Trump yeni bir ‘Ak-Saray’ yapabilir mi?

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

21 Kas 2016 14:27
  • ABD seçimleri bütün spekülasyonlarına rağmen, demokratik müesseselerin insicamlı işleyişine örnekler olmaya devam ediyor. Dikta ve zorba iktidarlarla yönetilen ülkeler ile demokratik ülkeler arasındaki en bariz fark iktidar değişimlerinde kendini gösteriyor.

    Ölesiye kadar taht ve iktidar mücadelesine gömülen Ortaçağ krallıklarından bahsetmiyoruz. İktidara gelince, bütün bir ülkeyi kendi gayr-ı menkulü zanneden yarı divane, modern, “Doğu’lu fasık, facir, diktatör ve zorbalar zihnimize takıldı. 

    ABD’de yakın tarihli bir örnekle izlemeye devam ettiğimiz başkan değişimi, kaptan köşkünün bir süreliğine başkasına devredilmesi demek. Yoksa bizde ve diğer dikta rejimlerde olduğu gibi, iktidar nöbeti, bütün ülkenin bir zorbadan diğerine “anahtar teslimi” şeklinde olmuyor. 

    Seçim şoku yaşayanlar da yavaş yavaş kendilerini toparlamaya, kan ve şeker değerlerini normal seviyeye çekmeye başlarlar. Protesto ve gösteriler seçimin gösterdiği sonucu değiştirmese bile, muhalif düşüncelerin kendilerini ifade edebildikleri bir başka demokratik refleks. Öyle ya, Trump iktidara kendi taraftarlarının oylarını alarak geldi. Sevmeyeni, protesto edeni, söz ve icraatlarını tenkid edebilecek yüzde ellilik bir muhalif cephenin varlığı devam ediyor: “Seni sevmeyen ölsün!” arabesk’i demokratik ortamın hit şarkılarından değil.

    Trump’lı ABD yılları başlamak üzere. Seçim kampanyası süresince yapıp-ettiklerine, atıp-tuttuklarına bakanlar, başkan olduktan sonra “Kim bilir, şimdi ne yapacak?” endişelerine düşmekten kendilerini alamadılar. Önümüzdeki günlerde kaz’ın ayağının öyle olmadığı daha iyi anlaşılır. Sabır ve beklemeyi bilmek de, demokratik bir tavır, öyle değil mi?

    ABD Başkanları’nın görev sürelerince ikamet edecekleri mekan, Beyaz Saray. Amerikan halkının özel bir itina gösterdiği devletin idari merkezi, kuruluş yıllarından itibaren titizlikle muhafaza edilen nadide, tarihi eser koleksiyonları açısından da önemli. Beyaz Saray, ABD Başkanlık Tarihi’nin otantik hafızası. En kudretli ABD başkanları bile alternatif bir bina ve icraat merkezi inşa etmeyi düşünmemişler. 132 odalık mekan ABD’li başkanlara yetmiş, artmış.

    ABD First Lady’leri ile alakalı kitap yazan Kate Andersen Brower, başkan ailelerinin Beyaz Saray’da kaldıkları süre içinde nelere izinli olabileceklerini incelemiş. Seçimlerin hemen arkasından (Kasım, 11, 2016) verdiği kısa röportajda, Trump ailesinin de, diğer ABD Başkan aileleri gibi Beyaz Saray’daki tasarruflarının çok sınırlı olabileceğini kaydediyor: “Tarihi özellik taşıyan bölümler, orada (geçici bir süre) yaşayan ailelere değil bütün Amerikan halkına aittir!” uyarısı, dikkat çekici. 

    Ne yani, New York, Atlantic City’deki mal varlığıyla gayr-ı menkul milyarderi olan Trump, Başkanlık gücünü kullanarak yeni bir Beyaz Saray inşa edip, gönlüne göre bir başkanlık yapamayacak mı? Alman Başbakanı Merkel ziyarete geldiğinde, altın bir taht hazırlayıp, ABD’nin kudret ve gücünü bütün dünyaya gösteremeyecek mi?

    Geçtiğimiz hafta içinde hükümet kadrolarını yavaş yavaş belirlemeye başlayan Trump, kendi çocukları için de zorunlu olan Security Check’i, resmi sicil kaydını bekledi. Yani ABD’de birisi başkan ya da devletli olunca aba-emcad tezkiye edilmiş olmuyor. Devlet’in müesseseleri herkesi tepeden tırnağa teşrih masasına yatırıp, röntgen cihazından geçirme selahiyyetine sahip. Trump da bundan muaf ve vareste değil. Bizde olduğu gibi, “Tanırım, iyi çocuktur!” kredileri sicil kayıtlarını aklamaya yetmiyor.

    Görüldüğü gibi, ABD’de başkanlık kimseye la yüs’el, dokunulmaz ve kanunlar üstü bir pozisyon bahşetmiyor. İktidar değişimlerindeki yerleşik gelenek ve prosedür ne ise herkes ona harfiyyen uymak zorunda. Konu şunun-bunun şahsi durumu değil, devletin bekası için gerekli özen ve itina müessesesi çalışıyor.

    Seçimin ilk iki haftasında bu işleyişte bir kriz yaşanmadı. Trump, mesleği ve ilgi sahası olan inşaat-iç mimari dizayn konularında ve aile fertlerini Beyaz Saray’a dahil edebilme konularında bu derece sınırlı bir tasarrufa sahip ise, hiç bilmediği, ancak danışmanlarıyla yol alabileceği, uluslararası politik arenada neler yapabileceğini zaman gösterecek. Kazın ayağının perdeli olduğunu o da kısa zamanda anlar.

    Kadir Gürcan
    21 Kas 2016 14:27
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR