Bir darbe geleneğinin anatomisi

Kamil Ergin

Kamil Ergin

02 Nis 2021 13:29
  • Brezilya’da ordu ile yönetim arasında ciddi bir kriz yaşanıyor. Siyaset zeminine çekilmeye çalışılan komutanlar, Bolsonaro hükümetine karşı dayanışma içinde tavır aldı. Savunma bakanının aniden görevden alınması sonrasında üç kuvvet komutanı eş zamanlı olarak istifa etti. Peki bu ne anlama geliyor? Ülkede yakın zamanda askeri bir darbe olma ihtimali var mı? Bunu yorumlamak için tarihi perspektiften birkaç önemli hadiseyi nazara vermek gerekiyor. 

    Latin Amerika'da uzun süre krallıkla idare edilen tek ülke Brezilya idi. Son imparator ikinci Dom Pedro, 1831 yılında henüz beş yaşında iken babasından tahtı miras aldı ve modern Brezilya’nın temelleri atıldı. Ülke o günden bu güne çeşitli iktidar mücadelelerine sahne oldu. Bolsonaro’nun son hamlesi de devam eden taht oyunlarından biri. 

    Brezilya, yapısı itibariyle soft bir ülke. İnsanları kavgayı sevmiyor ve rövanşist ruhlu değiller. Gelir uçurumundan kaynaklı keskin bir sınıfsal ayrım mevcut. Halkın gündelik yaşamı ve olaylara verdiği tepkiler hayret verici ölçüde sakince. Değişime olan isteksizlik ve bardak taşana kadar süren eylemsizlik, atı alanın bir süre kendi yolunda ilerlemesine müsade ediyor. Ülke tarihindeki iktidar değişimleri, yönetimi devralmak isteyen güçlere karşı direnmek yerine koltuğu isteyene suhuletle yol verme geleneğine dönüşmüş. 

    Bunun ilk örneği Portekiz Kraliyet ailesinden. 1807 yılında Napolyon karşısında direnmek yerine ülkeyi teslim eden Bragança Hanedanlığı, geçici bir süre sömürge toprağı olan Brezilya’ya gelir. Kral ve ailesi, Avrupa’da sular durulunca eve dönecektir fakat o dönemde genç bir prens olan birinci Dom Pedro bu coğrafyayı beğenir ve Brezilya’da kalmak ister. Bunun üzerine Kral VI. João, kendisine bağlı bu uzak topraklara vekalet etmesi için oğlu birinci Dom Pedro’yu Brezilya valisi olarak atar. Aradan biraz zaman geçip şartlar olgunlaşınca babasına isyan bayrağı açan genç prens bağımsızlık ister. Evladıyla çatışmaya girmekten kaçınan kral durumu kabullenir ve yollarını ayırır. Kargaşadan kaynaklı küçük çaplı olayları saymazsak ciddi bir dirençle karşılaşmayan birinci Dom Pedro kolayca bağımsızlığını kazanır. Bir süre tahtta kalan ilk imparator, Arjantin ile girdiği savaşları kaybedince tahtı beş yaşındaki oğluna devrederek istirahate çekilir. 

    İkinci örnek imparatorluktan demokrasiye geçiş sürecinden. Cumhuriyet’in kuruluşuna öncülük eden Mareşal Fonseca, o dönemin yükselen akımı pozitivist düşünceden etkilenmiş bir askerdi. Kişisel cesareti, askeri yeterliliği, yakışıklılığı ve lider karizması onu ulusal bir figür yaptı. Paraguay Savaşı sırasında beslenen militarizm, 1870'lerin sonlarında gerçek oldu. Ordu, kendisini milletin kurtarıcısı olarak görüyordu ve askeri okul pozitivist propagandanın merkeziydi. Mareşal Deodoro'nun prestiji öylesine büyümüştü ki genç subaylar ona hayranlık duyuyordu. Kısa süre sonra ordu komutanlığına terfi etti. İlerleyen yıllarda Jön Brezilyalıların etrafında toplandığı askeri bir diktatör oldu. 

    Brezilya’da Cumhuriyet, 1889 yılında hiç kan dökülmeyen bir darbe ile Rio de Janeiro’nun ünlü meydanlarından birinde bağımsızlık bildirisinin okunmasıyla ilan edildi. Askerlere karşı elindeki kozların yetersiz olduğunu düşünen ikinci Dom Pedro, tıpkı babası ve dedesi gibi yönetime talip olanlara direnmeyerek darbecilere boyun eğdi ve Avrupa'ya sürgün edildi. Neticede krallık idaresi yıkılarak yerine cumhuriyet idaresi kuruldu ve darbenin lideri Mareşal Deodoro ülkenin ilk cumhurbaşkanı oldu.

    Üçüncü örnek Cumhuriyet rejiminin ilk yıllarından. Mareşal Deodoro, yeni bir ülkenin kurucusu olmanın hazzını uzun süre yaşayamadı. Kraliyet ailesini devirip gücü eline geçiren ilk lider, cumhuriyetin kuruluşunda ona eşlik eden silah arkadaşlarının baskısına ancak iki yıl dayanabildi ve onlarla mücadele yerine istifa etmeyi tercih etti.

    Son örnek 2016 yılında senatoda yapılan bir oylamadan. Brezilya senatosu, politik kutuplaşmanın zirve yaptığı bir dönemde polemik bir oylama neticesinde seçilmiş başkan Dilma Rousseff’in görevine son verdi. 

    Özetle, kralı deviren prensler, prensi deviren komutanlar, komutanı deviren subaylar ve onların izinden yürüyen siyasetçiler bayrağı elden ele taşıyarak günümüze kadar getirdiler. Farklı dönemlerde toplam 9 darbe tecrübesi yaşayan Brezilya’da son askeri darbe 1964 yılında gerçekleşti. Yönetime el koyduktan sonra 21 yıl boyunca iktidarda kalan dikta rejimi, hukuksuz uygulamalarla adeta bütün darbelere rahmet okuttu.

    Başta ciddi bir direnişle karşılaşmayan dikta rejimi, sivil demokrasiye geçiş süreci uzadığı ve mağduriyetler arttığı için zamanla sokak hareketlerini ortaya çıkardı. Artan isyanlar nedeniyle bu işi daha fazla sürdüremeyeceğini anlayan dikta yönetimi 1985 yılında yerini sivil politikacılara bıraktı. İlk kez ulus olarak birleşen ve sesini duyuran halk, diktaya karşı verdiği mücadelede başarıya ulaştı. 

    Direnişin başarıya ulaşması Brezilya milliyetçiliğini ortaya çıkardı. Bu milliyetçilik dalgasının kendilerini ipe götüreceğinin farkına varan askerler, yönetimi sivillere bırakmadan önce bir anlaşma yaptılar. Buna göre askerler bir daha siyasete karışmayacak, siviller de onları yargılamayacaktı. Bu anlaşma, toplumsal bir uzlaşı olarak bugüne kadar korundu ve Brezilya’da askeri darbe kültürünü sona erdirdi. Öyle ki devran dönüp bir zamanlar gerilla olarak dikta rejimi ile mücadele eden, hapse girip işkence gören Dilma Rousseff başa geçtiğinde darbe dönemi ile yüzleşmek için Hakikat Komisyonu oluşturdu. Dört yıl süren titiz bir çalışmanın ardından diktatörlük döneminde işlenen suçları ve sorumlularını ifşa ederek tarihe not düştü. Mecliste yükselen ‘dikta rejimi yargılansın’ çağrılarına rağmen ‘biz millet olarak bir anlaşma yaptık ve ulusun geleceği için bu anlaşmaya sadık kalmalıyız’ diyerek onurlu bir duruş sergiledi. 

    Bu anlaşma, Mandela’nın İngiliz sömürge yönetimiyle yaptığı anlaşma gibi toplumsal huzuru garanti altına alıyor. Tam da bu noktada ölüyü diriltmek isteyen Bolsonaro, ordunun ödeneğini artırıyor, silahlanmayı teşvik ediyor ve ordu mensuplarını safına çekerek iktidarını kalıcı hale getirmek istiyor. Askerler aracılığıyla yapmaya çalıştığı şey, toplumsal uzlaşının köküne dinamit döşemek. Bu açıdan komutanlar, tarihi bir karar vererek iktidara boyun eğmektense istifa yolunu seçtiler. Yerine gelenlerin sergileyeceği duruş önemli. 

    Asker kökenli bir siyasetçi olan Bolsonaro, karakter olarak içine Trump kaçmış bir lider. Göreve geldiğinden bu yana kırmadığı çömlek kalmadı. Bir lider profiline uymayacak şekilde provoke edici konuşmalar yapıyor. Kafasına uymayan kim varsa ya görevden alıyor ya da bakanlar zaten onunla çalışmak istemediği için istifa ediyor. Covid-19 etkisi ve sergilediği ciddiyetsiz tavır nedeniyle hasta ve ölü sayısında zirveye oynayan Bolsonaro, bu çalkantılı süreçte seçim yılı olan 2022’nin sonunu görebilecek mi bilinmez. Ama ikiz kardeşi Trump gibi görevi bırakmayı reddederse ülkede nasıl bir kaos ortamı oluşabileceğini ABD örneğinde gördük. Bu açıdan askerlerin Bolsonaro karşısında dik duruşu önem arz ediyor.

    Türkiye’de Allah’ın lütfu olan 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar bir gecede olmamış, adım adım bu aşamaya gelinmişti. Sürecin sonunda, iktidar baskısı nedeniyle aynı cesareti gösteremeyen hakimler, savcılar, askerler ve diğer bürokratlar yaşanan hukuksuzluklardan mesul olacaktır. Brezilya’da askerler istifa ederek hem topluma verdikleri söze riayet etmiş hem de en azından böyle bir değişimin paydaşı olmayı reddetmiştir.
    02 Nis 2021 13:29
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR