Rusya perspektifinden 2023 yılında yaşanan jeopolitik olaylar

Samanyoluhaber.com yazarı, Rusya Uzmanı Arif Asalıoğlu'nun yazısı

SHABER3.COM

ARİF ASALIOĞLU

Ukrayna savaşının başlamasından sonra enerji, ekonomi, bilimsel çalışmalar, eğitim ve kültür gibi bir çok alanda, Batı tarafından izole edilmeye çalışılan Rusya, yoğun bir diplomasi yaparak bu bariyerleri aşmaya çalıştı/çalışıyor. Özellikle sonuna geldiğimiz bu yıl içerisinde, küçük ya da büyük demeden çok sayıda ülke ve uluslararası kuruluş ile sıkı iletişime geçildi. Farklı alanlarda sempozyumlar, konferanslar, forumlar, paneller, yuvarlak masa toplantıları, fuarlar ve benzeri uluslararası organizasyonlar yapıldı. Bu açıdan ortaya konulan performans gerçekten takdire şayandı. Elimizden geldiği kadar bu etkinliklerden önemli olanları sizlere yansıtmaya çalıştık. 
Rusya’nın çevre jeopolitik yaklaşımlarını hissetme açısından yine geçen hafta gerçekleşen iki etkinliği burada özetlemeye çalışacağım. İlki Moskova’da Uluslararası Bilimsel İşbirliğini Geliştirme Enstitüsü (MİRNAS), Sistematik Stratejik Analiz Enstitüsü (ISAN) ve Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü tarafından, Dışişleri Bakanlığı Gorchakov Vakfı salonunda ‘2023 yılında yaşanan jeopolitik olaylar ve gelecek yıla dönük etkileri’ konulu iki oturumlu panel gerçekleşti. Uzmanlar dünyanın farklı bölgelerindeki gelişmeleri Rusya bakış açısından değerlendirdiler. 

Rusya için Karabağ'ın kaybı Kafkasya'nın kaybıdır

Rus Türkolog ve Karadeniz-Hazar Bölgesi Siyasi-Sosyal Araştırmalar Enstitüsü Müdürü Viktor Anatolyeviç Nadein-Raevsky, yaptığı sunumunda, Rusya için Karabağ'ın kaybının Kafkasya'nın kaybı olduğunu ve bunun Moskova için kabul edilemez olduğunu söyledi. Dağlık Karabağ'da yaşananları Rusya için jeopolitik bir kayıp olarak değerlendiren Rus oryantalist Viktor Nadein-Raevsky, özellikle Dağlık Karabağ halkının tüm Güney Kafkasya nüfusunun en Rusya yanlısı kesimi olduğunu kaydederek o bölgenin kaybının Rusya için telafisi zor olacağını, bunların geri alınamayacağına dair endişelerin olduğunu belirtti. 

Nadein-Raevsky’e göre, Erivan'ın Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan'ın bir parçası olarak tanıması ve barış güçlerinin "yabancı topraklarda basit gözlemciler haline gelmesi sonrasında Rusya, kendisini boşlukta buldu ve mevcut şartlarda yapabilecek çok fazla bir şeyi de yoktu.” dedi. Rus uzman, buna karşılık, Ankara ve Bakü yönetiminin, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün tamamlanması ve Karabağ sorunun tamamen çözümü için zamanlamayı çok iyi ayarladığını ve bu dönemde Rusya'nın Suriye ve Ukrayna'da meşgulken zaman olarak çok ustaca seçilmiş olduğunu belitti.

Uzmanın bakış açısına göre Rusya Federasyonu'nun daha sıkı önlemlere karar verecek gücü yoktu. Barış güçlerinin yapabildiği tek şey Dağlık Karabağ'daki Ermenilerin tahliyesine yardım etmekti. Oryantalist aynı zamanda pan-Türkizmin Rusya için büyüyen tehdidine ilişkin endişelerini de dile getirdi. Pan-Türkizmi hem Ermenistan hem de Rusya için son derece tehlikeli bir eğilim olarak gördüğünü söyledi. Orta Asya’da Türkiye’nin artan rolüne dikkat çeken Rus uzman, Türkiye’nin 30 yıldır PostSovyet coğrafyasında aktif olarak çalıştığını belirterek, Rusya Federasyonu'ndaki özerk cumhuriyetlerin yarısından fazlasında Türkçe konuşan halkların yaşadığına dikkat çekerek, Türkiye’nin bölgede Azerbaycan’la yürüttüğü ‘Tek millet iki devlet’ politikasında başarı elde ettiğini ve Azerbaycan’ı kendisine yakınlaştırarak NATO’ya daha yakın hale getirdiğini, bu aşamada benzer politikalarının Azerbaycan üzerinden Kazakistan’a da uzandığını söyledi.

Azerbaycan’ın Ermenistan’a karşı ve özellikle Dağlık Karabağ’da yürüttüğü askeri operasyonlarda Türkiye’den ziyade İsrail’den oldukça büyük yardım aldığını iddia eden Rus uzman, uzun yıllardır bölgede Azerbaycan’ın İsrail’e özellikle İHA ve modern askeri teçhizat karşılığında İran sınırındaki askeri üslerin kullanım iznini verdiğini belirtti ve İsrail’in Ermenistan karşısında Bakü’ye hayati önemde yardım ettiğini söyledi.

Azerbaycan’da ve Kazakistan’da yaşanan olayların arkasında İngiliz İstihbaratı MI6’ın olabileceğine dair iddiaların olduğuna da dikkat çeken Rus uzman, Büyük Britanya’nın Türkiye dahil bölgede ve özellike Kafkaslarda kendi pozisyonunu güçlendirdiğini belirtti.

Balkanlar'da yaşananlar büyük krizlere gebe

Rusya Dışişleri Bakanlığı MGIMO Üniversitesi Karşılaştırmalı Siyaset Bilimi Bölümü Profesörü Elena Ponomareva, Balkanlar'da bu yıl ve geçmiş yıllarda yaşanan süreçlerin yakın ve uzak gelecekte olumsuz sonuç verebileceğine dikkat çekti. Balkanlarda yaşananların büyük krizlere gebe olduğunu söyleyen Rus uzman, özellikle Bosna Hersek’in uzun süredir İngilizler tarafından bir odak merkezi ve Amerikalıların da o coğrafyada aktif olduğunu, Bosnalı Sırp siyasetçi Milorad Dodik'e karşı Anglo-Saksonlar tarafından başlatılan siyasi baskının çok kötü bir sinyal olduğunu söyledi. Bosna Hersek’te yaşanan bu baskılara, anlaşmanın garantörlerinden biri olan Rusya'dan da yeterli bir yanıt gelmesini beklediğini belirtti. Balkanlarda yaşananların yeni krizlere davetiye çıkardığını, tarihin kendilerine müttefiklerini terk edemeyeceğini öğrettiğini, Rusya’nın bu müttefikleri için mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Ponomareva, “Sırbistan, Rusya'nın Balkanlar bölgesindeki tarihten beri en güçlü müttefiklerinden biridir. Bu nedenle Sırbistan’da ve Balkanlar’da yaşanan tüm gelişmeler Rusya’yı yakından ilgilendiriyor. Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan krizin sıcak çatışmaya dönüşmesi, hiç şüphesiz Rusya ile Balkan devletleri arasındaki ilişkileri de kökten değiştirdi. Avrupa Birliği ile yakın ilişkiler içerisinde olan Sırbistan ise tarihi müttefiki Rusya ile Avrupa Birliği arasında sıkışmış durumda. Bosna’da Milorad Dodik'in mahkum edilmesi ve siyasi faaliyette bulunmasının yasaklanması halinde, Bosna Hersek'in merkezileşmesinin yolu açılacak ve Rusya karşıtı saldırgan bir Bosna-Hersek ortaya çıkacak." yorumunda bulundu.

ABD'de enflasyon artacak

Etkinlikte konuşan Ekonomi Doktoru ve yatırım danışmanı Dmitry Golubkov, küresel dengelerde yaşanan değişmelerden kaynaklı olarak 2023'te ABD'deki mali krizin ve enflasyon baskısının gelecek yılda da devam edeceği öngörüsünde bulundu. Rus uzman, ABD hükümetinin cari açığının kronik hale geldiğini, toplam ABD hükümet borcununun GSYİH'nin yüzde 121’e (2022 toplamı) yükseldiğine dikkat çekerek, "2023'te ABD federal hükümet bütçe açığının, GSYİH'nın yüzde 8'ini aşabileceğini ve şu anda yükseliş eğiliminde olduğunu söyledi.

ABD’nin federal borcunun sadece faiz maliyetlerinin 2023'te GSYİH'nın yüzde 3,5'ine (yaklaşık 1 trilyon dolar) ulaştığını söyleyen Rus uzman ‘Bu, tüm gelirlerin yüzde 20'sine ve tüm bütçe harcamalarının yüzde 14'üne, yani federal bütçe açığının yüzde 40'ına eşdeğer” İfadelerini kullandı. Golubkov, ABD’de yüksek cari açığın mali sonuçlarının ABD'de enflasyon, yabancı yatırımcıların Amerikan kamu borcuna olan ilgisinde düşüş ve ABD'ye net sermaye girişinde azalmaya neden olabileceği yorumunda bulundu. ABD’de yaşanan ekonomik daralma ve yüksek enflasyonun başta gelişmekte olan ülke ekonomilerini olumsuz etkileyeceğine dikkat çekti. Rus uzman mevcut şartlarda Biden’in seçimleri kaybedebileceği öngörüsünde bulundu.

Rusya Bilimler Akademisi Doğu Araştırmaları Enstitüsü Orta Doğu uzmanı Prof. Nikolai Plotnikov, Orta Doğu'daki çok yerde görülen ortak sorunlardan bahsetti ve bunların arasında su kıtlığı, kırsaldan kentsel alanlara göç, artan yoksulluk seviyeleri ve zayıf devlet kurumlarını anlattı. Konuşmacı, Batı'nın yaptırımları nedeniyle Suriye'de ciddi insani durumun ortaya çıktığını, sağlık çalışanlarının yüzde 70'inin ülkeyi terk ettiğini ve Libya'nın hâlâ iki karşıt hükümet tarafından bölünmüş durumda olduğunu belirtti. Konuşmacı, Arap dünyasının savaş istemediğini ancak artık birçok ülkenin Filistinlileri kurtarmak için birleştiğini belirtti.

Çin'in Latin Amerika stratejisine odaklanan analist Alexander Stepanov oldu. Araştırmacıya göre Çin, yalnızca dünyanın bu bölgesindeki en büyük yatırımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda potansiyel askeri kontrol için bölgenin tüm deniz altyapısını da düşünüyor. Konuşmacı, Kuşak ve Yol İnisiyatifi'nin Amerikan Monroe Doktrini ile çatıştığını, bu nedenle bölgeyi dışarıdan istikrarsızlaştırma girişimlerinin devam ettiğini belirtti. Uzman, Javier Miley'nin Arjantin'de iktidara gelmesini BRICS yapısına ciddi bir darbe olarak nitelendirdi: Politikacı ülkenin gelecek yıl bloğa katılımını riskli kıldı ve aynı zamanda aktif olarak Rusya ve Çin karşıtı bir gündemi teşvik ediyor.

Çin, Hindistan ve Kuzey Kore ile işbirliği
Geçen hafta gerçekleşen önemli ikinci etkinlik ise Rusya Genelkurmay Başkanı Valery Gerasimov’un yabancı askeri ataşelere verdiği brifingde yaptığı önemli açıklamalar. Rusya'nın Çin ve Hindistan ile kapsamlı stratejik ortaklık geliştirme yoluna devam ettiğini ve Kuzey Kore ile aktif kapsamlı etkileşim kurulduğunu söyleyen Gerasimov, konuşmasında Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü, Bağımsız Devletler Topluluğu çerçevesinde ve Asya-Pasifik, Afrika, Ortadoğu ve Latin Amerika'dan dost devletlerle güvenilir ve karşılıklı yarar sağlayan ilişkilerin pekiştirilmesine özel önem verildiklerini vurguladı. Genelkurmay Başkanı, "Çin ve Hindistan ile kapsamlı stratejik ortaklığın geliştirilmesine yönelik süreç devam etmektedir. Çin ile aktif kapsamlı işbirliği tesis edilmiştir" dedi.

Gerasimov, Batı ile Rusya arasında siyasi ve ekonomik alanlarda çatışmaların yoğunlaşma ihtimali olduğunu söyledi. "Avrupa kıtası, Batı ile Rusya Federasyonu arasında siyasi ve ekonomik alanlarda bir çatışma alanı haline gelmiştir. İsveç ve Finlandiya'nın ittifaka entegrasyonunun hızlanması, NATO birliklerinin Doğu Avrupa, Baltık ve Karadeniz bölgeleri ile Kuzey Kutup Dairesi'ndeki askeri varlığının artması, Avrupa'daki durumu olumsuz etkilemekte ve çatışma ihtimaline yol açmaktadır" ifadelerini kullandı.

ABD hegemonyası ortadan kalktı
Gerasimov konuşması esnasında, askeri ve siyasi durumun değiştiğini, çok kutuplu yeni bir dünyanın oluştuğunu, ABD hegemonyasının ortadan kalktığını söyledi. Washington'un her ne pahasına olursa olsun dünya düzeninin Batı merkezli yapısını korumaya, küresel hakimiyeti sağlamaya ve diğer ülkelerin meşru güvenlik çıkarlarını bastırarak onlara şartlar dikte etmeye çalıştığını belirten Gerasimov, Washington'un Ukrayna ihtilafını sürüncemede bırakmaya çalıştığını, Şubat 2022'den bu yana Kiev'in 5 bin 200'den fazla tank aldığını ve yaklaşık 100 bin Ukraynalı askerin ABD ve Avrupa'da eğitildiğini söyledi.

Gerasimov, Filistin-İsrail çatışmasının ABD'nin sorumsuz politikası nedeniyle açık bir silahlı çatışmaya dönüştüğünü ve çatışmanın çözümüne ilişkin beklentilerin çok zayıf olduğunu da söyledi. Gerasimov, senaryoları Rusya ile silahlı çatışmaya dayanan Batı'nın Balkanlar, Transdinyester, Transkafkasya ve Orta Asya'daki çatışmaları desteklemeye çalıştığı, Rusya'nın batı sınırları yakınlarında her yıl yaklaşık 40 büyük NATO tatbikatı düzenlendiğini söyledi ve bu tatbikatların giderek daha sık olarak ittifak üyesi olmayan devletleri de kapsadığını vurguladı. Batı'nın Balkanlar, Transdinyester, Transkafkasya, Orta Asya ve Afganistan'da yeni sıcak noktalar yaratmaya ve çatışmaları desteklemeye çalıştığını sözlerine ekledi.
<< Önceki Haber Rusya perspektifinden 2023 yılında yaşanan jeopolitik olaylar Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER