Beyaz'ı kahkahaya boğan öğretmenin hikayesi

Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekren Dumanlı, 10. Türkçe Olimpiyatları'na damga vuran isimlerden biri olan "Nicholas"ı yazdı...

Beyaz'ı kahkahaya boğan öğretmenin hikayesi

İşte bugünkü köşe yazısının ilgili bölümü... Karartılmış bir sahne. Oradan, buradan gelen konuşmalar önce bir fısıltıya dönüşüyor. Ardından derin bir sessizlik hâkim oluyor salona. Sonra sinema filmi tadında çekilmiş bir reklam giriyor devreye. Siyahî bir delikanlı kendi dilinde konuşuyor; Türkçe altyazıdan, ne dediğini anlıyoruz. Hal diliyle bize diyor ki; "Ben ülkemdeki çocuklar kadar şanslı değildim." Diyor ki; "Zor bir çocukluk dönemim oldu." Diyor ki; "Suça da bulaşmıştım." Görüntülerin ritmi artıyor. Sirenler, polisler, koşuşturmalar, kaçışmalar. Heyecana kapılıyorsunuz. Ancak heyecanın zirvesine ulaştığınız yerde müzik duruveriyor bir anda. Siyahî delikanlı birden Türkçe konuşmaya başlıyor. Hikâyenin seyri değişiyor. Genç, Afrika'nın göbeğinde Türk Lisesi'ne gidişini anlatıyor. Türkçeyle tanışmasını naklediyor. Ve tebessümle parlayan gözler eşliğinde ekliyor: "Bu da gelir bu da geçer, ağlama..." Reklam bittiğinde etrafıma bakıyorum. Herkeste değişik bir ürperiş. Dünyanın öbür ucundaki bir gencin hayatındaki büyük değişimi düşünüyoruz derinden derine. Sonra az önceki filmde gördüğümüz genç, yavaş ve sakin adımlarla sahneye çıkıyor. Dingin bir ses tonuyla "Merhaba, ben Nicholas" diyor. O cümleyi duyar duymaz aylar önce yaşadığımız bir tablo geliyor karşıma. Vietnam reklam ajansının sahibi Tibet Sanlıman ve yakın arkadaşı Gürkan Günaydın, bize heyecanla bir reklam projesinden bahsediyor. Küçük bir heyetin meraklı bakışlarına aldırmaksızın heyecanla anlatıyor Tibet Bey. Diyor ki; "Geçen seneki Türkçe Olimpiyatları'nın reklam filmini çekmeye gittiğimde tanıştığım bir delikanlı beni derinden etkiledi. Bu sene, onun hayat hikâyesinden küçük bir kesiti sunalım istiyorum. Eminim, benim etkilendiğim kadar seyredenler de etkilenecek." Bu teklif cazip geliyor heyete; zira Tibet'in gözlerindeki parıltı gerçek bir hayat hikâyesinin, temiz bir yüreğe ne denli etki yapabileceğini yeterince ispat ediyor. Ben aylar önce yaşanan o sahnenin çağrışımlarıyla med-cezirler yaşarken Nicholas, sahnede kendi serencamını naklediyor. Öğreniyoruz ki çocukluk döneminde bin bir sıkıntıya maruz kalan bu genç adam, önce Türk okulundan mezun oluyor; ardından da o okulda öğretmenlik yapmaya başlıyor. Tam hikâye mutlu sonla bitti derken sahneye Beyaz (Beyazıt Öztürk) geliyor. Şimdi siyah ile Beyaz yan yana, iç içe, sevecen, sempatik. Böyle güzelim programlarda bile sunucunun ne kadar önemli olduğunu anlıyorum. Beyaz, çok içten ve gönülden konuşuyor Nicholas'la. Sahnedeki enerji salona dalga dalga yayılıyor. Samimiyet içinde küçük atışmalar, sarılmalar...
<< Önceki Haber Beyaz'ı kahkahaya boğan öğretmenin hikayesi Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER