Esed %100 gidici ama...

Halk devrimleri kaç kişiyle yapılınca başarılı oluyor, hangi durumlarda polis ve asker saf değiştiriyor?

Esed %100 gidici ama...

Zaman Yazarı Joost Lagendijk, bir internet sitesindeki makaleyi referans alarak ilginç bir yazı kaleme aldı. Yazıda bir rejimin devrilmesi için olmazsa olmazlar ve rejime başkaldırma oranı anlatılıyor. İşte o yazının ilgili bölümü... *** 'Political Violance @ a Glance' adlı internet sitesindeki oldukça ilginç bir kısa makalede, Florida State Üniversitesi Siyaset Bilimi Fakültesi'nden profesör Will H. Moore, halihazırda Suriye'de neler olduğunu açıklamaya çalışıyor. Moore, ortak eylem, halk direnişi ve baskı altındaki rejimler tarafından kullanılan silahlı kuvvetlerin tepkisine dair kapsamlı araştırma yürütmüş olan iki Amerikalı akademisyenin çalışmalarından faydalanmış. 1990'larda Mark Irving Lichbach, halkın yüzde beşinin devlete karşı aktif kolektif eyleme iştirak etmeleri halinde devletlerin yaşayamayacağını öne süren yüzde 5 kuralını ortaya attı. Vardığı sonuçların dayanağı, İran (1979), Filipinler (1986) ve Doğu Avrupa'daki (1989) halk devrimleriydi. Lichbach'a göre bütün bu örneklerde silahsız vatandaşlar büyük kitleler halinde sokaklara dökülürken, sayıları da, normal koşullarda belli bir davaya aktif olarak katılan yüzde 5'lik kesimi zaman zaman aştı. Rejimler yüzde 5 aşıldığında bu vatandaşların kitlesel olarak hedef alınmaları talimatını verdi ve ordu bunu yapmayı reddettiği anda da devrildiler. Moore, bu daha eski bulguları Jacqueline DeMerrit'in, güvenlik güçlerinin hangi koşullarda sivilleri öldürmeye ve her türden insan hakları ihlallerine girişmeye gönüllü olup olmadıklarını ortaya koymaya çalıştığı 'Ölüm İhalesi: Hükümet Eliyle Cinayetin Stratejik Mantığı' adlı yeni incelemesiyle harmanlıyor. DeMerrit'in vardığı sonuç şu: Eylemlerinin dışarıdan gözlemlenmesi, güvenlik güçlerinin emirlere uyma kararlarında kilit rol oynuyor. Askerler ve polisler sivil ölümlerin, sorumlu tutulacakları için kendi yaşamları ve özgürlükleri üzerinde ciddi etkisi olacağını fark ettiklerinde, itaat etmemek ya da firar etmek eğiliminde oluyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşların çalışmaları bu yüzden ziyadesiyle önemli. Bu örgütler uydu görüntülerini ele geçirerek Suriye'de ne olup bittiğini yakından izliyor, böylece ayrım gözetmeden hedef almanın su götürmez kanıtlarının kayda geçirildiğini herkesin bilmesini sağlıyorlar. Moore, ayrıca, DeMerrit'in çalışmalarını temel alarak, gözlemler arttıkça Suriye'de askerin ve polisin silahsız sivillere karşı güç kullanma isteğinin azalacağını savunuyor. Moore'un vardığı sonuçla bitirmek isterim, zira bana göre Suriye'deki durumu mükemmel bir şekilde özetliyor: "Suriye'nin dört bir yanındaki baskı aygıtlarının halihazırda yaptığı hesaplar, bence bu yüzden farklı tuhaflıklar üretiyor. Elleri kana batmış olanlar ve Esed rejimine bağlı olan diğerleri, güvenli bir şekilde cezaevi hücresine konulana dek saf değiştirmeyecekler. Ama başka on binlerce insan var ve bahse girerim ki, çok daha fazlası Esed'in kaybedeceği sonucuna varacak. Hele bir kitlesel itaatsizlikler başlasın, bence mevcut Suriye rejimini çökertecek olan esas başkaldırı eylemine tanık olmamız sadece günler ya da en fazla haftalar alacak."
<< Önceki Haber Esed %100 gidici ama... Sonraki Haber >>

Haber Etiketleri:
ÖNE ÇIKAN HABERLER