Baykal'a can alıcı 43 soru

Diyanet'in düzenlediği Kutlu Doğum Haftası açılışında kapsamlı bir konuşma yapan “CHP Genel Başkanı Baykal” adına sorulması ve cevabı aranması gereken birçok soru var.

Baykal'a can alıcı 43 soru

Mesela: Ben bir CHP Genel Başkanı olarak oraya neden gittim? İslam benim neyim olur? CHP lideri Baykal'ın, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen Kutlu Doğum Haftası açılışına katılması ve orada o kapsamda bir konuşma yapması, o haftanın günceli içinde konuşulup bitmeyecek ölçüde, her bakımdan dikkat çekici bir olaydı. Baykal, bizzat “Orada olmak mesajın kendisidir” diyerek, olayın öneminin kendine göre bir anlamı bulunduğunu ifade etmiş olmaktaydı. Ama kanaatimce, olayın mahiyetinin netleşmesi ve Türk siyasi hayatındaki yerine doğru oturması için bazı sorular sorulması ve herkesin kendi payına düşen sorulara doğru cevap vermesi gerekiyor. Mesela “CHP Genel Başkanı Baykal” adına sorulması ve cevabı aranması gereken sorular şunlar olabilir: -Ben bir CHP Genel Başkanı olarak oraya neden gittim? -Bu davranışım, CHP Genel Başkanı olarak neden farklı bir anlam kazanıyor? -CHP ne idi, benim bu davranışımla ne olmuş oluyor? -Bu olay, benim bireysel dinî alakam açısından mı önemli yoksa, partimin temsil ettiği siyasi ideolojinin din ile alakasında bir farklılık oluşturduğu için mi önemli? -Benim böylesine bir toplantıya gelmem ve orada, içeriği böyle olan bir konuşma yapmış olmam, toplumun hangi kesiminde nasıl ve neden bir heyecan uyandırdı? -Toplumun hangi kesimi bu olayı nasıl değerlendirmiştir? -CHP'nin tabanında, bu olayın, herhangi bir rahatsızlık doğurması ihtimali var mıdır? Böyle bir kesim varsa neden toplumun öteki kesimlerinden farklı bakmış olur? -Ben, bir sade insan olarak ve bir siyasetçi olarak, yaptığım konuşmanın içeriğine katılıyor muyum? Yani bu sözler, inanarak söylediğim sözler mi? -İslam benim neyim olur? -Hazreti Muhammed benim neyim olur? -İslam'ın bir insanın dini olması ne demektir? -İslam'ın bir siyasetçinin dini olması ne demektir? -Türkiye'de din ile devlet arasındaki ilişkide bir sorun olduğu ve bunda CHP'nin belirleyici rolü bulunduğu ve bu rol de, toplumla ilişkisini olumsuz yönde etkilediğine göre, ben nasıl bir davranış sergileyerek, bu ilişki tarzını pozitif anlamda değiştirebilirim? -Benim, bu olayda ortaya koyduğum kişilik tipi ile, diyelim, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuda sergilediği kişilik tipi arasında bir fark var mıdır? -Ben, bu olayda kendimle Başbakan Erdoğan arasında bir samimiyet farkı arayabilir miyim? Böyle bir samimiyet farkı bulunduğuna gerçekten inanabilir miyim? -Böyle bir konuşmayı Başbakan Erdoğan yapmış olsaydı sistemin ona bakışı, bana bakışı gibi mi olurdu? Fark olursa neden olurdu? -Kutlu Doğum ortamında yaptığım bu konuşma, herhangi bir politikacıya, hatta belki Başbakan Erdoğan'ın bu konuda yapacağı konuşmaya göre daha fazla bir heyecan doğurduğuna göre, bu heyecanın kaynağı nedir? Böyle bir konuşmanın benden beklenmiyor olması mıdır? Neden benden, ya da daha doğrusu benim konumumda olan, yani CHP'nin başında bulunan birisinden böyle bir konuşma beklenmez? -Böyle bir konuşmayı inanarak yapan bir mü'min, dünyada üstlendiği sorumluluk ne olursa olsun, “Dinde samimiyet gereği” onu hayatına yansıtmak gibi bir sorumluluğu da duymak zorunluluğu hissetmez mi? -Mü'min bir siyasetçi kavramının içi nasıl dolar? -Sistemi laik bir ülkede, mü'min bir siyasetçi diniyle ilişkide zorluk yaşar mı? -Türkiye'de samimi dindarların, laiklik uygulamaları sebebiyle yaşadığı bir zorluk olmuş mudur? -Türkiye'de samimi dindarların, laiklik uygulamaları sebebiyle yaşadığı bir zorluk varsa, bunda CHP'nin gerek iktidarı gerek muhalefeti sırasında tercih ettiği politikaların etkisi olmuş mudur? -Benim bu konuşmamı, dindar toplum kesimleri, CHP politikalarında bir değişmenin işareti olarak algılamalılar mı? -Ben, “Dinin siyasete alet edilmemesi”, “Dinin istismar edilmemesi gerektiği”ne hâlâ inanıyor olmama rağmen, benim bu davranışım, böyle tanımlanmaktan hangi yönleriyle ayrılmaktadır? -Bir başka siyasetçi, diyelim Başbakan Erdoğan, böyle bir konuşmayı yaptığında hangi sebeple, dini siyasete alet etmiş, dini istismar etmiş olur? -Sistemin laik karakteri tam da bu noktadaki ayrımla alakalı ise, bir partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı sayılması neye bağlıdır? Aynı işi yapan bir partinin hareketi laiklik karşıtı sayılırken, bir başkasınınki, masum bir din ilişkisi olarak kabul edilebilir mi? Bunun kriteri nedir? -Bu konuşma, evet toplumun geniş kesimlerinde ilgi uyandırmıştır? Bu ilginin sempatiye dönüşmesi mümkün müdür? Bu ilginin sempatiye dönüşmesi gibi bir beklenti benim içimde var mıdır? Bu konuşma bir aidiyet bildirimi niteliğinde olduğuna göre, toplumun bugüne kadar bana ve partime karşı gösterdiği mesafeli tavır hâlâ değişmezse, bunun altında hangi sebep yatıyor olabilir? -Acaba ben, Türkiye'de siyaset yapan bir insan olarak, böyle bir toplantıda bulunma ve o konuşmayı yapma noktasında geç kalmış sayılabilir miyim? Geç kalmışsam acaba neden geç kaldım? Bunda parti tabanımdaki tepkilerden endişe ediyor olmamın etkisi var mıdır? Ben nasıl bir tabana sahibim? Tabanımı ben mi belirledim yoksa tabanım beni mi belirledi? Bu taban nasıl oluştu? Tabanın din ile ilişkisinde bir mesafe söz konusu olmuşsa, bu bir vebal midir? Bu vebalin oluşmasında bugüne kadar geçen parti liderliğinin sorumluluğu ne kadardır? -Benim bu konuşmam, Türkiye'de, din - toplum - devlet ilişkisindeki sorunlu yapının değişmesinde bir anlam taşıyacak mıdır? -Türkiye'de, bu zamanda, halktan en çok oy alan, halkın oylarının yüzde 50'ye yakınını alan bir siyasi partinin, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı” suçlamasıyla mahkum edilmesi, bu konuşmayı yapan bir insanın içine sinmeli midir? O mahkûmiyet kararında “suç” kapsamında nitelenen, dinle bağlantılı hangi davranış, diyelim dini bize gönderen Yaratıcı'nın ya da o dini insanlara tebliğ eden Peygamber'in tasvibine mazhar olur? -Sistem laik olunca, insanın veya bir siyasetçinin, Allah veya Peygamber ile alakasının bir boyutunu suç olarak değerlendirmeli midir? -Laik bir sistem din tarifi yapmalı mıdır? -Laik bir ülkenin Anayasa Mahkemesi, dinin toplum hayatında hangi ölçüde var olması gerektiğine dair çerçeve çizmeli midir? -“İslam söz konusu olduğunda, laik sistem, Hristiyanlığa göre daha ciddi risk altındadır” gibi bir kanaati paylaşmalı mıyım? -Laik bir sistem mantığı ile, din ile ilişkimi hangi ölçülerle sınırlamaktayım ve bunun gerek Kur'an gerekse Hazreti Peygamberin anladığı İslam'la ne ölçüde uyuştuğunu düşünmekteyim? -Varoluş sorgulaması çerçevesinde, insanın Yaratıcı ile ilişkisinin din ile ilişkisine yansıması nedir? -Konuşmama giren cennet, cehennem, ahiret hayatı, büyük muhakeme ortamı, Allah karşısında sorumluluk.... Bunlar, insanın dünyadaki tavırlarını nasıl etkilemelidir? -Acaba ben, her halükarda, din ile ilişkime bir sınırlama getirmekte miyim? Bu sınırlama, statükonun, din -insan - toplum ilişkisini, dinin gereklerini dikkate almadan tanzim etmesinde mi yatmaktadır? -Acaba, CHP'nin en büyük hassasiyet gösterdiği laik sistem çerçevesi, toplumun dindar kesimlerini ne ölçüde olumsuz etkilemektedir? Ben bu konuda bir sorgulama yapmalı mıyım? Bunda kusur toplumda mıdır, yoksa kurulu düzenin çerçevesinde midir? -Bu toplantıya katıldıktan ve bu konuşmayı yaptıktan sonra, toplumun dindar kesimleri benden daha farklı bir CHP politikası talep ederlerse ne yapmalıyım? -Acaba bana, CHP Genel Başkanı olarak, bugüne kadar toplumun bu alanda çektiği acılardan dolayı bir özür borcu düşmekte midir? En azından bir itiraf beklentisi olacak mıdır? -Sonuç: Bu toplantıya bir protokol insanı olarak katılabilirdim. O bile ilginç bulunabilirdi. Ama katıldım ve böylesine bir konuşma yaptım, bu konuşmanın doğuracağı soruları önceden öngörmemem mümkün değil. Bu soruları göğüslemeye hazırım diyebiliyor muyum? Bu soruların daha da çoğaltılabileceğini biliyorum. Çünkü benim “Sistem sancısı” dediğim şey Türkiye'nin asıl sancısıdır ve o sancının merkez noktası din - toplum - devlet ilişkisidir. Onun da kilit noktasında CHP iradesi vardır. Sayın Baykal, bu davranışı ile, o kilit noktada bir hareketlenme görüntüsü vermektedir. Yukarıdaki sorular, Sayın Baykal'ın kendi içinde yaşadıklarını anlama imkânı vermeyi amaçlamaktadır. Önümüzdeki dönemde biz, bu hareketliliğin mahiyetini kavrayacağız. Dileyelim hayırla sonuçlansın. AHMET TAŞGETİREN-AKSİYON
<< Önceki Haber Baykal'a can alıcı 43 soru Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER