Depremzedeler kaderine terk edildi

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’nın deprem bölgesi Gaziantep’in İslahiye ilçesinde dinlediği bir depremzede, hala temel ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını ifade ederek "Devlet, şuraya 200 kişilik bir çadır kurup bize düzenli yemek veremez miydi? Bundan aciz miydi?" diye sordu.

Depremzedeler kaderine terk edildi

6 Şubat'ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler 10 ilde yıkıma neden oldu. Depremlerde can kaybı 42 bin 310'a yükselirken bölgede devam eden sarsıntılar nedeniyle kayıplar artıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ise en az 1 milyon kişi ise evini kaybetmesi nedeniyle geçici çözümler ile barınma ihtiyacını karşılamaya çalışıyor.

Depremleri afete dönüştüren ihmallerin can kaybının daha da artmasına neden olduğu yorumları yapılırken arama kurtarma çalışmalarındaki gecikmelerin yanı sıra afetzedelerin ihtiyaçlarının ihmal edilmesi de mağduriyetleri artırıyor.

CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka, Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya ile birlikte deprem bölgesi Gaziantep’in İslahiye ilçesinde depremzedeleri ziyaret etti.

Anka'nın aktardığına göre; CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Aylin Nazlıaka’nın deprem bölgesi Gaziantep’in İslahiye ilçesinde dinlediği bir depremzede, "Biz, devlet yanımızda olsun, bunu istiyoruz. Devlet, şuraya 200 kişilik bir çadır kurup bize düzenli yemek veremez miydi? Bundan aciz miydi devlet? Biz, bunu istiyoruz. Bir duş, bir çadır kurup duşumuzu alsak, temizliğimizi yapsak bu olmaz mıydı? 16-17 gündür banyo yapmayan arkadaşımız var burada” dedi.

İlçedeki TOKİ sitesinde ev sahibi olan depremzedeler, evlerinin hasar tespitinin hâlâ yapılmadığını belirtti. Bir depremzede, şunları söyledi:

“ELEKTRİĞİMİZ BİLE YOK. O DERECE ŞU AN MAĞDURUZ”

“Kimsenin girme şansı yok, resmen sallanıyor. Bize hiçbir yetkili demedi ki yani ‘ağır hasar, orta hasar’ veyahut hiç bize bir imkan tanıyan hiçbir şey yok. Şu anda öyle çadırda oturuyoruz, 16-20 gündür. Elektriğimiz bile yok. O derece şu an mağduruz.”

Duş imkanlarının da olmadığını söyleyen depremzede, “Elektrik olsa onu istemiyoruz zaten, yani onlardan vazgeçmişiz. Sadece akşamdan akşama bir hayırsever, İslahiye’de getirirse bir yemek getiriyor. Onu da kendi imkanlarımızla yaşıyoruz burada. Komşularımın hepsi burada, çadırdayız. 16-17 gün oldu, biz o mağduriyeti yaşıyoruz.”

"BİR ARKADAŞ GELDİ, ORTA HASAR DİYE GÖRÜNMÜŞTÜ, SONRA KALDIRDILAR"

Evinin hasar tespiti için e-Devlet’ten başvuruda bulunduğunu belirten depremzede, “İkinci günü müracaat ettik. İlk önce bir arkadaş geldi, orta hasar diye görünmüştü. Orta hasarı sonra kaldırdılar. Şimdi nereye müracaat etsek, diyorlar ‘Senin evin hiçbir şekilde görünmüyor. Orta hasar, ağır hasar, yıkım; hiçbir şey görünmüyor’. Hiçbir haktan faydalanamıyorum. Şu anda mağdur, ortadayız. Konteynere dün gittim, dediler ‘Listede isminiz yok’. Çoluk çocuklarım hep dışarıdalar. Ben, yalnız buradayım. Komşum da aynı şekilde, bu arkadaşın daha çadır eline geçmedi” diye konuştu.

“MUHTAR, ÇADIR İÇİN ‘BİREYSEL VERMİYORUZ’ DEDİ”

Bir diğer depremzede ise çadır bulmakta zorlandığını anlatarak şöyle konuştu:

“Üç aileyiz. Köyde çocuklarla birlikte, soğukta üşümesinler diye kalıyoruz. Soba var içinde. Gittik, dediler ‘Muhtar verecek’. Biz köydeyiz, muhtar burada. Bu sefer köydeki muhtara geldim, çadır için dedi ‘Bireysel vermiyoruz’. Bizim köydeki, Altınüzüm’deki muhtara gittim, bir tane çadır aldım.”

Aylin Nazlıaka’nın İslahiye’de kurulan çadırkentte konuştuğu başka bir depremzede ise şunları söyledi:

“KİMSEYE ULAŞAMIYORUZ YETKİLİLERDEN”

"Durumumuz içler acısı. Çadırda aydınlatma yok, ışık yok, bir şey yok. Telefonlarımızı şarj edecek hiçbir şey yok. Zaten kimseye ulaşamıyoruz yetkililerden. Durum bu. Yerde yatıyoruz. Battaniyeleri seriyoruz altımıza, yatıyoruz. Üstümüze de çekiyoruz iki battaniye. Toz, toprak bizim için önemli değil, önemli olan can yani.

“BİZ, DEVLET YANIMIZDA OLSUN, BUNU İSTİYORUZ”

Yemek durumu şöyle; yemek çok düzensiz geliyor. Günde bir veya iki defa geliyor. O da saati belli değil, bir şeyi belli değil. Burada biri geliyor, işte ‘Vatandaşlar yemek geldi’, yemeği ondan biliyoruz. Yemeğin saati falan belli değil. Biz, devleti görmek istiyoruz. Biz, devlet yanımızda olsun, bunu istiyoruz. Devlet, şuraya 200 kişilik bir çadır kurup bize düzenli yemek veremez miydi? Bundan aciz miydi devlet? Biz, bunu istiyoruz. Bir duş, bir çadır kurup duşumuzu alsak, temizliğimizi yapsak bu olmaz mıydı? 16-17 gündür banyo yapmayan arkadaşımız var burada ya. Yani depremle beraber salgın hastalık da baş gösterebilir. Devlet bu imkanları yapamaz mıydı?

“YARDIMLAR GELİYOR, GÜÇLÜ OLAN ALIYOR, GÜÇSÜZ OLAN ALAMIYOR”

Giysi konusunda sıkıntı yok. Giysiyi hayırsever vatandaşlar zaten getirdi. Biz, devleti görmedik burada. Gelen yardımlar, geliyor minibüs, herkes gidiyor, güçlü olan alıyor, güçsüz olan alamıyor. Yardım öyle dağıtılıyor. Organize sıfır. Yok organize, yok. Vatandaş birbirine kenetlendi. Bizim, vatandaşla hiçbir problemimiz yok. Vatandaşı rahat bıraksınlar, biz kardeş oluruz herkesle. Bizim, vatandaşla sıkıntımız yok.  Sadece bu yemek konusunda… Bir de öbür tarafta o takkeli, şalvarlı birileri geldi, yardımı onlar dağıttı. Orada biraz sıkıntı oldu. Ya birinci derecede tanıdıklarına verdiler. Orada birçoğu aldı, her şeyi aldı gitti, biz görmedik bir şeyi. Zaten açgözlülük de yapmıyoruz Aylin Hanım. Benim ihtiyacım yoksa ben, ‘Başka vatandaş alsın bunu’ diyorum. Yani biz, bu özveriyi gösteriyoruz zaten vatandaş olarak. Daha benim evimin hasar tespiti yapılmamış, bir müracaat ettim Kaymakamlığa. Oysa dediğim gibi, bazı cemaat üyeleri konteynere bile geçtiler. Bunu ispatlarım yani, benim evimin daha hasar tespiti yapılmamış. Ben, öyle zengin biri de değilim. Çok dar gelirli biriyim. Bir maaşım var, emekli maaşım."
<< Önceki Haber Depremzedeler kaderine terk edildi Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER