Hatıralarla Merhum Prof. Dr. Sabri Çolak - 3

Geçtiğimiz günlerde cezaevinde hayatını kaybeden Prof. Dr. Sabri Çolak'ı en iyi tanıyan arkadaşlarından Prof. Dr. Yunus Serin merhumu ilk tanıştıkları günden bu yana anekdotlarla anlatmaya devam ediyor. Üçüncü bölüm...

SHABER3.COM

Prof. Dr. Yunus Serin 
Hatıralarla Merhum Prof. Dr. Sabri Çolak - 3

Nahcivan’da Atatürk’ün İki Veciz İfadesini Değerlendirmesi

Sabri Hoca çok zeki biriydi. Nerede ne konuşacağını, taviz vermeden, istediği mesajları veren, mertçe ifade eden biridir. Erzurum’dan Nahcivan’a okulların mezuniyet törenine gidilmişti. Çok duygulu anlar yaşandı. Program biterken; Yan yana oturdukları Gn. Müdür, Sabri Hocam siz de bir şeyler konuşsanız diyor. Ne konuşayım dediğinde, aklına ne gelirse konuş diyor.

Sabri Hoca sahneye çıktı. Arkadaşlar, Atatürk’ün iki sözü bana yıllarca çok saçma geliyordu. Biri; “Hayatta en hakiki mürşid ilimdir”. Rusya’da komünizm 70 yıl hâkim olmuş ve insanları preslemişti ama bu okulların, o kişileri ne kadar irşad ettiğini görünce Atatürk’e hak verdim. 

Ama Atatürk’ün ikinci sözü bana yıllarca çok saçma gelmişti. O söz; “Bir Türk Dünya’ya bedel” Böyle saçma bir ifade olur mu? Bir kişi Dünya’nın her tarafında nasıl söz sahibi olur?  “Buraya gelince gördüm ki Erzurum’un Hasankale İlçesinin, Korucuk Köyünden çıkan Muhammed Fethullah Gülen isimli bir Türkoğlu Türk, Dünya’ya hâkim olmuş. Atatürk’ün o sözünün de doğru olduğunu kabul ettim.” Bu ifadelerden sonra izleyiciler 5 dakika Sabri Hoca’yı ayakta alkışlamışlardı. 

Kimsenin Hakkını Yemez, Kimseye de Hakkını Yedirmezdi, 

Sabri Hoca, haksızlık karşısında susmaz, karşı çıkar ve bazen çekinmeden küfür bile ederdi. Üniversitelerde Yardımcı Doçentlik kadrosuna 2 yıllığına atama olur ve idarenin dediği gibi davranmazsan, kadron yenilenmediği takdirde işine son verilirdi. Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çakır, Sabri Hocayı Fakülte koridorunda görünce; 
A. Çakır; “Sabri bey, senin Yrd. Doç.’lik sürenin bitmesine 1 ay kalmış, bir dilekçe ver de süreni 2 yıllığına yeniden uzatalım” diyor. 
Sabri Hoca; “Benden kıdemsiz, puanı benden düşük olanları yurt dışına gönderdiniz, beni göndermediniz. Size o konudaki verdiğim dilekçeye cevap verin, ondan sonra Yrd. Doç.’lik için dilekçe vereyim” diyor. 
Dekan; “ona cevap vermeyeceğim, sen Yrd. Doç.’lik için dilekçe ver” diyor. 
Sabri Hoca; “O dilekçeme cevap vermeden diğer dilekçeyi yazmayacağım” diyor. Dekan; “Dilekçe vermezsen, seni atarım” diyor. 
Sabri Hoca; “Sizden her şey beklenir” diyor.
A. Çakır; “Sen ne biçim konuşuyorsun, seni rektöre şikayet edeceğim” diyor.
Sabri Hoca; “Senin de rektörünün de ………………” diyor. 

Analığının Ölümü ve Hocaefendi’nin Taziyede Bulunması, 

Sabri Hocanın yıllarca cep telefonu olmadı. Analığı vefat ettiğinde, Ahmet Kara, Sabri Hocam, Hocaefendi sana taziye vermek istiyormuş, Cevdet senin telefonunu istedi, ne diyeyim. Ağabey benim telefonum yok ama Allah’a şükür analığım öldü, bu sayede Hocaefendi ile telefonda konuşmak için hemen bir telefon alayım demiş.

Alaettin Öksüz'ün Dua Listesi, 

Erzurumlu Alaettin Öksüz, bütün servetini ve ömrünü Hizmet uğrunda tüketmiş bir ağabeydi ve Hizmette birlikte koşturduğumuzdan çok samimiydik ve bizi çok severdi ama Sabri Hocanın yeri de bir başkaydı. Sabri Hoca Doç. idi, ben ise hem Prof. hem de Alaettin Ağabeyle daha eskiden tanışırdım.
Bir gün Bana dedi ki; Uşaklar sizin ikinizi çok seviyorum ve beş vakit namazda size ismen dua ediyorum ama “ Yunus Hoca, duada birinci sırada Sabri, ikinci sırada sen varsın!” demişti. 

Sabri Hocanın Ev Sahibi Olma Konusundaki Fikirleri, 

Hizmete vermede hiç geri kalmadı ama parasızlıktan yıllarca cep telefonu, arabası ve evi olmadı. Kayınpederi diğer çocuklarına ev aldı ama Sabri Hoca “Hocaefendi öndekilerin evi olmasın” dediği için evi kabul etmedi, Kayınpederine Hizmete ver dedi. Sadece Benim baskımla kayınpederinin aldığı ikinci el Doğan S arabası vardı.

Ev Kooperatifine Üye Olma,

Bazı kimseler ev yapımı için bazı belediyelerle görüşür, cazip arsa ayarlar, üniversite hocalarına da belli bir miktar nakit ödemeden sonra makul aylık taksitlerle ev sahibi olma imkanı tanırlar. Böyle biri Sabri Hocaya geliyor ve cazip teklifler sunuyor. Sabri Hoca da “Oğlum sen yanlış adrese geldin. Hizmettekiler yeni eve girmeyi bırak, mevcut evlerini satıp Hizmete destek oluyorlar, sen şu cemaatin mensuplarına git, onlar ev üstüne ev alıyorlar” demiş.

Yurt Dışı Üniversitelerine Öğretim Üyesi Gönderme Toplantısı,

Hizmet yurt dışında üniversiteler açmıştı ama yeterli sayıda öğretim üyesi bulamamıştı. Bir hafta sonu üniversitelerde bulunan Hizmetteki arkadaşları Ankara Samanyolu Lisesine topladılar. Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan, yurt dışında açılan üniversitelerden bahsetti ve sizleri oralara göndermek istiyoruz, ne dersiniz dedi. Üniversitelerdeki arkadaşların çoğu o zamanda Yrd. Doç. idiler. Herkesin Doçentlik için yürüttüğü projeleri, çalışmaları ve yüksek lisans ve doktora yaptırdığı asistanları vardı. Herkesin o dönemde gitmesi mümkün değildi. Ve herkes Hocam, ben doçentlik çalışmamı yarıladım, TÜBİTAK’tan 3 yıllığına bir proje yürütüyorum, 2 asistanın doktora sınavı var vb mazeretleri ileri sürüyorlardı.
Hocaefendi de biraz bu tavıra bozuldu ve “Biz boşu boşuna yurt dışında üniversite açmışız demek ki” dedi. Sabri Hoca, “Hocam, Senin canını yiyeyim, gurbanın olayım, sen üzülme, benim doçentliğim yatsın, yüksek lisans ve doktora yaptırdığım elemanların tezleri aksasın, yürüttüğümüz projeler yarıda kalsın önemli değil. Ben her dediğiniz yere hemen gitmeye hazırım” diyerek bir civanmertlik yapmıştı.
Hocaefendi; “arkadaşlar konuyu size herhalde yanlış anlattılar. Biz size 2 yıllığına devamlı gidin ve burada başlattığınız işler aksasın demiyorum. İşlerinizi ayarlayan 1, 2, 3 aylığına veya bir sömestirliğine gidersiniz, dersleri verir ve dönersiniz demişti. O zaman bütün arkadaşlar kendi branşlarını belirterek, hangi dalda, hangi üniversitede ne gibi dersler var, işlerimizi ayarlar ve gideriz demişlerdi. 

Emekli Bir Vali, Müfettiş, Albay ve Generalin Erzurum Aziziye Lisesini Ziyareti,

Sabri Hoca, içten ve inanarak yaşadığı için etkili konuşan biriydi. Emekli bir Vali, emekli bir müfettiş, emekli bir Albay ve emekli bir General ve eşleri ile Denizli’den çıkıp Gürcistan’daki Üniversitemizin ve okulların mezuniyet programlarına katılıyorlar. Giderken ve dönerken yolları üzerinde belli illerdeki müesseselerimizi de ziyaret ediyorlar. 
Erzurum’a da uğradılar ve Aziziye Lisesinin sınıf ve laboratuvarlarını gezdikten ve öğrencilerin bilimsel ve sportif faaliyetlerde aldıkları madalyaları gördükten sonra son kattaki toplantı salonuna geldiler. Askerler ayakkabılarını da çıkartmadılar. Okul müdür okulu ve herkes de kendisini tanıttı. Sabri Hoca da; her yerde “Ben duvarcı Ehmet ustanın oğluyum” diye kendisini tanıtırken, burada “Ben Mühendislik Fakültesinde Profesörüm, Kimya Mühendisliği Bölüm Başkanıyım ve Aziziye Lisesinin Bilim Kurulu Başkanıyım” dedi. Bana da Bilim Kurulu Başkan Yardımcısı olmak düştü. 
O General dedi ki “Siz Bilim Kurulu Başkanlığı görevi için ne kadar ücret alıyorsunuz” Sabri Hoca da Biz para vererek Hizmet ediyoruz diyemedi. “Bu okuldaki öğretmenler hafta içi geliyor, hafta sonu için benden randevu alıyor. Hafta sonu öğrencileri okulda topluyor, gelip beni evimden alıyor; okulda öğrencilerle kahvaltı yapıyor ve öğrencilerin değişik konularda yapacakları projelere yön veriyorum” dedi. 
O General “elin çocuğu başarı kazanmış kazanmamış sana ne” dedi. 
Sabri Hoca; “Ben eskiden Erbakan’ın peşinde gidiyordum, o dinimizden etti. Daha sonra Türkeş’in arkasından gittim o da milliyetimizden etti. Dünyadaki açlığın, fakirliğin, cahilliğin ve kavganın siyaset yoluyla değil de sadece insanların eğitimi yoluyla kalkacağına inandığımdan; şimdi de bu işe destek veriyor ve Hocaefendi’nin peşinden gidiyorum vb şeyler” dedi.
O Generalin Hanımı  “Şu kadar yıl milli eğitimde çalıştım, emekli oldum ama böyle bir okulda öğretmenlik yapamadığım için kendimi çok şanssız addediyorum” dedi. Askerler de “Bu gezi bize, Türkiye’nin düzelmesinin, fakirliğin, cahilliğin, içte ve dışta kavganın bitmesinin sadece eğitim yoluyla olacağını gösterdi” diyerek Sabri Hocayı desteklediler. 
Vali bey “bu kişilerle Denizli’den çıktık, Gürcistan’a gittik, giderken ve gelirken değişik illerde müesseseleri gezdik, ancak Sabri Hocanın içten dediklerinden sonra bu kişiler açıldı” demişti.

Hocaefendi’nin Yanından Ayrılmak İçin İzin İstemesi, 

Sabri Hoca Hizmet büyüklerine tam itaat ederdi ve konuşmaları da tabii idi. Erzurum’dan Sabri Hoca da dahil 5 kişi Hocaefendi’yi ziyaret etmek üzere ABD’ye gidiyorlar. Hocaefendi’nin yanında 2 gün kaldıktan sonra;
Sabri Hoca; “Hocam müsaade ederseniz ayrılmak istiyoruz” diyor.
Hocaefendi; Sabri Hocaya dikkatlice bakıyor ve “Sabri Bey, sana hakkımı helal etmiyorum” diyor.
Sabri Hoca; “Gardaş, ben sene ne yaptım ki bana hakkını helal etmiyorsun” diyor.
Hocaefendi; “Yıllardır Türkiye’den ve sizlerden ayrıyım. Benim yanıma geliyorsun ve sadece iki gün kalıyorsun” diyor. 
Sabri Hoca; “Hocam, sizin bizim başımıza koyduğunuz kişiler, bize ABD’ye 5 günlüğüne gideceksiniz, Hocaefendi’nin yanında sadece iki gün kalacaksınız, üç gün de dışarıda kalıp, müessese gezeceksiniz” diyorlar. “Hocam onlara itaat etmeyelim mi” diyor.
Hocaefendi; “Sen bu gruptan farklı gel ve benim yanımda uzun süre kal” diyor. Bu izinden sonra, Sabri Hoca, sevinçten uçuyordu ama maalesef ömrü vefa etmedi. 

İngiltere’de İsveç’li Bayanların Musallat Olması,

İngiltere’de kütüphanede çalışırken İsveçli hanım akademisyenler, Sabri Hocaya musallat oluyorlar. Sandalyede otururken, omuzlarına masaj yapıp beraber olma teklifinde bulunuyorlar. Hatta biri, ben 24 yaşındayım, çok tazeyim, diğeri ben 32 yaşındayım, çok tecrübeliyim gibi ifadelerde de bulunuyorlar.
Sabri Hoca; Ben Müslümanım, benim inancımda bir erkeğin hanımının dışında biriyle beraber olması haram” diyor.
İsveçli akademisyenler; “Biz senden önce de bazı Müslüman Türklerle beraber olmuştuk” diyorlar.
Sabri Hoca; “Bir erkeğin bir kadınla beraber olması için nikah gerekli” diyor.
İsveçli akademisyenler; “Nikah nedir” diyorlar. 
Sabri Hoca; “Kadın o erkeğin hanımı olmayı kabul edecek, erkek de o hanıma koca olmayı kabul edecek ve ifadeler iki erkek şahidin huzurunda söylenecek” diyor.
İsveçli akademisyenler; Tamam ben senin hanımın olmayı kabul ediyorum. Sen de kabul et ve şu iki erkek arkadaş da şahit olsun” diyorlar.
Sabri Hoca; “Nikahın süresiz olması gerektiğini vb hususları söylüyor ama onları ikna edemiyor. İki kişinin olduğu yerde üçüncü kişi şeytan olacağından, o gün niyetini biraz bozuyor gibi oluyor. Ertesi gün rüyasına Hocaefendi teşrif ediyor ve öyle sert bir bakış yapıyor ki, Sabri Hoca o kadınların şerrinden kurtuluyor. Sabri Hoca; “Hocaefendi orada da beni rahat bırakmadı, diyerek latife ettikten sonra şu mesajı vermişti. “Oğlum Hizmete girin, Hizmette koşturun, Hizmette ölün; Hocaefendi size bu dünyada da, öbür dünyada da mutlaka sahip çıkar” demişti.

Bir Cemaat Liderinin Sabri Hocayı Değerlendirmesi,

Erzurum’da bulunan bir cemaat lideri, Cemaatinin ileri gelenleri ile yaptığı bir toplantıda onlara soruyor; 
“İçinizde evi olmayan var mı?”, “Yok” diyorlar. “Üç evi olan var mı”, “Evet” diyorlar.
Cemaat Lideri; “İçinizde arabası olmayan var mı?”, “Yok” diyorlar, “Arabası eski model olan var mı?”, “Yok” diyorlar. “Cipi olan var mı?”, “Evet” diyorlar.
Cemaat Lideri; “Sizden dava adamı olmaz. Bakın Fethullah Hocanın Sabri’sine; O dekanlık da yaptı, siz yapmadınız ama ne evi var ne de son model arabası var. Kayınpederinin aldığı Şahin’e biniyor” diyor. “Bütün maaşını Hizmete veriyor” diyor. 

Hocaefendi’nin Sabri Hoca İçin Yazdığı Taziye,

Fethullah Gülen Hocaefendi, yayınladığı taziye mesajında Sabri Çolak için şunları söyledi:
“Tanıdığım günden beri samimiyeti, tevazu ve mahviyeti ile gözümde hep nurdan bir abide gibi var oldu. Son yıllarını Medrese-i Yusufiye ile taçlandırdı. En zor şartlarda sadakat ve vefasının gereğini yapmaktan geri durmadı. Duruşuyla, “Baş eğmezüz edâniye dünyâ-ı dûn içün/Allahadur tevekkülümüz i’timâdımız” beytini zulmün yüzüne haykırdı ve bir mihnet kahramanı olarak Hakk’a yürüdü.”

Sonuç ve Değerlendirme,

Kendi alanında onlarca kişiye Yüksek Lisans, Doktora yaptırdı ve Prof. yetiştirdi. Dünya çapında çok fazla uygulamaya yönelik araştırma ve yayın yaptı.
Bir bilim adamı olan Sabri Çolak, Hizmete yaptığı desteklerden dolayı “teröre yataklık ve destekleme” suçuyla tutuklandı. İlk önce Erzurum ve daha sonra Van hapishanelerinde 25 ay tutuldu. Hapishanede kalp krizi geçirdi, sağlığı bozuldu, tedavi talebinde bulunulduysa da yetkililerin gerek görmeyişi üzerine hapishanede tutuldu. Gece yeniden kalp krizi geçiren Sabri Çolak ilk defa Van Devlet Hastanesine ve oradan da ambülans uçakla Ankara Yüksek İhtisas hastanesine gönderildi. İlgililerin dediğine göre tedavi edildiği dönemde vefat etmiş, anlamak çok zor.  
Dünya’da petrol bittiğinde, Dünya B varlığının %80’ini bulunduran B madeni ve bu konudaki bilgiler, Türkiye için bir ümit olacak. Ancak Sabri Hocada olan bu bilgiler de Sabri Hoca ile birlikte toprağa gömüldü. Ekonomisi bozulan Türkiye’ye Sabri Hocanın 25 aylık hapishanedeki canlı cesedinin ve şimdi de toprak altındaki cesedinin bir faydası olur mu bilemiyorum.
69 yıllık ömründe doğruluktan, dürüstlükten, adaletten, inandığı fikirlerine sadakatten bir milim taviz vermedi. Ulema-i su olmadı, Dünya için ahiretini satmadı.  Mertçe yaşadı mertçe öldü. İnandığı davasına ve Hocasına sadakatten hiç ayrılmadı, hatta sadakatini canını vererek de gösterdi. Ruhun şad, makamın Cennet olsun benim vefalı dostum Dadaş Sabri!

<< Önceki Haber Hatıralarla Merhum Prof. Dr. Sabri Çolak - 3 Sonraki Haber >>
ÖNE ÇIKAN HABERLER