Bu kalitesizliği “Saray Markası” bile düzeltemez!

Kadir Gürcan

Kadir Gürcan

26 Kas 2018 11:25
  • Taklit de olsa kalitenin öne çıktığı bir dönemde yaşıyoruz. Paketin içindeki üçüncü sınıf bir Çin Malı mamulün hiç olmazsa ambalajı kaliteli olmalı. Aksi halde, piyasa hak ettiğiniz mukadder cezayı kesmekte tereddüt etmez.Toplumda yaşıyorsanız siyasetin pahalı faturasına hazır olmanız gerekiyor. Acziyet, bu pazarın itibar etmediği bir meta! Girdiğiniz bütün seçimleri kaybetmek, siyaset dediğimiz kadim mesleğin size sunduğu acı fatura. Neden maliyete bakmıyorsunuz ki?

    Demokrasi ve siyasi tecrübemiz bütünüyle ithal ve dış kaynaklı. Bu konuda dış piyasaya bağlılığımız hiç eksilmedi. Bir asırdır içinde patanaj yaptığımız siyasi kurumlar kendilerini üretebilecek bir rüşd gösteremediler. Özellikle, son on yıldır acil servisten girip, yoğun bakım ünitesinde idame-i hayat süren zavallı idari sistemimiz gelecek vadetmiyor. Şu anki durum, şimdiye kadar atlattığı travmaların en ağırı. Bu haliyle bir daha gün yüzü göremeyebilir!

    Türk Siyasi hayatının bu durumuna rağmen, düşük kaliteli siyasi yüzler, işi bozuntuya vermeden ker ü ferri olan siyasiler gibi davranıp “Hükümetimiz böyle düşünüyor. Biz böyle karar aldık. Başkan ve liderimizin yanındayız. Bu birliktelik bize zarar veriyor...Bunu partim adına bir hakaret sayarım...” gibi “Ben...” tekil kişiliğinden “Biz...” heybetine çekmeyi öğreniyorlar. Hatta bu konuşma tarzı, vekil mazbataları baskıya verilmeden önce bile başlayabiliyor. Zavallı milletvekilleri, parti liderlerinin ani dönüş ve yörünge kaymalarına ayak uydurmayı çalışırken ya bel ya da karın fıtığı oluyorlar. Dün itibariyle ittifak sağlandı ve bütün dayılanmalar, esip-gürlemeler ve höykürmeler ber heva oldu.

    Bu satırlarda kaç kez tekrar ettim bilmiyorum! Yahu, madem elinizden bir iş gelmiyor, bir farkındalık oluşturamıyor, proje üretemiyor ve etrafınızdakileri tutamıyorsunuz, alem nasıl yapıyor, usulüne uygun taklid edin. Bunu da beceremiyorsanız, hükümetin takdir ettiği yüksek dereceden emekli maaşı ile, torunlarınızı sevin, düğün konuşmaları yapın, sağlık ve sıhhatiniz için termal santraller ve kaplıcalarda vakit geçirin. Kameralar önünde, salya-sümük ağlayıp, yazın bir partiye, kışın başka bir teşkilata, bahar gelince de tekrar kendi partinize döndüğünüzü deklere edip durmayın. Devletin basın bültenlerini seyreden halk zaten bunlardan haberdar olmuyor! Nazınız, tafranız, cilve ve kırılmalarınız kime? Halk bu zavallı akıl fukaralarını, hasbelkader katıldığı bir programda, mevcut partisinden istifa edip, süklüm-püklüm eski partisine dönünce görüyor ve tanıyor.  

    Son yirmi yıldır, insanların prim verdiği, iktidarın koltuk değneği Milliyetçi kanattan ayrılıp, koskoca bir hayal kırıklığı olarak iflas eden Hanımefendi yaklaşmakta olan yerel seçimler için de bir şey vadetmiyor. Siyaset ile ilgilendiğim, seksenli yıllardan bu yana, herhangi bir siyasi başarı sergileyemeyen bu Hanımefendi'ye yatırım yapan sağcı-muhafazakar kesimi hiç anlayamadım, hala da anlayamıyorum. Kendisinin de anladığını zannetmiyorum. İte-kaka, kendinden ve etrafından menkul hikayelerle siyasi dinamizmi sürdürmekte öylesine zorlanıyor ki! Yerel ya da genel seçimlere bir kaç ay kala, yine heveslenip, ittifak, itilaf, birliktelik...gibi suni yanaşık düzenler için tekrar kollarını sıvıyor ama, bir türlü zamanı ayarlayamıyor. Nerde kaldı ki, teşkilat, aday ve parti disiplinini sağlayabilsin. İkide bir alınganlık gösterip, nazlanıp, “İstifa ederim!” tehditleri savurmakla nereye kadar? Herhalde istifa etse, mevcut durumundan daha fazla sükse yapıp ses getirebilir. Mesele cinsiyet, yaş ve siyasi aidiyet değil; beceri ve kabiliyet. 

    Genel olarak muhalefetin, özel olarak da sağcı-muhafazakar kitleye hitap eden mevcut siyasi yüzlerin, bir seçim hazırlıkları da yok. Bu pejmurde ve iğreti halleriyle inandırıcı bir izlenim vermiyorlar. Bütün kurumlarıyla, uçurumun önünde dans eden bir ülke ve ülke insanlarını çaresizlik ve ümitsizlik içine itmek, hiç olmadığı kadar bu günkü muhalefetin cürmü. Kendilerine ayrılan seçim ödeneğini nasıl kullanıyorlar, hala merak konusu. Televizyona çıkamıyorlar. Miting yapmıyor veya yapamıyorlar. Ülkeyi adım adım dolaşıp, insanları dinlemiyorlar. İyi de, siz kimden oy bekliyorsunuz?

    Zor-bela gönlü hoş edilip, yerel seçimlere kadar ikna edilen Hanımefendi'nin gecikmiş olmanın telaşıyla, son anda aklına, “Suriyeliler'i geri göndereceğiz!” cümlesini seçim propagandası olarak kullanmak geldi. Gönülsüz yapılan iş ya mide ağrıtır ya da baş! Ya hu, katı ve beş para etmez ırkçılık damarını işleten ve oraya çalışan koltuk değneği, milliyetçi-muhafazakar, muhalefet zaten mevcut. Seçim Yardımı'nı birbirinizin seçim vaadlerini tekrar etmek için mi kullanıyorsunuz? Türkiye'ye sığınarak canını zor kurtaran mağdur mültecileri, Suriye'nin zalim despotuna teslim, seçmenin hangi kesimini ikna edecek? Bu seçim propagandası, insani suç kategorisinde ceza almalı!

    Yerel seçimler, Saray, iktidar ve sadece isimden ibaret muhalefet partilerince, Türkiye'nin sıkışıp kaldığı zihni darlığın seviyesizliğinde gerçekleşecek. İstanbul veya Ankara Belediye Başkanlığı adaylığına bırakın eski döküntü Başbakan ya da bakanları, mevcut Cumhurbaşkanı'nı bile aday gösterseniz bu düşük kaliteyi değiştiremezsiniz. 

    Kadir Gürcan

    26 Kas 2018 11:25
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR