Tarihi utanç: Varlık Vergisi!

Ali Emir Pakkan

Ali Emir Pakkan

29 Oca 2018 14:29
  • Bu topraklarda acı ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Nereye baksak nereye gitsek zulüm görürsünüz. Hizmet hareketi son kurbandır..

    Ne ile karşı karşıyayız? Tarih öğretici.

    27 Ocak 1943, Haydarpaşa’dan vagonlara insanlar dolduruldu. Erzurum Aşkale'ye doğru yola çıkarıldı. Bunlar Varlık Vergisi ödeyemeyen ilk kafileydi. Taş ocaklarında çalışarak borçlarını ödeyeceklerdi.

    Ancak bundan öncesi vardı. Ekmeğin karneye bağlandığı yoksulluk yıllarıydı. 2. Dünya Savaşı yeni ekonomik tedbirleri gündeme getirmişti. 11 Kasım 1942 ‘de Meclis’e gelen kanuna göre; varlıklı kesimlerden bir defalık olağanüstü servet vergisi alınacaktı! Kanuna itiraz yolu kapalıydı. Ödeme süresi 15 güne sıkıştırılmıştı. Hukuk dışı maddelerden birinde: “Hastalık veya sakatlık dışında hiçbir yükümlünün sevki tehir edilemez. Tüm masraflar kendilerine aittir. “ deniyordu.

    Kanunun amacını başbakan Şükrü Saraçoğlu CHP grubunda şöyle açıkladı;
    “Bu kanun aynı zamanda bir ihtilal kanunudur. Bize iktisadi istiklalimizi kazandıracak bir fırsat karşısındayız. Piyasamıza hakim olan gayri Türk unsurları bu sayede bertaraf ederek Türk tüccarların eline vereceğiz.“ Milli şef İsmet İnönü de Meclis açış konuşmasında (1 Kasım 1943) kanunun arkasında durmuş ve “Amansız tedbirler gerekli olursa bunda da tereddüt etmeyeceğiz” demiştir.

    Devlette vergiyi belirleyecek veriler yoktu. Servet Tespit Komisyonu kuruldu. Mükelleflerin kaderi bir kaç kişinin elindeydi. Kararlar keyfiydi. Kimin ne kadar vergi vermesi gerektiği bilgisi istihbarat (Milli Emniyet) kanalıyla komisyona geliyordu! CHP parti müfettişi komisyonları yönlendiriyordu! En yüksek vergiyi gayri müslimler ödeyecekti. (Vergiye esas alınan miktarın yüzde 50’si)

    Yahudiler, Ermeniler, Dönmeler, Ecnebiler ve Müslümanlar diye fişleme listeleri hazırlandı. Yahudiler günah keçisi seçilmişti! İktidar uzantısı matbuat harekete geçirildi. Özellikle Yahudi vatandaşlar “Karaborsacı’ ve “vurguncu “ ilan edildiler. Orhan Seyfi Orhan, “Kelle istiyorum” diye yazıyordu.

    Varlık Vergisi ülke çapında 114 bin 368 kişiye uygulandı.İstanbul’da vergi listeleri 18 Aralık 1942’de açıklandı. Vergilerin yüzde 87’si gayrimüslimlerden alınacaktı.

    İlk ödeme 4 Ocak’taydı. Azınlıklar ellerinde ne var ne yok satmaya başladı. Ödemeyenler için haciz işlemleri başlatıldı. Bir sonraki aşama ise sürgündü. Pek çok gayri müslim vatandaş ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. İşletmeler bir bir kapandı. Türkiye’nin itibari zedelendi.

    Varlık vergisinin maddelerinden biri, borçlarını ödeyemeyen mükelleflerin mallarının satılması yetkisinin devlete verilmiş olmasıydı! Binlerce taşınmaz mülk, arsa ev ve iş yeri haciz edilerek haraç mezat satıldı. Devlet zoru ile sermaye el değiştirdi ve yeni zenginler türedi!

    Borcunu ödeyemeyenler 27 Ocak 1943’ten itibaren belediye hizmetlerinde çalışmak üzere Erzurum’a gönderildiler. (Yaklaşık 1400 kişi) 21 kişi zorlu şartlara dayanamadı hayatını kaybetti. İshak Alaton’un babası Hayim Alaton Aşkale’ye gönderilenlerden biriydi. Alaton, “Babam bir daha kendine gelemedi. Bu olayı kendine ihanet olarak gördü. Babam için bir felaket idi. Babamı kırdı, mahvetti ve öldürdü." diyecekti.

    9 Eylül 1943’te New York Times ‘ta varlık vergisini eleştiren yazı dizisi çıktı. Zulüme dünyadan tepkiler yağıyordu. 17 Eylül'de yeni bir kanunla, tahsil edilemeyen borçlar silindi. Sürgündekiler evlerine döndü. 15 Mart 1944’de ise kanun tamamen yürürlükten kaldırıldı.

    Varlık vergisi Türkiye Cumhuriyeti tarihine kara leke olarak geçti. Saraçoğlu’nun adı Haraçoğlu kaldı. Mazlum Aileler ise hukuk mücadelesi ile yollarına devam etti.

    İshak Alaton, Şalom'da çıkan röportajında şu tesbiti yapmıştı:

    "Aslında varlık vergisi İshak Alaton’un bir şansıdır. Varlık Vergisi sayesinde sıfırdan başladım. Sıfırdan başlamanın hayat için müthiş bir şans olduğunu düşünürüm. Çünkü altına inmen mümkün değil, ancak yukarı doğru çıkarsın. Eğer Varlık Vergisi olmasaydı babam iplik ticaretine devam ederdi, İshak Alaton da o işte babasının oğlu olarak iyi bir tüccar oldurdu. İsveç’i göremez, sosyal demokrasiyi öğrenemez, dünyayı keşfedemezdim. “

    75 yıl sonra AKP, yeni ve daha korkunç bir utanç sayfası yazıyor. Tarih tekerrür ise, hukuk yine geri dönecektir.

    Ali Emir Pakkan

    29 Oca 2018 14:29
    YAZARIN SON YAZILARI
    YAZARLAR