Pahalı bir eğlence; seçim!

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

14 May 2018 11:12
  • Bakmayın, demokraside pek mesafe alamadık ama, seçim ritüelinin mukaddeslerine azami dikkat gösteren ender ve ilginç bir seçmen dokusuna sahibiz. Demokratik bir hak olan oy kullanmanın, halkımız tarafından mukaddes bir görev olarak algılanmasının haklı sebepleri olmalı. Hatta bunun pahalı da olsa, takvimi belli olmayan, yurt çapında kutlanan umumi bir eğlence boyutu bile var ki, seçimler milli bayram ilan edilmeyi hak ediyor.

    Demokratik işleyiş açısından ciddi arızaları olan siyasi yapımıza rağmen halkın, demokrasiye katkı konusundaki bu hızlı intibakını ele alan bir çalışma görmedim. Siyasi lider kıtlığının aksine, seçime olan azami ihtimamın incelenmeye değer olduğunu, tatlı su sosyal bilimcilerine hatırlatalım. 

    Millete ait güzel hasletleri, oy sandığından çıkan sonuçlara göre, ya da işleri eline yüzüne bulaştıran iktidar döküntülerine göre değerlendirip, her şeyi “Aman canım, militarist millet yapısı ne olacak!” rüküşlüğünde değerlendirmek, milletin hızlı intibakını izaha yetmiyor.

    Eskiden, kimse oyunun rengini söylemez, hangi adaya gönlünü kaptırdığını dile getirmez, angaje olmaktan korkar, iptidai oy kabini ardında oyunu kullandıktan sonra, görevini yerine getirmenin hazzı ile evinin yolunu tutardı. Sıradan vatandaş, hala bu sükûnet ve ağır başlılığını muhafaza ediyor.

    Seçim havasına girildiği günlerde, kendilerinde bir şey vehmeden yazar-çizer takımının da oyunun rengini belli eden, partisine entelektüel katkı sağlayan dirsek temasları çok gerilere gitmiyor. Bu da bir çok şey gibi gelişmiş ülkelerden ithal edilmiş bir alışkanlık. Demokrasimize, siyasi birikimimize bir fayda sağlıyorsa mahsuru yok. 

    Ancak, yerleşmemiş siyasi zeminlerde bu tür ithal malzemelerin komplikasyonlarına hazır olmak gerekiyor. Sayın Cumhurbaşkanı kendisini garantiye aldıktan sonra, manevi liderliğini yaptığı eski partisine oy vermeyenleri nifak ile suçlayınca, entelektüel destekçileri merkepten düşmüşe döndüler. Saray, dini malzeme ile seçim propagandası üretmeye yeni mi başladı ki, şaşırmış gibi yapıyorsunuz, be divaneler. 

    Kimsenin de “Be Hazret! Tavuğu, kümesiyle mi pazarlık ettin! Saray’ı garantiledikten sonra, bırak parti başının çaresine baksın!” demeye yüreği yetmiyor! Budala yazar-çizer takımı şimdi de bu tür saçmalıklara bahane üretmekle meşgul. Hazret’in boş laflarına mahmil bulmak da her zaman mümkün olmuyor! Eh, onların problemi. Onun için maaş alıyorlar. 

    Oy kullanmanın aile ile beraber ihya edilen demokratik bir merasim şekli de sadece bize hastır. Dünyanın Demokrasi kıblesi kabul edilen Amerika da bile oy kullanma oranı bizim topuğumuza yetişmez, bilesiniz. ABD’de ülke tarihinin en netameli demokratik egzersizi sayılan 2016 Başkanlık seçimlerinde, son yirmi yılın en düşük seçmen katılımı olmuş. Oy kullanabilecek iken, iki aday için “İkisi de birbirinden beter, canları cehenneme!” diyenler, yüzde 46.9’u bulmuş ve bu demokrasi açısından bir rekor. 

    Pahalı bir hopi ve sık tekrarlanan bir eğlence olarak seçimlere, daha az masraflı olabilecek rutin periyot ve takvim belirleyemedik. İktidarlar, “Her şeyi halka sorup yapıyoruz!” deseler de seçimleri olup-bittiye getirmekten gayet memnunlar. Seçim, biraz tuzluya mal oluyor ama, olsun. Milletçe eğleniyoruz!

    Dindarlık testi değil ama, “Ramazan Bayramı’nın şu an tarihini bilenler ile yaklaşmakta olan seçim tarihini bilenler!” gibi basit ve iki şıklı bir kamuoyu araştırması yapılsa, seçim gününü bilen sayısının büyük fark atacağına eminim. Siyasi insiyak ve motivasyonlarımızın dini gayretlerin çok önündü olduğunu söylesek hata etmiş olur muyuz? 

    Kim bilir, önümüzdeki on yıllarda, Türk Halkının bu yönünü keşfeden siyasi bir oluşum, demokrasi taleplerine daha iyi çözümler bulabilir. Ama bu projenin 24 Haziran seçimlerine yetişme şansı yok.

    Kadir Gürcan

    14 May 2018 11:12
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR