'Milli ve yerli otomobil'e kullanma kılavuzu ve isim teklifi

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

13 Kas 2017 11:01
  • Türkiye’de özellikle ekonomi tepetaklak gitmeye başladığında, önceden kurulmuş saatler gibi devreye giren ütopik projeler var. Hiç bir sonuç çıkmayacağı biline biline yine otomobil üretecek babayiğit arayışları konuşulmaya başladı. Teknoloji üretiminden bahsetmiyoruz. Altı-üstü alemin sigara gibi ürettiği sıradan bir otomobilden bahsediyoruz. Milli mesele haline getirip bir türlü becerilemeyen şeyler, bazı ülkeler için tam onlarca yıl önce rafa kaldırılmış. 

    En son Volvo’nun işe yaramaz bir modelini orijinal marka diye yutturmaya çalışmışlardı. Ardından şirket açıklama yapınca, o gün için herkes hiçbir şey olmamış gibi kulağının üzerine yattı. O gün bu gündür, kimsenin yerli otomobil muhabbetini ağzına aldığı yoktu. 

    Kırkpınar Cazgırlarının ballandıra ballandıra ilan ettikleri, “Babayiğitler(!)” kim ise bir türlü ne verdikleri sözleri tutabildiler ne de herhangi bir proje üzerinde konsensüs sağlayabildiler. Yemini billah edip “Bu sefer tamam. Türk Modeli bir otomobil markası üretiyoruz!” diyen kabine üyeleri artık ciddiye alınmıyor. İşin ciddi olmadığını şuradan anlayın. Gerçekleşebilecek bir proje olsa, Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan projenin müjdesini adı-sanı bilinmeyen bir kabine üyesine bırakırlar mı? Saray böylesine prestijli ve büyük lokmayı kimseye kaptırmaz. Bir kaç hafta sonra işin üzerine ölü toprağı serpileceğinden herkes adı kadar emin. Bu yüzden, kabinenin ucuz ve harcanabilir üyelerine boş topları yuvarlıyorlar. 

    Piyasalarda meydana gelen derin ekonomik çatlaklara, “milli ve yerli” gibi ucuz yemlerle sazan dahil etmek alışılmış numaralardan. İktidar ve hükümetin yine ucuz bir proje arkasına saklanarak vaziyeti kurtarma çabaları, beklenen ekonomik felaket için başka teklif ve çarelerinin olmadığını gösteriyor. 

    Şu an için can derdine düşmüş olan yatırımcıların “milli ve yerli” hamasetine para bağlayacaklarına ihtimal vermiyoruz. Bizim klasımızdaki ülkelerde, akıllı yatırımcılar en az kara sinek kadar zekidirler. Bal’ın içine pik yapsalar da, kanatlarının birini dışarıda bırakıp boğulup gitmekten kendilerini kurtarabilirler. 

    Başlığı düşünüp, paragrafların bir yerine “Babayiğitleri buldunuz da mühendisiniz nerede?” diye sorup espri kondurmayı düşünürken, Elon Musk’ın Saray’a davet edildiğini duydum. Takım tamam öyleyse! İyi de “Milli ve yerli” muhabbetine ne oldu? Seksen milyon içinden bir mühendis, ki kilit noktada o duruyor, bulamadığınıza göre, onur meselesi haline gelen otomobil yabancı patentli olmayacak mı?

    Elon Musk’ın Saray’a davet edilmesi tamamıyla gösteriş ve sükse. Babayiğitler bulunduktan sonra artık, üretilmesi planlanan “Milli ve Yerli” otomobil için “benzinli mi olsun, mazotlu mu?” gibi bir sonraki adımları konuşulabilir. Öyle değil mi? 

    İyi ama, Elon Musk ABD’de tek başına Tesla marka, elektrikli arabaları piyasaya süreli yıllar oldu. Adam elektrikli arabaların piri. Benzin ve mazotlu araçların tarihe karışma ihtimaline karşı en makul alternatifi elinde tutuyor. Avrupa ve ABD’de otuz sene sonra petrol ile çalışan araçların üretimini durdurma projeleri gündemde. Musk, bu değişime şimdiden hazır. Sırtını devlete dayamış “Babayiğitler” inşallah, ta ABD’den kalkıp gelecek olan Musk’ı anlarlar. Adam elektrikli araçtan bahsederken bizimkilerin halini merak ediyorum. Kimsenin de aklına “Ya hu, elektrikli otomobil bari üretelim!” gibi parlak bir fikir de gelmiyor. Devlet beslemelerinin acınası hali!

    Modern dünyadan kopmuş, başlarında zorba idarecilerin her fırsatı, kendi büyüklük ve şöhrete çevirme derdine düştüğü ülkelerde özel teşebbüsün yapacağı hiçbir şey olmaz. Otomobil üretimi devletin değil, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi özel teşebbüsün işi olmalıydı. 

    “Milli ve Yerli” ısrarında yalnız değilmişiz. Rusya Lada, Çekoslavaklar Skoda ve Sosyalist Bulgaristan Chavdar markalarıyla aynı fantezileri denemiş. Bizim ülkemiz de bu döküntü marka otomobiller için uzun bir süre mezarlık vazifesi görmüştü. Ama bunlardan hiçbiri dünya piyasasını elinde tutan ve milyar dolarlık fuarlarda sergilenme şansı yakalayamadı. 

    Bu tür, müstebit idarecilerin dayatması ile üretilen otomobillerin, müşteriye sunduğu Araç Kullanma Kılavuzu’na her ihtimale karşı lokal otobüs tarifesi de iliştirilirmiş. Nerede kalacağı belli olmadığı için, müşteri hiç olmazsa otobüsü kaçırmasın.

    Mal almada seçici davranma hakkı olan müşterilerin milli hisleri “Milli ve Yerli” markanın bu kusurlarını ne kadar taşır, zaman gösterecek. Devletlilerin milyon dolarlara aldıkları Alman Mühendislik Harikası Mercedesler’in yanında “Milli ve Yerli” otomobilin Nasreddin Hoca’nın Karakaçan’ı muamelesine uğraması bile her zaman mümkün. 

    Milli heyecanlara katkıda bulunalım ki, sonra ismimiz mimlenmesin. Görüldüğü  gibi, Türkiye’de üretilecek yerli otomobil hayaline hem kullanıcı kılavuzu hem de isim açısından katkıda bulunmuş olduk. Daha ne yapalım? İsim ne mi idi? Hoca Nasreddin’in Karakaçanı’ndan daha “Yerli ve Milli” marka mı olur? 

    Kadir Gürcan
    13 Kas 2017 11:01
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR