Ne Heraklit'i Ne Apollo’nu!..

Safvet Senih

Safvet Senih

06 Eyl 2023 09:59
  • M. Fethullah Gülen Hocaefendi “Dâvâ Genç İnsanlar İster” başlığı altında şöyle diyor: “Ben yıllardan beri bu dâvâya sahip çıkacak insanların gençlerden teşekkül etmesi için Rabbime dua dua yalvardım, yakardım ve hâlen yalvarmaya devam ediyorum. Çünkü Hz. Ömer’e isnad edilen bir söze göre genç insanı olmayan bir dâvânın ayakta durması mümkün değildir. Sakın ola ki, bu düşüncenin mefhumu muhâlifini ele alarak ‘İhtiyarların bu dâvâda işi yok’ gibi bir anlayışa kapılmayın. Ben böyle bir saygısızlığı irtikap etmekten Allah’a sığınırım. Fakat şu da unutulmamalıdır ki, yaşlanmış, iki büklüm olmuş insanlarla böylesi uzun bir yola çıkılmaz. 


    Bu dâvâ ‘Başım! Gözüm! Dişim!’  demeyecek, evlâd ve iyâl, şan, şeref, şöhret, makam, mansıp peşinde koşmayacak genç, dinamik insanlar ister. Gençlik heyecanını, dinamizmini davası uğrunda kullanacak insanlar. Fakat bütün bunlar, şart-ı âdîdir, sıradan sebepler. Yani Allah sizlere takdir buyurmuş olduğu lütuf ve ihsanları sunarken, bu gençleri vesile olarak kullanır. Onun için hepimiz ve hepiniz, Cenab-ı Hakk’a yönelerek dâvâyı omuzlayacak ve sonuna kadar götürecek genç insanları ihsan buyurmasını istemeli ve dua dua yalvarmalıyız. 


    Ayrıca kavlen duanın yanında duygu ve düşünce bazında da bu düşünceyi diri ve canlı tutmanın yani beklentiler içinde bulunmanın Allah katında çok müessir bir dua olduğuna inanıyorum. Yatarken-kalkarken, yerken içerken hatta rüya ve hülyalarımıza varıncaya kadar, ‘Allah’ım gençler, genç dâvâ adamları…’  diye düşünmek bence çok önemlidir.


    Öte yandan, insanlık bir değişim ve dönüşüm yaşama aşamasına girdi. İşte bütün insanlığın beklediği bu dönüşüm ve değişimi gençler gerçekleştirecektir. Onun için şimdiye kadar çok defalar dediğimiz gibi ‘Genç adam, kalk bu bâdirenin bahadırı ol!’ diyecek ve gençlere misyonlarını hatırlatmaya devam edeceğiz.


    Evet, Üstad Hazretleri dâvâyı sahiplenen bunca genci bir arada görmediği halde, o fecrin emarelerinin göründüğünü söyler. Zaten fecir, yalancı fecir (fecr-i kâzib) bile olsa, o fecr-i sâdıkın en sâdık emaresidir. İşte Bediüzzaman Hazretleri de o sâdık emâreyi görmüş ve onun muştusunu bizlere sunmuştur. O Büyük Çilekeş etrafında 20 adam olduğu dönemde ‘kardeşlerim küfrün ve ilhadın bel kemiği kırılmıştır’ der. Tiflis’de medresenin temellerini atma hülyası, Van’da Medresetü’z-Zehrâ düşüncesi, ‘ümit varolunuz! şu istikbal  inkılâbâtı içinde en yüksek ve gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır’ demesi,  ‘ümidim var ki, semâvât ü zemini âsiyâbâ / hem olur teslim yed-i beyzâ-yı  İslâm’a” sözleri ve bu çizgideki beyanları üst üste getirilecek olduğunda, o  Büyük Üstad’ın bugünleri çok öncelerden gördüğü ve kanaviçesini sabır tığı ile  ördüğü görülecektir.


    Evet, Sezâi Karakoç beyin ifadesiyle ‘Fecir Ordusu’ artık gün yüzüne çıkmıştır. Bu kudsî dâvâya omuz verecek genç ve dinamik kadro iş başındadır. Hz. Ömer gibi adâletin, gücün istikametin remzi, Hz. Hamza gibi şecaat ve cesaretin önderi, Hz. Eyyûb misâli sabrın kahramanı olan gençler artık şahlanmış bulunmaktadır. İşte tam bu aşamada diyorum ki, Ey Hamza’lar,  Ömer’ler, Ali’ler ‘Lebbeyk!’ deyin, bu kudsî hamûlenin altına girin. Girin bu sorumluluk altına ve asırlardan beri yaşanan bir hayatın vebâlinden kurtarın neslinizi. Âheste-revlik etmeyin… Elinizi çabuk tutun… Önünüze gelen çıkan altın gibi fırsatları kaçırmayın. Değerlendirin bütün bunları… Ve kurtarın çağınızı, çağınızın insanlarını. 


    Çağı yakalamak diyorlar! Haydi canım, sizin hülyalarınız, idealleriniz yanında ne değeri var ki, bu düşüncenin Siz, bırakın çağı yakalamayı, yapacağınız hizmetlerle çağınızı aşmaya namzetsiniz. Siz bu çağın Heraklit’leri, Apollo’larısınız. Estağfirullah… Düşünülen şeylerin hayata taşınması yanında ne Heraklit’in, ne de Apollo’nun lâfı olur.


    Hâsılı; bu gençler topluluğunun, bu fütüvvet topluluğunun yapacağı daha çok şeyler var. Yeter ki, Rabbim muhalif bir rüzgar estirmesin ve bizleri hizlan, hüsran ve haybet içinde bırakmasın. Âmin…


    Hocaefendi’nin seneler önce Fasıldan Fasıla-3 kitabında anlattığı bu gerçeği göz önünde tutarak, bulundukları ülkelerde asimile olmadan entegre olarak, o ülkelerin birer insanı ve parçası haline gelmiş, kanunlara saygılı ve uyan nesilleri yetiştirmek için elimizden geleni fazlasıyla yapmak zorundayız. Çünkü Üstad Bediüzzaman Hazretleri Kastamonu Lâhikasında bizim işimizin bin senedir sağından-solundan darbe alıp yaralanmış insanlık kalesini tamir etmek olduğunu söylüyor. 

    06 Eyl 2023 09:59
    YAZARIN SON YAZILARI