Yeni Şafak'ın 'kumpas' haberiyle ilgili skandal detay

TİB’de ‘paralel yapı’ ithamıyla ‘kumpas’ çalışması yürütüldüğü yönündeki ihbar mektubunu doğrulayan bir gelişme yaşandı.

Yeni Şafak'ın 'kumpas' haberiyle ilgili skandal detay

Yeni Şafak, mektupta belirtildiği gibi geçmişe dönük hazırlandığı iddia edilen dinleme listesini yayınladı. Ancak dinlemelerle ilgili mahkeme kararları haberde yer almadı.

Toplumun bir kesimini terör örgütü kapsamına sokmak amacıyla delil ve suç üretildiği yönündeki şüpheleri körükleyen ‘kumpas senaryosu’, hükümete yakın Yeni Şafak gazetesinde kendini gösterdi. Gazetenin, “Vahim tablo: Paralel çeteden derin telekulak” başlıklarıyla verilen dünkü manşetinde, merhum başbakan Necmettin Erbakan dahil 64 ünlü şahsiyetin sahte isim ve uydurma suçlamalarla mahkeme kararlarıyla dinlendiğinin müfettişlerce tespit edildiği iddia edildi.

Zaman'ın haberine göre, Söz konusu kumpas senaryosu, bir ay önce e-mail yoluyla çok sayıda gazeteciye gönderilen ihbar mektubunda dile getirilmişti. ‘Başbakan’ı seven TİB görevlisi’ adı altında gönderilen mektupta, üç ayı aşkın bir süredir Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda (TİB) gece gündüz demeden yoğun bir şekilde çalışıldığı belirtiliyordu. “…en az 17 Aralık komplosu kadar büyük, yeni bir komplonun ve kul hakkına giren büyük bir vebalin içerisinde olduğumu anladım” ifadeleri kullanılan mektupta, TİB Başkanlığı’na MİT’ten gelen Cemalettin Çelik’in atanmasının ardından kurumda geniş kapsamlı tasfiyeye gidildiği vurgulanıyordu. Mektupta, “Bütün amacımız paralel yapının Başbakan’ımız ve AK Parti hakkında TİB’de yapıldığına inandığımız hukuksuz dinlemeleri ortaya çıkarmaktı. Ne kadar yoğun çalışırsak çalışalım, baktığımız bölümlerde dinlemelerle ilgili bir şey bulamadık. Hatta görevden alınan daire başkanlarının kullandıkları bilgisayarlar MİT’e gönderildi.” deniliyordu. İhbarda bulunan kişi, kendilerine verilen listede 2000’e yakın imei sisteme girdiklerini, eski tarihte imei’ler girdiklerini, ardından bu kayıtları sonradan bulunabilecek şekilde sildiklerini de iddia ediyordu: “... Bu operasyonu patlatınca milletin her kesimi paralelcilere lanet okuyacak dediler. İşte o zaman anladım ki, büyük bir oyunun içerisindeyiz. Bir arkadaş, ‘birkaç güne kadar bomba patlayacak’ dedi. Hatta kurumda bulunan Başbakanlık müfettişleri ve işin medya ayağı ayarlanmış. Müfettişler bizim hazırladığımız dinleme kayıtlarını sanki kendileri bulmuş gibi savcılığa vereceklermiş. Birkaç güne kadar düğmeye basılacak, ‘paralel yapı yüzlerce kişi dinlemiş, bu işi de TİB’de yapmış’ diye yaygara koparılacak.”

Yeni Şafak’ın dünkü manşeti, ihbar mektubunu doğrulayan bir gelişme olarak değerlendirildi. Algı operasyonu için hazırlandığı belirtilen dosyaya dayanılarak gündeme taşınan haberde, TİB’de incelemelerde bulunan müfettişlerin 2008-2010 yılları arasında 64 kişinin dinlendiğini tespit ettiği ileri sürüldü. Ancak dinlemelerle ilgili başta mahkeme kararları olmak üzere detay bilgiler haberde yer almadı. Söz konusu dinlemeler için belirtilen tarihlerde İçişleri Bakanı Beşir Atalay; Emniyet Genel Müdürü de Oğuz Kaan Köksal’dı. Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire (İDB) başkanı ise sırasıyla Ramazan Akyürek ile Ömer Altıparmak oldu. Kanuni olarak İDB’nin teftişini emniyet genel müdürü yapıyor ve ortada bir yasa dışı durum varsa bundan içişleri bakanı ve iktidarın da sorumluluğu bulunuyor.

Söz konusu dönemde İDB’de görevli üst düzey istihbaratçılar, Necmettin Erbakan’ın ‘terör’ iddiasıyla ve ‘Huvzullah Gültekin’ ismiyle dinlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını kaydediyor. Kaynaklar, “İDB öncelikli olarak Türkiye genelinde her zaman ön dinleme ve izleme yapabilir. Ancak bu girişimin hiçbir yasal tarafı yoktur. Burada delil olsa da mahkemeye sunamazsınız. Ancak mahkeme kararıyla dinlenen bir kişiyle ilgili legal her adımı atabilirsiniz. Şayet mahkeme kararıyla bir dinleme yapıldıysa hangi şüpheli hakkında polis ve savcılık tarafından işlem yapıldı? Belirlenen isimlerden hangileri gidip soruşturma kapsamında ifade verdi?” ifadelerini kullanıyor.

Öte yandan mahkeme kararıyla yapılan dinlemelere şüpheli olmayan bazı kişiler takılabiliyor. Bu durum, o kişinin şüpheli olduğu anlamına gelmiyor. Dinlemeye takılan bir kişinin konuşmasında suç teşkil eden bir durum tespit edilmediğinde de bu konuşma zaten otomatik olarak imha ediliyor.

TİB de Türkiye’de yasal dinlemeyi yapan tek kuruluş. Ancak kendi başına bir dinleme kararı alamıyor. Herhangi bir ilin, mahkeme kararıyla aldığı dinlemeyi hayata geçiriyor. Elde ettiği dinleme kayıtlarını otomatik olarak soruşturmayı yürüten şubeye aktarıyor. Soruşturma zamanı bittiğinde de sistemden kayıtları otomatik olarak siliyor. Yeni Şafak’ın dinlemelerle ilgili olarak, kararı veren mahkeme, il ve şubelerin kamuoyuna açıklanması kafalardaki soru işaretlerini artırıyor.
<< Önceki Haber Yeni Şafak'ın 'kumpas' haberiyle ilgili skandal detay Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER