“Oku! Rabbin Adıyla” -1

Mehmet Ali Şengül

Mehmet Ali Şengül

10 Eki 2018 15:01
  • Besmelesiz başlanan hiçbir işte bereket ve hayır yoktur. Efendimiz’in (sav) beyanıyla; ‘Besmele ile başlanmayan her önemli iş sonuçsuz kalır.’ (Münâvi, Feyzu’l Kadir)  Hz.Üstad da, birinci Sözde; ‘Bismillah, her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona  başlarız’ demiştir. 
        
    Hadis âlimi Nisâburi (İmam-ı Hâkim), Garâib-ul Kur’an tefsirinde bir hadîs-i şerife dayanarak, Besmele’nin ilk defa Hz.Âdem (as)’a indirildiğini ve Hz.Adem’in (as),  ‘Zürriyyetim Besmele’yi okuduğu sürece azaptan kurtulur’ buyurduğunu yazmıştır.
          
    Besmele ikinci defa, Hz.İbrahim’e (as) indirilmiştir. Hz.İbrahim (as) Nemrud tarafından ateşe atılınca imdadına ‘Besmele’ yetişir.
          
    Besmele, üçüncü defa Hz.Süleyman’a (as), dördüncü ve son olarak da Hz.Muhammed’e (sav) indirilmiştir. Kur’ân’ı Mûciz-ül Beyân’ın bir âyeti olarak kıyâmete kadar da devam edecektir.
          
    Allah Resûlü (sav) önce her işinin başında, ‘Bismike Allahümme’ diyerek başlarken; Hz.Nuh’un (as) gemiyi ilk hareket ettirdiğinde, ‘Bismillâhi mecrêhe ve mürsêhe - Geminin hareketi de durması da Allah’ın adıyladır’ âyeti nâzil olduktan sonra,  Efendimiz (sav) ‘Bismillah’ demeye başladı.

    Ahmed bin Hanbel  (ks) Müsnedi’nde Neml sûresinde geçen; “Mektup, Süleyman’dandır ve ‘Rahman ve Rahîm Allah’ın adıyla’ diye başlayıp; ‘Bana karşı kibirlenmeyin, itaat ve teslimiyet göstererek yanıma gelin!’ diye devam etmektedir”meâlindeki 30 ve 31.âyetler inince Efendimiz’in (sav), her işin başında ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’  demeye başladığını anlatır.

    Efendimiz (sav), “Bana öyle bir âyet indirildi ki, Dâvûd oğlu Süleyman’la Ben’den başka kimseye indirilmedi. Bu ‘Bismillâhirrahmânirrahim’dir.” (Heysemî) buyurmuştur.
        
    Meşhur alman filozofu Kant, bir şeref olarak diplomasına Besmele’yi  yazdırmıştır. 
         
    Efendimiz’den (sav) Câbir bin Abdullah (ra)  şöyle rivâyet etmektedir:
         
    ‘Bismillâhirrahmânirrahîm’ mübârek beyânı indiği zaman üzüntü ve keder dağıldı, rüzgar durdu, denizler sâkinleşti, hayvanlar dikkat kesildiler. Şeytanlar gökten kovuldular. Allah yeminle buyurdu ki, “Besmele’yle başlanan her işi ve her şeyi  bereketlendireceğim.” (İmâm-ı Suyûti) 
           
    İmam Suyûti’ye göre, besmeleyi ilk yazan, Hâlid bin Said bin El-Âs (ra) olmuştur.     
         
    Kâinâttaki var olan bütün hakîkatler bir nüve, bir çekirdek hâlinde Besmele de yer almaktadır.

    Besmele, ‘Kur’ân’ın özetidir’ denilebilir. Kâinâtın kapısı ‘Bismillâh’ ile kurulmuş ve açılmıştır. Kıyâmet ‘Bismillâh’ ile kopacaktır. Öyle olmalı ki, insan hem “Bismillâh” desin, hem de “Elhamdülillâh”ı unutmasın.

    Selef-i Sâlihin’in, ikisini cem eden bir âdeti vardır. Onlar hayırlı bir işe başlarken, “Bismillâhirrahmânirrahîm Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn...” diyerek, hem Besmele hakkındaki, hem de Elhamdülillâh’la alâkalı emri ve hükmü yerine getirmiş oluyorlardı. Biz de hayatımıza bereket getirecek, bu iki mübârek kelimeyi her işimizde unutmamalıyız.
        
    ‘Allah’, zâta mahsus özel bir isimdir. Allah’ın (cc) diğer bütün isim ve  sıfatlarını kapsar ve ifâde eder. Allah lafzının mânâsı, ‘Ulûhiyet yalnız O’nundur’ demektir. Ulûhiyet, O’nun Celâl sıfatının bir gereğidir. Bu durumda Bismillah’ın anlamı, ‘Kuvvet ve kudreti eşsiz ve tek Allah’ın  ismi ile’ demektir.

    Bismillâh ile, kalpler aydınlanır, her arzu yerine gelir, bütün  tasa, keder ve endişe dağılır. O’nun rahmetiyle ruhlar mârifete erer ve insan rahat bir nefes alır. 
         
    İmâm-ı Buhâri (r.aleyh) Allah isminin, ism-i Âzam olduğunu ifâde eder. Diğer isimler sıfata delâlet ederken, Allah lafzı zât’a delâlet ediyor. Onun yerini başka hiçbir isim tutmuyor. Meselâ; kelime-i Şehâdet’te ‘Eşhedü enlâ ilâhe illallah’ ifâdesinde, ‘illallah’ yerine ‘illerrahmân’ olmaz.
        
    Rahmân ve Rahîm kelimeleri, Rahmet kökünden gelmektedir. Allah (cc), eşi ve benzeri olmayan bir rahmete sâhiptir.
       
    Efendimiz (sav); ‘Allah’ın yüz rahmeti vardır. Birini dünyâya indirmiş  ve bütün mahlûkâtı arasında taksim etmiştir. Mahlûkât, bu rahmetle birbirlerine merhamet ederler. Bir hayvanın yavrusuna basmamak için ayağını kaldırması bu merhamet hissindendir. Geriye kalan doksan dokuz rahmetini ise Cenâb-ı Hak,  kendisinde bırakmıştır. Onunla âhirette kullarına merhamet edecektir’ buyurmuştur. (Buhâri, Müslim)
        
    Rahmân da, Allah’ın özel isimlerindendir. Allah’a has bir sıfattır. ‘Rahmân, bir isim sıfattır. Yani o, Cenâb-ı Hakk'ın sıfatıdır. Fakat ismiyet öyle galebe çalmıştır ki, Rahmân dediğimiz zaman hemen aklımıza Allah (cc) gelir.

    'Rahmân, arş üzerinde istivâ etti' (Tâhâ, 20/5); 'Rahmân, Kur'ân'ı insanlara ta'lim etti.' (Rahmân, 55/1,2) âyetlerinde Allah kasdedilmektedir.  Öyle ise, Rahmân Allah'a has bir sıfattır. İnsanlara Rahman denmez. Rahmân, nâmütenâhi merhamet edici, nâmütenâhi nimetlerle perverde edici mânâsına gelir. 
        
    Nasıl ki, 'Allah' kelimesini tercüme etmek mümkün ve muvafık değildir. Öyle de; Rahman kelimesini dahi tercüme etmek mümkün ve muvâfık değildir. Çünkü isimdir. Husûsi isimler ise tercüme edilmezler. Hele Rahmân'ı 'Esirgeyici, Bağışlayıcı' şeklinde tercüme etmek büyük hatâdır. Zira dilimizde esirgeyici demek, cimri ve bahîl demektir… (Fatiha Üzerine  Mülâhazalar) 
        
    “De ki: ‘Duâ ederken ister ‘Allah’ ister “Rahmân” diye hitab edin. Hangisini deseniz en güzel isimler hep O’nundur!’ Namazında sesini pek yükseltme, ama iyice de kısma, ikisinin arası bir yol tut.”(İsrâ sûresi,110) 

    “Yedi kat göğü birbiriyle tam uyum içinde yaratan O’dur. Rahmân’ın yaratmasında hiçbir nizamsızlık göremezsin. Gözünü çevir de bak! Her hangi bir kusur görebilir misin?” (Mülk sûresi/3) 

    “Rahmân. Kur’ân’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona konuşmayı öğretti.” (Rahman sûresi/ 1,2,3,4)
           
    Rezzâk mânâsına gelen Rahmân, aynı zamanda Allah’ın subûti sıfatları olan hayat, ilim, irâde, kudret, kelâm, semî, basîr ve tekvin  sıfatlarını da ifâde eder. Çünkü O, bütün canlıların ihtiyâcını bilir, dilinden anlar, ilham yoluyla konuşur, sesini işitir, görür, uygun rızık vermeye gücü, kudreti ve irâdesi vardır.
        
    Rahîm ise, Rahmân gibi bir sıfattır. Fakat Rahîm Allah’a has değil, genel bir sıfattır. Bağışlamak, affetmek mânâsına gelir. Bu sıfat insanlarda da bulunur. Onun için çocuklara Rahîm ismi verilebilir. Ama, Rahmân veya Rezzâk ismi verilmez. Abdurrahmân, Abdurrezzâk şeklinde konulur.
        
    Dünyâya bakan Rahmân isminde Adl sıfatı da vardır.  Allah, mü’min- kâfir herkese ve bütün yaratılan canlılara aynı adâletle rızkını ulaştırıyor. Rahîm ismi ise, âhirete bakıyor. 
         
    ‘Rahmân Vâhidiyetin, Rahîm ise Ehâdiyetin tecellisidir. Rahmân kelimesi ezele, Rahîm kelimesi ise, lâyezâle  bakar. Sistemler, insanlar, ağaçlar, kuşlar ve herşey Rahmân ismiyle var olmuştur. Rahmâniyet,  bütün kâinâtı ihâta etmiştir. Herşey, bu Rahmâniyetin cebriliği altında Allah’ın emirlerine itaat etmektedir.
        
    Cenâb-ı Hakk’ın irâdeye bakan hususî rahmet tecellisi vardır ki, onu da bize Rahîm kelimesi ifâde etmektedir. Rahmân olmasaydı, biz vücuda gelmeyecektik. Rahîm olmasaydı irâdemizi kullanamayacak ve Cenâb-ı Hakk’ın sanâtındaki incelikleri idrak edemiyecektik.
       
    Rahmân, kâinâtı bir kitap gibi gözümüzün önüne serdi. Rahîm, bizi bu kitabı okuma ve okuduğumuz bu kitaptan alacağımız mânâları kalbimizde îman hâline getirme irâdesini verdi. Rahîm kâinâtın sırlarını açma, esmânın sâhiline yanaşma, sıfatların keyfiyet ve ahvâlini anlama imkânını verdi.
           
    Cenâb-ı Hak, bu kâinâtın kapısını ‘Bismillah’la açıyor, insanları kâinâtı müşâhadeye dâvet ediyor. ‘Bismillah’la kâinâtın kapısını kapatıyor ve yine ‘Bismillah’la ‘Dârü’s-Selâm’ı açıyor, insanları ebedî mes’ud etmek üzere Cennet’e dâvet ediyor.
          
    Görülüyor ki Bismillah’da, bütün esmâyı hâvî ve şâmil bulunan lafz-ı Celâl vardır. Onun için bu kudsî cümleleri tercüme etmeye imkân yoktur. Meâlen, ‘Rahmân ve Rahîm  Allah’ın adıyla başlarım’ denilmeli, ‘olan’ tâbiri kullanılmamalıdır.’ (Fatihâ Üzerine Mülâhazalar)
         
    ‘Bismillahirrahmanirrahim’ kelimesi öyle bir hazinedir ki; insanın aczini, zaafını ve fakrını nihâyetsiz kudrete istinâd etmesini sağlar.
        
    Küçücük tohumlar, çekirdekler başlarında koca ağaçları taşıyor. Demek her bir ağaç ‘Bismillah’ der. Her bir inek, deve, koyun, keçi, ‘Bismillah’ der, ot yer, su içer, rahmet hazinesinden bir süt çeşmesi olur. Rezzak nâmına bizlere o latif  âb-ı hayat olan sütü takdim ederler. 

    -Devam edecek-
    Mehmet Ali Şengül
    10 Eki 2018 15:01
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR