Ormancıların lâle devri

Ağaç kesme yasağıyla zor günler geçiren Şile’nin ormancı köylüleri, artık İstanbul’u süsleyecek çiçekleri yetiştirecek.

Ormancıların lâle devri

Erenler, İmrendere ve Satmazlı, Şile'nin geçimini ormancılıktan sağlayan köylerinden sadece birkaçı. Ağaç kesimi yıllarca bu yörenin ana ekonomisini oluşturur. Ancak geçtiğimiz senelerde alınan bir kararla bu imkândan mahrum kalırlar. Bu durumdan orman havzasında ikamet eden binlerce kişi etkilenir. Ne yapacağını bilemeyen halk, İstanbul Büyükşehir ve Şile Belediyesi'nin 'alım garantili çiçek üretimi' projesiyle yeni bir ekmek kapısına kavuşur. Uzun zaman balta sallayan eller, çeşit çeşit bitkilerin büyümesiyle uğraşıyor şimdi. Hâlihazırda 9 ailenin üretim yaptığı çiçekçiliğin önümüzdeki dönemde bölgenin ana geçim kaynaklarından biri olacağı tahmin ediliyor. LÂLELER SOLUNCA NE OLACAK? Büyükşehir Belediyesi yetkilileri, İstanbul'un farklı yerlerine 3,5 milyon lâle soğanı dikileceğini açıkladığında, özellikle Başkan Kadir Topbaş, yoğun eleştirilerle karşılaştı. Belediyenin ulaşım gibi daha önemli problemlerle uğraşması gerektiğini söyleyenlere Topbaş'ın cevabıysa, bedava çiçek dağıtımında kendine tepki gösteren vatandaşa verdiği karşılıkta gizliydi: "Sen lâleden ne anlarsın." İlk lâleler açana kadar devam eden tartışma, şehrin sarısından kırmızısına çeşitli renklerle süslenmesiyle azaldı. Hatta çiçeklerin solmaya başladığı günlerde, "Şimdi ne olacak, belediye yeni çiçekler dikmeyecek mi?" soruları ortaya çıktı. İşte Kadir Topbaş'ın, 'Solan bitkilerin yerine yenilerini ikame edeceğiz. Hatta bunları İstanbul'un çevresindeki köylerde yetiştireceğiz.' açıklaması bugünlerde geldi. 'Çiçek ve fide üretim projesi' adı altında yürütülen çalışmayla orman ve havza köylüleri hedef alınmış; Şile, Ömerli, Çatalca, Sazlıdere, Terkos gibi şehrin kıyı bölgeleri seçilmişti. Söz konusu yörelerdeki işsizlik ve göçün, ekolojik tahribatın önüne geçmeyi amaçlayan programın pilot bölgesiyse Karadeniz kıyısındaki Şile. BALTAYI BIRAK, ÇAPAYI AL! Erhan Ceyhun, Şile Erenler köyündeki birçok kişi gibi geçimini ormancılıktan sağlar. Ortaokul yıllarında başladığı ağaç işi, son döneme kadar ailesinin en önemli gelir kaynağıdır. Ancak ormanlara kesim yasağı yüzlerce köylü gibi onu da etkiler. Geçim sıkıntısına düştüğü bir anda, belediyenin çiçek üretim eğitimi verdiğini öğrenir ve kayıt yaptırır. Günde 4 saatten 4 günlük seminerlerden sonra, sertifika alır. Son bir aydır, büyükşehir belediyesinin yaptığı serada medine, vapurdumanı, horozibiği ve ateş çiçeği türlerini yetiştiriyor. "Bizlere söylenen bu işin rahat olduğuydu, baltayı bıraktık, çapayı aldık. Tabii dağda dolaşmaktan, ağaç peşinde koşuşturmaktan kolay. Sonuçta kapımızın önünde bir yer var ve onunla uğraşıyorsunuz." diyor. Daha önce hiç kimsenin bu işle uğraşmadığını göz önünde bulunduran yetkililer fide, poşet, çiçek toprağı konularında alım, yaptırdığı 3 serayla yer desteği sağlar. Her ne kadar 6 üretici kendi seralarını kurmuş olsa da Ceyhun'un böyle bir imkânı yoktur. Çiçekleri belediye yetkilileri yetiştiricilere fide halinde getirir, dikim işiyse tamamen üreticiye aittir. Serada 9 gün süreyle geceli gündüzlü çalıştıklarını söyleyen Erhan Ceyhun, komşularının yardımıyla 25 bin çiçek diktiklerini belirtiyor. Üreticinin karşılaşabileceği zorlukları tahmin eden yetkililer haftada en az 2 günü onların yanında geçiriyor. Hem sorularını cevaplıyor hem de fidelerin gelişimlerini inceliyor, muhtemel problemlere anında müdahale ediyor. Kendilerine her türlü imkânın sağlandığını düşünen Ceyhun, gelecekten umutlu: "Eğer iş tutarsa 2-3 sera daha tutarım. Hatta buralarla ilgilensin diye bir aileyi de yardımcı ayarlarım." HANIMLAR EŞLERİNİN EN BÜYÜK YARDIMCISI 300 bin çiçeğin yetiştirilmesini öngören projede şimdiye kadar 110 binlik kısmı ilk ürün olarak teslim edilmiş durumda. 29 Mart'ta verilen fideler yetişmiş vaziyette 26 Nisan'da toplanır. Erenler köyünden Türkkan Yıldırım ilk ürünü teslim edenlerden. Daha önce domates, biber yetiştirip sattıkları yerde şimdi çiçek büyütüyor. En büyük yardımcısı ise eşi Havva Yıldırım. Çocuklarını okula gönderir göndermez seraya geldiklerini kaydediyor: "Beyim yıllardır ormancılıkla geçimimizi sağlamaya çalışıyordu. Ancak yasak gelince sıkıntıya düştük. Belediyenin çiçek yetiştiriciliği kursuna gitti, şimdi bu işle uğraşıyoruz. Ne yapalım ekmek parası." Yıldırım ailesinin ürettiği çiçekler görevliler tarafından beğenilir. Hatta içlerinden biri, 'Bu kalitede üretmeye devam ederseniz, belediyenin haricinde de alıcılarınız olur.' der ki, bu özellikle Havva Hanım'ı çok sevindirir. SERA SAHİBİ HANIM AĞA Eşinin desteğini dillendirenlerden biri de Korucuköy'den Orhan Derviş. O da yöredeki birçok kişi gibi eski ormancı. Yasak onu çiçek işine yöneltmiş. Eşi başta olmak üzere komşularıyla 9 gün boyunca çiçek fidesi dikerler. Yardıma gelenlerin hem meraktan hem de zorunluluktan işle ilgili sorular sorduğunu ifade ediyor. "Ben bu işi tuttursam bizim köyden en az 20-25 kişi daha çiçek üretmeye başlar. Herkesin aradığı bir iş, rahat çünkü." yorumunu yapıyor. İmrendere Şile'deki bir başka ormancı köyü. Remziye Akıncı ise gerek kendi köyünün gerekse yörenin tek sera sahibi hanım. Çiçeklere hastalık derecesinde sevgi besleyen Akıncı, belediyenin projeyi duyurmasından sonra hemen işe koyulur. Servisçilik yapan eşini ikna eder ve sera kurulur. Şimdilerde günün çoğunu çiçekleriyle geçiriyor. "Evvelinden bu yana çiçekleri severim. Bahçemde devamlı gül yetiştirirdim. Herkes iş gibi görse de bana uğraşım, hobi gibi geliyor. Çiçeklerle konuşuyor, onlarla muhabbet ediyorum. Bu da beni rahatlatıyor." diyor. Aslında tüm üreticiler gelecek adına umutlu. Ancak yine de bazıları sınır koyuyor, Ramazan Ergin gibi. Belediyede çalışan abisi sayesinde işi öğrenen Ergin, hemen kararını verir, sera kurulacaktır. Üretimin riskli olması nedeniyle ilk anda çekimser davranan abisini de ikna eder. Gel gelelim, para kazanmadıktan sonra, üretimi bırakabileceğini söylüyor. Ona göre alt sınır da 1500-2000 YTL arası. Belediye görevlileri üreticilerin bu tür isteklerini olağan karşılıyor. İşsizliğin Şileli köylüler için sıkıntı olduğu bir zaman diliminde 1500- 2000 YTL aylık gelir hiç de abartılacak bir rakam değil. Tüm bunların yanında yerel yöneticiler çiçek yetiştirenlere fide başına 75 Yeni Kuruş ödeneceğini belirtiyor. Kimilerine göre azımsanacak bu ücret, her üreticinin on binlerle ifade edilen bitki yetiştirdiği göz önüne alındığında 9 eski ormancının yüzünü güldürmeye yetiyor. Hâlihazırda Şile'nin Erenler köyünde 2, Satmazlı'da 1, İmrendere'de 2, Ulupelit'te 2, Korucuköy'de 1 ve Oruçoğlu'nda 1 olmak üzere toplam 9 çiçek üreticisi var. Hepsi de zorunlu başladıkları işten şimdilik memnun. Hatta onları görüp özenenler dahi mevcut. 2 bin 500 YTL masraf edip sera kuran Mustafa Dirlik bunlardan biri. 2005'te İstanbul'daki marangoz dükkânını kapatan Dirlik, köyüne geri döner. Kendi deyimiyle tam 'inzivaya' çekilmiştir ki karşısına bu fırsat çıkar. “Aslına bakarsanız, ne ben ne de köylü bu işten anlamaz. Yani yıllarca sert ağaçları tutan, kaldıran, yüklenen kişiler artık çiçek gibi nazik bir canlının büyümesiyle uğraşacak.” yorumunu yapıyor. İş zor olsa da elinden geleni ardına koymayacağına söz vermiş, bir kere. İşte bu yüzden heyecanla kendisine fide verilip üretim yapacağı zamanı bekliyor. Şile Belediye Başkanı Can Tabakoğlu: ÇİÇEKÇİLİK GÖÇÜ VE ARAZİ KAYBINI ÖNLEYECEK Proje 3 ana ayak üzerine oturuyor: göçün önlenmesi, ekolojik dengenin korunması ve köylünün satışlarıyla boşalan tarım arazilerinin imara açılmasının önüne geçilmesi. Tabiİ tüm bunlara ek olarak yöre insanının ekonomik durumunun düzeltilmesi. Gelecek dönemlere ilişkin geniş hedefler var. Büyükşehirin ve il özel idaresinin destekleriyle sera ihalelerine çıkılacak. 300-400 sera kurulması hedefleniyor. Kent merkezinin turizm potansiyeline, köylerin çiçek üretimiyle destek çıkılacak. Bir de görünen o ki yöre insanının yapabileceği başka bir iş alternatifi şimdilik yok. İhale usulüyle çiçek alan belediye piyasanın çoğunluğu gibi Yalova'da yetişen ürünü kullanıyor. 2005-2006 döneminde 3,5 milyon lâle, 6 milyon diğer türlerden dikildi, şehrin değişik yerlerine. Ama şimdi yine İstanbul'un insanı üretiyor. Yazlık çiçekler toplanınca bir ay sonra yer örtücü denilen tür verilecek. Sonbaharda da kışlık çiçekler. Yılbaşından sonraysa her şey üreticiye kalacak. Böylelikle halkımız kendi ayakları üzerinde duracak. AKSİYON
<< Önceki Haber Ormancıların lâle devri Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER