüksel’e geleceğini duyduk. Kendisiyle görüşmemizde bu sözlerinin delilik olduğunu söyleyeceğim” demişti ama herhalde nezaketine yenik düştü. Kızıl Dany sormadı ama Türk gazetecileri sordu: “Rüşvet olayını Brüksel’de gündeme getireceğinizi söylemiştiniz? Ne oldu?” Ne olacak? Hemen ağız değiştirdi: “Türkiye’ye gelen AB yetkililerinin bizimle de görüşmeleri gerekir. Bizim dışımızda, bizim görüşlerimizi almadan bize karşı görüş bildirmelerini etik bulmuyoruz. Eleştirdiğimiz noktalar bunlardı.” E, gel de ciddiye al. Karşımızda, Ankara’da başka, Brüksel’de başka konuşan bir “fenomen” var. Üstelik, Dersim’de söylediğini İzmir’de yalanlıyor. İstanbul’da verdiklerini Ankara’da geri alıyor. Genel aftan söz ediyor, ertesi gün inkâr ediyor. Gaza gelip “başörtüsünü biz çözeriz” diyor, Önder Sav’ın çatık kaşlarını görünce Danıştay ve Anayasa Mahkemesi’nin “bağlayıcı kararlarını” hatırlatıyor. Gel de ciddiye al... Gel de oy ver...
<< Önceki Haber Brüksel’de başka, Ankara’da başka konuşma! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:  
ÖNE ÇIKAN HABERLER