Bülent Korucu medya üzerindeki baskıları tek fıkrayla özetledi

Zaman gazetesi yazarı Bülent Korucu, bugünkü yazısında dinleme skandallarındaki tesadüfiliğe dikkat çekti. Yaşananları bir fıkrayla adeta özetledi.

Bülent Korucu medya üzerindeki baskıları tek fıkrayla özetledi

Korucu yazısında Doğan Medya Grubu'na yapılan baskılardan bahsetti. Hükümetin muhalif medya kuruluşlarına yaptığı bezdirme politikalarını eleştiren Korucu, Erdoğan'ın muhalefet partilerinin kasetlerinin çıkacağını da bir kaç gün öncesinden haber vermesine dikkat çekti. İşte Bülent Korucu'nun yazısının tamamı;

Hürriyet Gazetesi, dinleme meselesinde hassasiyeti yüksek bir gazete. Bunun önemli sebebi her dönem dinleme suçunun mağdurlarından olması.

Türkiye’de muktedirliğini ispat etmek isteyen iktidarlar Hürriyet’i yanına çekmeye çalıştı; en azından karşıda olmasını engelleme çabasına girdi. Dinlemelerle elde edilen bilgileri kullanma veya bunları sızdırarak zor durumda bırakma en sık başvurulan yoldu. Dün de yine bir telekulak manşetiyle çıktı, Hürriyet. Duyarlılığın devamı adına takdire şayan bir tavır. Haberde ismi geçen kişi ve kurumların da aynı duyarlılıkla üzerine gitmesi ve hukuk önünde hesap sorması gerekiyor. ABD’de medya ve toplum Watergate Skandalı’nda sonuna kadar gitmişti. Bizim de zaman zaman depreşen bir iyileşme halinden çıkıp kalıcı kazanımlar hedeflememiz şart. Her seferinde sinek öldürmeyi yeterli görüyor, bataklığa dokunmuyoruz. Konjonktürel kötülerle savaşmak yerine mücadeleyi kurumsallaştırma tek çare. Ama tam aksi yönde gidiyoruz. Meclis’ten birer ikişer geçen kanunlar şikâyet ettiğimiz ihlalleri sıradanlaştıracak ve yasal zemin sunacak. Yarın bugünden beter olacak. Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası bekleyen MİT Kanunu bunun ilk adımıydı. Sınırsız dinleme ve eylem yetkisi verildi; kurum tamamen yargı denetimi dışına çıkarıldı. Şimdi yargı ve güvenlik paketiyle arama, dinleme, makul şüphe, mal varlığına el koyma gibi antidemokratik düzenlemeler hayata geçiriliyor. AK Parti ve lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın hayalindeki ülkeye doğru gidiyoruz.

HÜRRİYET ÖRNEĞİ NEDEN ÖNEMLİ?

T24 Genel Yayın Yönetmeni Doğan Akın’ın, “Doğan Grubu’na vergi cezasıyla kaç kuş vuruldu, yeni medya düzeni nasıl kuruldu?” başlıklı yazısı ‘Hürriyet neden önemli?’ sorusuna cevap olabilecek veriler sunuyor. “2009 yılındaki iki dalgada Doğan Medya Grubu için hesaplanan vergi aslı ve cezalarının toplamı yaklaşık 6,5 milyar lirayı buldu. Eski para ile 6 katrilyon 448 trilyon lira. Yaklaşık 3 milyar dolar.” bilgisini veren Akın, ‘uzlaşmayla’ 1,2 milyara düşen cezadan sonra grubun nasıl küçüldüğünü anlatıyor. Vatan ve Milliyet’in elden çıkarılması, Hasan Cemal ve Can Dündar gibi yazarların bu yüzden işsiz kalması herkesin malumu. Yeni patron Erdoğan Demirören’in dönemin başbakanı Erdoğan ile telefon iletişimi birçok şeyi özetliyor. Ya da Başbakan Erdoğan’ın, ‘Aydın Doğan hakkında yargıya müdahale’ talimatı verdiği iddialarıyla ilgili “Benim, Adalet Bakanıma ‘Bunları yakından takip et’ dememden daha doğal ne olabilir?” sözlerini izaha gerek var mı?

Daha iyi anlamak için 2009’a kısa bir gezinti yapalım. Dün yayımlanan Toygun Atilla imzalı habere göre Doğan Grubu’nun bütün malî ekibinin telefonu dinlenmiş. Malî işler başkanlarından muhasebe müdürüne kadar herkes var listede. Biraz hafızalarınızı yoklayın, Erdoğan’ın Ankara il örgütü iftarında kürsüden yükselen öfkeli sesini duyacaksınız: “Doğan Grubunun gazetelerini almayın.” Doğan Grubu’na karşı tam saha pres tüm hızıyla sürüyor. Ve aynı günlerde ‘istihbari dinleme’ kararları alınıyor. Bütün bunlar tesadüf olabilir mi?

Tam yeri geldi, meşhur fıkrayı anlatayım: Aslan, kurt ve tilki, birlikte ava çıkmışlar. Tavşan, geyik ve ceylan avlamışlar. İş taksimata gelmiş. Aslan bu görevi kurda vermiş. Sen geyik, ben ceylan, tilki ise tavşan demesiyle aslandan pençeyi yemiş. Bölüşüm görevi tilkiye kalmış doğal olarak. “Kralım tavşanı sabah, ceylanı akşam yersiniz. Geyik ise öğlen iyi gider.” Şeklinde paylaştırmış. Aslan bu güzel taksimi nerden öğrendiğini sorunca ‘kurttan’ demiş. En büyük olmasa da en güçlü patronun, Aydın Doğan’ın düşürüldüğü durumun iş ve medya dünyasında nasıl bir etki yaptığını tasvire ihtiyaç var mı?

İZAHA MUHTAÇ KARELER

Tesadüfe havale edilemeyecek başka gelişmeler de yaşandı o günden bu zamana. Mesela Taraf Gazetesi’nin yazar ve yöneticilerinin sahte isimlerle MİT tarafından dinlendiği kesinleşti ama Başbakan yargılama izni vermedi. Dönemin CHP lideri Deniz Baykal ve MHP’li milletvekilleriyle ilgili kumpas kasetleri internete düştü. Hesap sorması, suçluyu bulması gereken makam “Ne özeli, genel genel!” diyerek mitinglerde meze yaptı. İki rakip siyasî partinin yöneticileriyle ilgili Erdoğan, Diyarbakır mitinginde bir kehanette bulundu: “Ses kayıtları öyle zannediyorum bugün yarın yayınlanacak.” Ve gerçekten de birkaç gün sonra kehaneti gerçekleşti. CHP Milletvekili Muharrem İnce, dün Hürriyet’in haberi üzerine sosyal medyada bazı bilgiler paylaştı. İnce’nin o günlerde ‘Ben dinleniyor muyum?’ muhtevalı soru önergelerine verilen ‘hayır’ cevapları manidar.

Hükümete yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak Gazetesi’nin taşrada kullanıp şehirde vazgeçtiği ‘Tapelerle yükseldi’ manşetiyle konuyu bağlayalım. Bir emniyet müdürünün götürdüğü dinleme kayıtlarıyla Erdoğan’ın güvenini kazandığı ileri sürülmüştü. Hürriyet’in haberinde adı geçen emniyet müdürü de ‘Her şeyi başbakanın emriyle yaptım.’ yollu açıklama yapmıştı. İsnat edilen şeyler doğru ise ve hukuk aşılmışsa başbakan emri onu kurtarmaz ama ister ihmal ister talimatla siyasetin kabahati varsa o da cesurca sorgulanmalı. Aksi halde havanda su dövmekten ileri gidemeyiz.
<< Önceki Haber Bülent Korucu medya üzerindeki baskıları tek fıkrayla... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER