TEPKİLER DİNMEK BİLMİYOR

Cihaner'i kurtarma planında sıra davayı kapatmaya geldi. Skandal karara tepkiler sürüyor.

TEPKİLER DİNMEK BİLMİYOR

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner'i kurtarmak için aylar öncesinden uygulamaya konulan plan 'tıkır tıkır' işliyor. 'Terör örgütüne üye olmakla' suçlanan Cihaner'le birlikte 9 sanık önceki gün skandal bir kararla tahliye edildi. Bundan sonraki aşama 'sürecin uzatılmasını' öngörüyor. Ardından da davanın üzeri bir şekilde kapatılacak. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner ve 9 sanık, Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından skandal bir kararla tahliye edildi. Önce alakasız iki davayı kanunları yok sayarak birleştiren 11. Daire, ardından bütün sanıkları 'koşulsuz' salıverdi. Yargıtay 8. Daire Üyesi Hamdi Yaver Aktan'a ait olduğu ileri sürülen ve yalanlanmayan ses kaydında, "Dosya birleştirdikten sonra önce tüm sanıklar tahliye edilecek. Sonra biraz uzatıp dosya kapatılacak. Burada süreci biraz uzatmamız gerekiyor. Ersan Ülker'e dedim, 'bunu yaparsan Yargıtay başkanısın.' Üç tane adaysınız Abdurrahman Yalçınkaya, Kadir Özbek ve sen. Hepsine söyledim. Bunu yapan geçer." ifadeleri kullanılıyordu. Hamdi Yaver Aktan aynı ses kaydında, Erzurum'un dosyayı göndermemesi halinde 'fotokopi üzerinden birleştirme kararı verileceğini' şu cümlelerle anlatıyordu: "Göndermiyorum derse ne yapacaksınız? Fotokopi bile gönderse birleştirme kararı ver. Fotokopi bile olsa ben olsam birleştiririm, basarım tahliyeyi." Şu ana kadar planlandığı gibi uygulamaya konulan senaryoya göre, sıra sürecin uzatılmasına geldi. Son aşamada ise zamana yayılacak olan davanın üzeri bir şekilde örtülecek. Akademisyenler de bu noktaya dikkat çekiyor. Hukuk adamları, Ersan Ülker başkanlığındaki Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin kararının hukukla ilgisinin olmadığı noktasında hemfikir. Uzmanlar, davanın üzerinin örtülmeye çalışıldığını anlatıyor. Süreç hukuki değil, karar skandal Doç. Dr. Mustafa Şentop - Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi: Fotokopiler üzerinden böyle bir kararın verilebilmesi skandal. Yargıtay üst mahkeme değil. Davaya bakan Erzurum'daki mahkeme gibi onunla eşit statüde. 11. Ceza Dairesi'ne göre Erzurum'daki mahkeme fonksiyonel anlamda üst mahkemedir. Dolayısıyla birleştirme kararını verse verse Erzurum'daki mahkeme verebilir. 'Görev suçu' gibi basit bir dosyanın, çok ciddi bir suçla ilgili yürütülen davanın eşit tutulması yasaya aykırı. Böyle büyük bir davayı böyle bir basit davayı vesile kılarak birleştirmek çok ciddi bir sorun teşkil ediyor. Maalesef hukuki bir süreç değil taktikler, stratejiler süreci karşımıza çıkıyor. Yerel mahkemelerde böyle hatalı kararlar verilse telafi edilebilir. Fakat yüksek mahkemelerin benzer tutumlu süreçlerin içerisine girmesi halinde hukuk sistemi ile ilgili ümitlerimizi ve itimatlarımızı bir kenara bırakmamıza neden oluyor. Bugün Türkiye'de ciddi hukuk krizi var ve bunun yansımalarını yaşıyoruz. Şaibe var, hakimler çekilmeli Yrd. Doç. Dr. Adnan Küçük - Kırıkkale Üniversitesi Öğretim Üyesi: Önce Yargıtay üyeleri hakkında ses kayıtları ortaya çıkıyor. Ses kaydında dava sürecinde neler yapılacağı tek tek sıralanıyor. Bakıyorsunuz o sıralananlar istikametinde gelişmeler yaşanıyor. Hukuk aleminde, bir hukukçu açısından kabul edilebilmesi mümkün olmayan şeyler. Bu süreçte adil yargılama olduğunu söylemek söz konusu değildir. Adil yargılamada önceden verilmiş kararın icraatı anlamına gelmez. Deliller incelenir, değerlendirilir ondan sonra bir karar verilir. "Dosya gönderilmese biz fotokopiler üzerinden basarız tahliyeyi" durumu varsa bu açıklanamaz. Şaibe oluşturacak iddia var ve hakimler davadan çekilmelidir. Bu, bir projenin uygulandığı izlenimi veren, yargıda tarafsızlığın bozulduğunu gözler önüne seren hukuk açısından acı bir durumdur. Muhtemelen konu Yargıtay'a intikal edecek. Ses kayıtları doğru ise bu davadan adil yargılamanın çıkması söz konusu değildir. Ve üstü örtülecek. Davanın istikameti belli olmuştur! Kamil Uğur Yaralı - Eski Hukukçular Derneği Başkanı: Davanın Yargıtay'da birleştirilmesi hukuka aykırı bir durum. Yargıtay'daki dava görevle alakalı bir davadır. Terörle alakalı Erzurum'da görülen dava ise özel görevli bir mahkemede yürüyen bir davadır. İki davanın birleşmesi mümkün değil. Bir defa terör suçlamasıyla devam eden yargılama neticelenirse, bundan sonraki aşamada Yargıtay'daki dava açısından bir şey kalmaz. Yargıtay Başsavcısı'nın burada tahliye istemesi artık bu davanın istikametini göstermekte. Yani gerçeğe ulaşılması adına kötü bir istikamete gidiliyor. Birleştirme kararı terörle alakalı davanın gidişatını etkileyecektir. Erzurum'da Ağır Ceza Mahkemesi özel bir mahkemedir, bir üstü olduğu için onun Yargıtay'ın kararlarına uyması gerektiği gibi bir durum ortaya çıkıyor. Öyle bir durum söz konusu olamaz. Erzurum'daki mahkeme özel suçlar için kurulmuştur. Bu suçlar için oluşturulmuş mahkemenin başka bir mahkemede yargılanması esasen mümkün değil. Acilen hukuk reformuna ihtiyaç var Yard. Doç. Dr. Levent Korkut - Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Başkanı: Mehmet Haberal davasında tutuklama kararı veren hakimlere tazminat ödeme cezası verildi. Yargıçlar arası savaş mı var sorusunu akla getiriyor. Bunun da bir hukuk devletinde olmaması gerekir. Yargıçların açıktan birbirleriyle cepheleşmeleri ve zaman zaman hukuk dışı araçlarla bunu sürdürmeleri sadece yargı ile yürütme arasında değil yargının kendi içinde de bir siyasallaşma sorunu olduğunu gösteriyor. Hiç de hukukun üstünlüğüne uygun bir tutum değil. Türkiye'nin acilen çok kapsamlı ve derin bir yargı reformuna ihtiyacı olduğuna işaret ediyor. Yetkisini kullanarak birleştiriyor, tahliye ediyor. Yargıtay'ın davaya müdahale etmemesi gerekirdi. Burada zaten bu işe bakan bir mahkeme var. Bu kararlarda siyasi etkilerin olduğuna dair güçlü belirtiler var. Teknik tartışmaları bir kenara bırakıp ciddi anlamda yargı reformu yapılması gerekiyor. Yargıtay üyelerine ait ses kayıtları siyasallaşma ile ilgili kanaatlerimizi etkiler. Hukuki yanı yok, çok keyfi bir karar Prof. dr. Hakan Hakeri - 19 Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı: Yargıtay içtihat oluşturdu ama böyle bir şey asla olmaz. Fotokopiler üzerinden birleştirme olmaz. Yargıtay ilk derece mahkemesidir. Birleştirme konusunda emredici yetkisi yoktur. Bunlar nasıl gerçekleşiyor onu da anlamıyorum. Birisi görevle ilgili, diğeri çete suçlamasıyla ilgili davadır ve yargılamada farklı usullere tabidir. Birleştirilmeleri yasaktır. Uygulamanın elle tutulacak hukuki bir yönü yok. Tutuklamanın konusu terördür ama Yargıtay zorlama yapıp bu konuyu almış ve tahliye gerçekleşmiştir. Çok keyfi bir karar. Yarın öğrenci bunun dayanağını sorsa izah etmem mümkün değil. Yargıtay'ın üzerinde makam yok. Yargılama yönünden kendilerine, disiplin yönünden HSYK'ya bağlılar. Kendi içlerinde halledebildikleri için sizi yargılayacakların kararını siz veriyorsanız böyle keyfi uygulamalar ortaya çıkar. Kamuoyunda bu kadar ses kaydı çıkmasına ve şüphelere rağmen bu kararın verilmesini öğrencilerimize nasıl izah edeceğiz?
<< Önceki Haber TEPKİLER DİNMEK BİLMİYOR Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER