Gazeteciler özür diledi, Başbakan ise yine aynı şeyi yaptı!

Konuyu gündeme taşıyan gazeteciler özür diledi, Başbakan Erdoğan ile Yalçın Akdoğan soru işaretleri gidermek yerine yine aynı yalana sarıldılar: Paralel devlet...

Gazeteciler özür diledi, Başbakan ise yine aynı şeyi yaptı!

Zaman Gazetesi'nden İsmail Kavak'ın haberine göre, Kabataş görüntülerinin ortaya çıkmasından sonra konuyu gündeme taşıyan gazeteciler Balçiçek İlter ve İsmet Berkan yanıltıldıkları gerekçesiyle özür diledi. Başbakan Erdoğan başta olmaz üzere Yalçın Akdoğan ise soru işaretleri gidermek yerine yine aynı yalana sarıldılar: Paralel devlet...

Kanal D spikeri, Kabataş görüntülerini sunarken “Bu olay çok konuşuldu, çok tartışıldı, bu görüntülerden sonra da tartışılmaya devam edecek.” diyordu. Dün Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’da sarf ettiği sözler, başdanışmanın ifadeleri ve Z.D. röportajını yapan gazetecinin hezeyanlarından sonra öyle anlaşılıyor ki, Kabataş olayı daha çok konuşulacak, tartışılacak.

8 ay öncesine bakıldığında, o dönem her ehl-i vicdan, dehşet denilebilecek o vakayı lanetledi. Gezi olaylarına destek verenler bile bir kadına ve 6 aylık bir bebeğe böyle bir muamelenin savunulamayacağını dile getirdi. Zira olayın mağduru Z.D.’nin bazı gazetelere verdiği röportajlarda anlattıkları ve polis ifadesinde söyleyemediği için yazarak dile getirdikleri, yenilir yutulur şeyler değildi. Nazlı Ilıcak, Z.D.’nin polise verdiği o dehşet ifadelerin bir kısmını dün köşesine taşıdı. Z.D. tutanaklarda olayı şöyle anlatıyor: “...Üzerinde mavi kot bulunan bayan şahıs yanıma gelip durdu, ani bir şekilde başörtümü tutarak yukarıya doğru kaldırdı, ben ne olduğunu anlamadan, yüksek sesle bağırdı: ‘Tayyip’in ...sunu buldum beyler, gelin...’

...Bebek arabası elimden kurtuldu, sırt üstü yere düştüm. Kalabalık benim etrafımı sardı, üzerime tükürmeye, tekmelemeye başladılar. Beni tekmelerken ‘şerefsizin evlâdı, ... çocuğu, eşarplı kaltak, biz devrim yapacağız, kökünüzü kazıyacağız’ şeklinde yüksek sesle bağırıp hakaret ettiler.

...28-30 yaşlarında, şişman yapılı, kıvırcık saçlı, beyaz tenli, etli geniş burunlu bir kişi, bebek arabasını tutarak sallıyordu. Arabanın içinde, kızım aşağı yukarı zıplıyordu.

...Kendimi korumak için yüzümü yere, sırtımı havaya bakacak şekilde yere kapaklandım. Etrafımdaki şahıslar gene bana tekme atmaya devam ediyordu. Ben kafamı dahi kaldıramadım. Birden, şahısların bana vurmaları kesildi. Tam bu esnada bir şahıs benim başıma ... ...

...Cinsel saldırıda bulunan, darp ve hakaret eden protestocu şahısların arkasından baktığımda, 2 şahsın ellerinde bira şişesi olduğunu ve bu bira şişesini karşılıklı tokuşturduktan sonra içtiklerini, kahkahalarla güldüklerini gördüm.”

Elif Çakır, Abdülkadir Selvi, İsmet Berkan, Balçiçek İlter başta olmak üzere, bazı gazetecilerin gerek Z.D. ile yaptıkları röportajlar gerekse de verdikleri söyleşilerde ‘görüntüleri izledim’ ifadeleriyle olay kamuoyuna böyle yansıdı. Manzara çirkin olduğu kadar provokasyona da açıktı. Ancak bir kez daha sağduyu galip geldi ve toplumun tümü yaşananlara karşı birlik oldu.


Bu dakikadan sonra Kabataş’ta sergilendiği ileri sürülen çirkinliği yapanların adalet önüne çıkarılması talepleri dile getirilmesine karşın, Başbakan Erdoğan, bir kısım insanları zan altında bırakacak şekilde olayı meydanlarda kullandı. ‘Benim başörtülü kızıma bile saldırdılar.’ ‘Çok önemli bir yakınımın gelinini, yanında 6 aylık çocuğuyla yerlerde süründürdüler. Kendisini taciz ettiler, çocuğunu taciz ettiler. ...Bunları yapanları da bulup çıkaracağız’ diye mitinglerde konuştu.

Aradan geçen 8 ay boyunca yapılan soruşturmanın neden neticelendirilmediği ise sürekli sorgulandı. Muhalefetin verdiği soru önergesine, İçişleri Bakanlığı’nın MOBESE kameralarında kayıt olmadığı yönündeki beyanı kayıtlara geçti. Ancak geçtiğimiz akşam Kanal D’de Kabataş olayının görüntüleri yayınlandı. Tartışmada bu noktadan sonra başladı; zira görüntülerde Z.D.’ye saldıranların tarif edildiği, “bellerinden yukarısı çıplak, elleri eldivenli, başları siyah bandanalı 80-100 kişilik bir kalabalık.” yoktu.

Kabataş’ı köşesine taşıyanların görüntülerden sonra özür dileyip, kendilerini ve toplumu kandıranların da bu milletten özür dilemesi çağrısı yapmasına, Başbakan Erdoğan’ın cevabı gecikmedi: “Bunun altında boğulacaksınız.”

Erdoğan, “Adli Tıp raporuna neden bakılmıyor?” diyor. Ancak kimsenin raporu görmezden geldiği yok. Görüntülerde 30 saniyelik bölümde itiş-kakış olduğunu inkâr eden de yok, zaten bu soruşturmanın resmi kayıtlarına da geçmiş. Mesele, Z.D.’nin anlattığı bu kadar vahim müdahalenin kayıtlarda görünmemesi. Mesele ortada 80-100 kişilik yarı çıplak, elleri eldivenli başları siyah bandanalı bir vandal grubun olmaması. Polis ifadesinde yapılanları anlatamam deyip yazıya döktüğü ve tutanakta yer alan -ki biz de burada yazamadık- vahim hadiselerin bu kadar kısa sürede nasıl gerçekleşmiş olabileceği sorusunun cevapsız kalması. Mesele, neden saldırıdan hemen sonra değil de 5 gün geçtikten sonra Adli Tıp raporu alındığı. Mesele, ‘tüm toplum gibi Başbakan Erdoğan da mı aldatıldı’ sorusunun vicdanlarda vuzuha kavuşma çabasıdır.

Mesele bununla da sınırlı kalsa iyi. Kabataş olayını sündürünceye kadar meydanlarda kullanan Erdoğan, bütün bu sorulara cevap vereceğine dün yine ne yaptı etti bu işi de ‘paralel’e bağladı. Masum insanları bir kez daha, elindeki bira şişesiyle başörtülülere saldıranlarla birlikte olmakla suçladı.


<< Önceki Haber Gazeteciler özür diledi, Başbakan ise yine aynı şeyi yaptı! Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER