Racon kesseniz de AB’de bütün yollar Almanya’ya çıkıyor

Tarık Ziya

Tarık Ziya

21 Ağu 2017 12:16
  • Almanya’nın Türkiye’deki insan hakları ihlallerine son verilmesi için 20 Temmuz’da  değiştirdiği tarz-ı siyaset, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) lideri, Reis-i Cumhur Recep Tayyip Erdoğan’ın nezdinde panik atağa sebep oldu. Bir uçtan öbürüne savruldu. 

    Evvela alttan alma, gündemi değiştirme taktiğine sarılan Erdoğan, müeyyidelerin sadece Avrupa Birliği (AB) desteklerinin kesilmesi ile mahdut kalmayacağını biliyordu. 

    Onun için müşavirlerinin hazırladığı raporlarda geçen, ‘Efendim, bu sefer ciddiler. Geri adım atmazsak ekonomik kaybımız artar ve bu durum başkanlık seçimine giderken bütün hesaplarımızı alt üst edebilir’ minvalindeki ikazları kerhen de olsa kale almıştı.

    TAVİZDEN VATANDAŞIN HABERİ OLMAYACAK Kİ!

    Biraz dilini ısıracak, o kadar. Saray’daki paralel kabine o arada verilen tavizleri vatandaşa fark ettirmeden yapmanın yollarını bulacaktı. Hem bundan kolay ne var ki! Nasıl olsa talimatla manşet atan gazetelerin Yazı İşleri heyeti her gün Saray’dan gelen notları okumadan taşra baskısını bağlamıyor. 

    Notlara zıt her haber ve makale varsa hepsi derhal çöpe atılıyor, zaman darlığına ve hat kaçırmanın maliyetine aldırmadan sayfalar yıkılıyor. Gazeteler, Saray’ın hoşnut kalacağı nihai şekli ile matbaaya gönderiliyor. 

    ‘MERKEL ÖZÜR DİLEDİ’ DERİZ OLUR BİTER

    Dolayısıyla Almanya’ya taviz verilse de ‘Merkel’den Erdoğan’a özür telefonu’ gibi manşetlerle algının gücü devreye girer. Yakın tarihte Beyaz Saray’ın bulunduğu Washington D.C. başta olmak üzere dünyanın farklı başşehirlerden gelen en üst düzey tekziplerden vatandaşın ne kadar haberi oldu ki Merkel’in Erdoğan’dan özür dilediği yalanından haberi olabilsin. 

    Varsın Almanya, kendisine iltica eden asker ve diplomatları iade etmesin. Hizmet Hareketi’ni ‘eğitim odaklı sivil bir teşekkül’ olarak tanımlamasına da takılmaya lüzum yok. Hatta Deniz Yücel gibi hapishanede rehin tutulan Alman vatandaşları tahliye edilirse tansiyon düşebilirdi.  

    OYLAR DÜŞÜYORSA ERDOĞAN’A YENİ DÜŞMAN LAZIM

    Buraya kadar plan başarılıydı. Son anda yine Erdoğan faktörü hesapları bozdu. Lakin diğer tarafta Erdoğan’ın haftada üç-dört ayrı şirkete düzenli olarak yaptırdığı anketlerde halk desteğindeki düşüş durdurulamayınca ‘alttan alalım’ stratejisi, Alman CEO’larla Çankaya Köşkü’nde kahvaltı vs. hepsi çöpe atıldı. 

    “Ey Merkel. Sen kimsin!” dememek için dilini ısıran Erdoğan kendi bildiğini okumaya başladı. İki gündür bu faslı ibretle seyrediyoruz. Berlin’den kendisine verilen makul, nazik bir o kadar kararlı cevaplara daha da öfkelenen Erdoğan aslına rücu etmiş oldu. 

    Planında öyle sofistike bir taraf yok. Milliyetçiliği körükleyecek, meydanlarda racon kesecek ve böylece halkın yeniden umudu haline gelecek. 

    HAKARET LÛGATİNE VUKUFİYETİ VAR

    Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel’e, “Senin yaşın kaç? Haddini bil.” perdesinden ayar vermeye kalktığına göre Erdoğan derin bir vukufiyetinin olduğu hakaret lûgatinin ortasından konuşmaya başlamış demektir. Referandumdan evvel sarf ettiği, ‘Nazi artığı’ hakaretlerinin farklı versiyonlarının eli kulağındadır. 

    ‘En iyi müdafaa hücumdur’ diyerek Almanya’yı hedef tahtasına koymanın bir maliyeti olacağını Erdoğan kabul etmek istemese de netice hiç umduğu gibi olmayacak. Bu sefer kaybetmekten başka bir şık görünmüyor Erdoğan namına. 

    Tabiî onun ihtiras ve öfkesinin yükü yine neyin ne olduğunun farkında olmayan, daha doğrusu hâdiseleri anlamak ve bu gidişe dur demek gibi bir derdi de olmayan halkın sırtına binecek. Nitekim Almanya’da Türkiye lehine kapılar birer birer kapanıyor. İhracatçılar, turizmciler ve bankacılar bu defansı iliklerine kadar hissetmeye başladı. 

    AB BAŞKA, ALMANYA BAŞKA, ÖYLE Mİ?

    İçi boş efelenmede bir husus dikkatten kaçmıyor. Erdoğan da onun mukallitliğini yapan bakanlar da ‘Avrupa Birliği (AB) başka, Almanya başka’ tezini öne sürüyor. O kadar altı boş bir nutuk ki bu! 

    2008 krizinden sonra ‘dağıldı, dağılacak’ denilen AB hâlâ ayaktaysa bunu Almanya’ya borçludur. İtalya, Yunanistan, İspanya, Portekiz ve Danimarka gibi üye ülkelere verdiği borç tutarı 720 milyar Euro. Almanların, AB’den alacağı Türkiye’nin millî gelirinden daha fazla. 

    ALMANYA’NIN AB’DE NÜFUZU ARTIYOR, AZALMIYOR

    AB bütçesine en fazla katkıya veren, İngiltere’nin ‘küstüm, oynamıyorum’ restine ‘madem gitmek istiyorsun seni tutmayalım’ diyerek net bir mukabelede bulunan Almanya’nın AB’de nüfuzunun olmadığı iddiası akla ziyan bir çıkıştır. 

    AB’de herkesin Alman Başbakanı Angela Merkel’in gözünün içine baktığını görmemek için ya âmâ olmak ya da bin odalı Saray’da kilosu 4 bin lirayı geçen beyaz çay yudumlamak lazımmış!

    Erdoğan en iyi bildiği işi yapmaya ve racon kesmeye devam edebilir. 

    Mamafih AB’de bütün yollar hayli vakitten beri Roma’ya değil Almanya’ya çıkıyor. 

    Tavşan dağa küsmüş de dağın haberi olmamış…  

    TARIK ZİYA
    21 Ağu 2017 12:16
    YAZARIN SON YAZILARI